Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
41
Çok yakın bir tarihte İstanbul’da verdikleri konserle Türkiye’deki hayranlarını son derece mutlu eden İngiliz elektronik indie grubu Alt-J, 2007 yılında; Joe Newman (gitar/vokal), Thom Sonny Green (bateri), Gus Unger-Hamilton (klavye) and Gwil Sainsbury (bas) tarafından Leeds Üniversitesi’nde kuruldu. İsimlerini, delta (∆) sembolünün klavyede “alt” ve “J” tuşlarına basılarak elde edilmesinden alan grubun debut albümleri olan “An Awesome Wave” kapağında da dünyanın en büyük deltası olan Bangladeş’teki Ganges-Brahmaputra Delta’sının tepeden görüntüsü olması, aslında grup üyelerinin bu “değişim” ve “farklılık” anlamına gelen sembole ne derece bağlı olduğunu kanıtlıyor.

Alt-J’in yaptığı müzik art rock’tan ciddi miktarda elementler içerirken, şarkılarındaki tüm elementlerin çok metodik ve reddedilemez bir mantıkla belirli yerlere yerleştirilmiş olması bana grubun bu şarkıları cidden bir tartışmayı bitirme havasıyla yazıp yazmadığını sorgulatıyor. Müzikal olarak incelenecek olursa, grubun 3 stüdyo albümünde de, parçalarında bulunan gitar ve piyano partları gerçekten çok az. Sanki işlevsiz ve kuru bir biçimde orada bulunsunlar diye konulmuş gibi duyuluyor. Fakat, bu arka planda kalan enstrümanların aslında bir “pansuman” görevinde kullanılıyor olduğu gerçeği, arkadaki hafif gitar rifflerinin grubun yetenekli bateristi Thom Sonny Green’e her şarkının tam ortasında öngörülebilir ama inkar edilemez bir giriş yapma olacağı ve dahası da bu dinamik gösteri ile parçadaki duygusal sıcaklığı arttırma izni veriyor.
Alt-J, albümlerini bilinçli olarak yüksek sanat tertibatları olarak sunulan zeki, çok parçalı suitler olarak tasarlıyor. Fakat bazen bu, Alt-J’nin albümlerinde istediği şeyi anlatmak için sonsuza dek oyalandığı anlamına geliyor. Buna örnek: grubun ikinci stüdyo albümü olan The Awesome Wave’in “Intro” adlı parçayla açılması ve arada birkaç “Interlude” şarkısı ile sizi mayıştırdıktan sonra “Yours” adlı -oldukça ağır ve derin- şarkıyı ortaya koyması olabilir. Fakat, Alt-J’in bu kadar çok övgü almasının en önemli sebeplerinden biri de grubun tarihsel olayları ve pop kültürünü alakadar eden konuları vurgulayan şarkılarındaki post-modern lirikliğidir. Örnek olarak “Taro” şarkısı, Gerda Taro‘nun İspanyol İç Savaşı sırasında bir savaş fotoğrafçısı olarak çalışması, ve o sırada gelişen Robert Capa ile olan ilişkisi üzerine yazılmıştı. Şarkı, Capa’nın ölümünün grafik detaylarını anlattığı gibi, Taro’nun iç dünyasına dinleyicileri sürüklüyor.

Grubun diğer en ünlü şarkılarından biri olan “Matilda” ise, Natalie Portman’ın oynadığı Luc Besson’un 1994 yapımı filmi olan Léon: The Professional‘daki “Matilda” karakterine bir göndermedir. Şarkının “Bu Matilda’dan” cümlesini tekrarlayan nakaratı, filmin doruğuna; (spoiler alarmı) Léon’un Matilda’nın ailesinin ölümünün intikamını aldığı sahne için yazılmış.

Alt-J’in popüler kültür elemetlerine dayalı parçalarından bir diğeri olan “Fitzpleasure”da ise, grup Brooklyn’de yayınlanan Hubert Selby Jr.’ın Tralala adlı kısa hikayesini dinleyicilerine anlatıyor. Hikaye, “Tralala” adlı bir hayat kadınının önce bir grup insan tarafından, ardından da bir süpürgeyle canice tecavüz edildikten sonra yalnız başına hayatını yitirmesi hakkında.

En son albümleri Relaxer‘ı 2017 yılında yayımlayan ve hala o albümün dünya turnesinde olan grup, her geçen gün genç, yaşlı fark etmeksizin binlerce dinleyicisini indie elektronikasının açtığı yolda büyüleyip, deneysel rock müziğe ilgisi olan sayısız müzisyene ilham vermeye, şarkılarında sıra dışı bir tat arayanlar için değişikliğin en güzel örneği olmaya ve sıcak melodileriyle içimizi ısıtmaya devam ediyor.
Alt-J, Relaxer turnesinde.
Kaynaklar: 123
Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
41

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here