Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
822

Tam adı, Francisco de Goya olan ünlü sanatçı 1746 yılında İspanya, Fuendetodos’ta dünyaya gelmiş; çocukluğunu yakın bir şehir olan ve ailesinin asıl memleketi olan Zaragoza’da geçirmiştir. Daha sonra Madrid’e San Fernando akademisinde açılan bir burs sınavına katılmak için gitmiş, kazanamayınca ise İtalya’da bir süre gezdikten sonra tekrardan anavatanı İspanya’ya dönüş yapmıştır.

Hayatı boyunca birçok zorluk yaşayan sanatçı, psikolojisini ve tabii ki eserlerini etkileyen çeşitli tarihi olaylara şahit olmuş ve ölümcül iki tane hastalığa yakalanmış; hatta bu hastalıklardan bir tanesi işitme duyusunu kaybetmesine sebep olmuştur. Yaşadığı dönemde Fransız İhtilal’i gerçekleşmiş, sonrasında İspanya işgal edilmiş fakat bir süre sonra İspanya Monarşisi tekrardan iktidara geçmiş ve halkı ile savaşa girmiştir. Bu olaylar ve Engizisyon Mahkemelerinde yaşananlar, Goya’yı derinden etkilemiş, şiddet ve sıkıntı dolu bir yaşamı olmuştur diyebiliriz.

Yaşamının son döneminde içinde bulunduğu bu kötü olaylar etkisinde “Kara Resimler (Pinturas Negras)” diye anılan on dört resimlik bir seri ortaya koymuştur. Bu eserler dört yıl boyunca yaşadığı ve “Sağırın Evi (Quinta del Sordo)” olarak geçen evin duvarlarına yapılmış, daha sonra tuvale aktarılmıştır. Evin bu isimle anılmasının sebebi Goya’nın değil evin önceki sahibinin sağır olmasından kaynaklanmaktadır. On dört resimden oluşan bu serinin, en ünlü parçalarından biri ise şüphesiz “Çocuklarını Yiyen Satürn (Saturn Devouring His Son)” eseridir. Bu eserlerden hiçbiri sanatçının kendisi tarafından isimlendirilmemiş, yıllar sonra ortaya çıktıklarında sanat tarihçileri tarafından adlandırılmışlardır.

“Çocuklarını Yiyen Satürn” eserinde anlatılan konu şudur; Yunan mitolojisi tanrılarından biri olan Kronos yani Roma mitolojisindeki adıyla Satürn, bir kehanetle, tıpkı kendi babası Ouronos yani Roma mitolojisindeki adıyla Uranüs’ün de yaşadığı gibi çocuklarından birinin onu devireceğini ve başa geçeceğini öğrenir. Bu gerçeği kabullenemeyen ve deliye dönen Kronos, tüm çocuklarını doğdukları anda diri diri yemeye başlar. Son oğlu Zeus ise annesi tarafından kaçırılır ve Kronos’un ulaşamayacağı bir yere gönderilir. Eşi Rhea, Zeus yerine ona bir kaya parçası verir fakat gözlerini hırs bürümüş Kronos bunu fark etmeden kayayı midesine indirir. Yıllarca ailesinden uzak bir yerde yaşayıp büyüyen Zeus ise sonunda gelip babasını tahtından ederek Olimpos Dağı’na hükmetmeye başlar ve böylelikle kehanet de doğrulanmış olur. Kronos’un çocuklarından birini canlı canlı yediği anı tasvir eden bu eser dehşet yüklüdür. Siyah arka planın önünde gözünü kan bürümüş bir şekilde kafası ve bir kolu çoktan yenmiş olan çocuğunun, diğer kolunu yemeye koyulmuş Kronos’un yüzündeki ifade şok edicidir. Beyaz, uzun saçlı bir şekilde ele alınmış olan Kronos’un gözlerindeki hırs, delilik ve ne olduğunu önemsemeden elindekini sadece yok etme hevesi ile çocuğunu yemesi, eserin en önemli ve en şaşırtıcı detayıdır. Ellerinin arasında adeta kapana kısılmış olan kanla kaplı bedeni tüm hıncıyla o denli sıkmıştır ki parmak eklemlerini tüm detaylarıyla görebiliriz.

Evin duvarlarından, tuvale aktarılırken birçok detayı kaybolan eserin orijinalinde aslında Kronos erekte bir halde resmedilmiştir; bu detay, Kronos’un çocuklarını yiyip yok ederek ulaştığı hazzın korkunç bir tasviridir diyebiliriz. Bu eserin asıl yapılma amacının ise, ülke tarafından halka yaşatılan şiddete, devrim sonucu ölen insanlara bir gönderme yapmak ve gücün ne kadar önemli bir kavram olduğunu yansıtmak olduğu düşünülmektedir.

Kaynak 1,2,3

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
822

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here