Çizgi roman sektöründe en bilindik kahraman toplulukları kuşkusuz Marvel bünyesinde. X-Men, Avengers, Defenders, Fantastic Four, Inhumans… DC’nin kahraman topluluklarından ise Justice League çoğunlukla bilinmekte. Belki biraz da televizyon dizilerinden, animasyonlardan dolayı Teen Titans… Bir de Suicide Squad var tabi. Ancak DC bünyesinde bulunan en az bu topluluklar kadar önemli bir başka kahraman topluluğu daha var.

Çizgi roman sektörünün en bilindik şirketleri olan Marvel ve DC’nin karakterlerinin benzerlikleri oldukça aşikar. Deadpool ile Deathstroke, Dr. Strange ve Dr. Fate, Mr. Fantastic ve Plastic Man… Üstelik bu karakterlerden en bilinenleri kuşkusuz Marvel tarafındakiler. Üstelik bu sadece tek karakterlerle sınırlı da değil. İki şirketin bünyesinde bulunan bazı kahraman toplulukları da oldukça benzer. Avengers ve Justice League ekipleri bunun en büyük örnekleri…

Avengers’tan sonra Marvel’ın en ünlü kahraman topluluğu ise X-Men. Her ne kadar Fox bünyesinde çıkan filmler hakkında farklı görüşler olsa da gerek çizgi romanlardaki farklı kurgular gerekse topluluğun sahip olduğu motivasyon takdire şayan. DC bünyesinde de X-Men’in motivasyonuna oldukça benzer bir kahraman topluluğu var. Ancak X-Men kadar ünlü değil. Ne yazık ki…

Marvel sinema konusunda büyük atılımlar yaparken DC’nin o kadar düzenli ve planlı olmaması akıllarda çok fazla soru işaretleri bırakıyor. Marvel, önündeki yılları ince eleyip sık dokuyarak ilerlerken ve bunda oldukça başarılı olurken DC’nin biraz aceleci tavrı pek de umut vermiyor. Bu zamana kadar çıkan DC filmleri de bu umutsuzluktan nasibini almış durumda. Çizgi romanlardaki en bilndik karakterlerine yoğunlaşan DC, bu karakterler etrafında kurguladığı filmler sebebiyle pek çok olumsuz eleştiri aldı. İşin kısası DC’nin bu olumsuz eleştirileri değiştirmesi için çok uzun bir yolu var. Yani Doom Patrol bir süre daha gizli kalacak gibi görünüyor. En azından sinemalar için…

Şöyle bir gerçek var ki DC, sinemadan ziyade çizgi roman ve animasyonlarda daha başarılı. Doom Patrol ekibi de çizgi romanlardaki bu başarının nedenlerinden biri. Her ne kadar çizgi roman sektörünün sinema üzerinde artan hegemonyasına karşılık varlığını sahne yerine panellerde devam ettiren bu topluluk, pek bilinmese de DC’nin en güzide işlerinden biri. Peki kim bu Doom Patrol? Kimlerden oluşuyor? Amaçları ne?

Yazının başında da değindiğimiz gibi topluluk, X-Men ile oldukça büyük benzerlikler gösteriyor. Bu benzerliklerin ilki her iki topluluğu oluşturan kişilerin tasarımları kuşkusuz. X-Men’in kurucusu bilindiği üzere Charles Xavier. Marvel evreninin en güçlü telepatları arasında bulunan Xavier, tekerlekli sandalyeye mahkum bir karakter. Doom Patrol ekibini kuran ve ekibe liderlik eden Niles Caulder de Xavier’ın bu özelliğine ortak. Ancak onun gibi bir telepat değil.

Genç bir bilimsel araştırmacı olan Caulder’in kabul ettiği bir teklif, onun hayatını bir hayli değiştirdi. Caulder’in kabul ettiği bu teklif, onun araştırmalarına finansal destek sağlayan gizemli bir yabancının yardımcısı olma yönündeydi ve Caulder’in bu finansal desteğe ihtiyacı vardı. Ancak araştırmacı yönü onun bu gizemli kişiye yönelik merakını körükledi.  Ancak araştırmaları sonucunda dehşet verici bir gerçekle karşılaştı. Caulder’e destek veren kişi şeytani bir beyne sahip General Immortus’tu. Immortus uzun yıllardır sadece kendisini hayatta tutabilecek kadar ölümsüzlük iksirini yaratmaya çabalamış ve bu sayede varlığını devam ettirmişti. Şimdi ise Caulder’i şeytani emelleri için bir piyon gibi kullanıyordu.

Immortus, Caulder’in sadakatini garanti altına almak için ise bir başka şeytani bir fikir üretti ve genç araştırmacının göğsüne sadece kendisinin etkisiz hale getirebileceği bir bomba yerleştirdi. Ancak Caulder’in zekası da yabana atılacak gibi değildi. Bir şekilde Immortus’u etkisiz hale getirmeyi başaran Caulder, göğsündeki bombaya da bir çözüm bulmalıydı. Kendi programladığı robot asistanın da yardımıyla kendi üzerinde mekanik bir ameliyat gerçekleştirdi. Amacı göğsündeki bombayı imha etmekti. Bunun için ise klinik olarak ölü olması gerekiyordu. Caulder’in bu planı bir yere kadar işledi. Bombayı imha etti, yaşamayı başardı ancak bir daha bacaklarını kullanamayacaktı. Tekerlekli sandalyeye mahkumdu artık. Immortus’un tekrar kendisini bulmaması adına tüm araştırmalarını ve laboratuvarını yok eden Caulder, hiçbir türlü suça bir daha alet olmamayı kendine misyon edindi.

Caulder’in suçtan arınmak yönündeki amacına ek olarak bir başka amacı daha vardı. Hem suçtan arınmak hem de Dünya’yı suçtan arındırmak… Bunun için ise bir ekibe ihtiyacı vardı. Suç dünyası tek başına uğraşabileceği bir yer değildi. Destek gerekiyordu. Caulder’in ekibini şekillendiren ilk isimler ise Larry Trainor, Cliff Steele ve Rita Farr’dı. Larry Trainor tamamen kalıcı bir radyoaktif haldeydi ve bu haldeyken ortalarda dolaşması pek mümkün değildi. Bunun için Caulder zekasını kullandı ve Trainor’un ya da kahraman kimliğiyle Negative Man’in hayatını daha da kolaylaştırmak için ona radyoaktife karşı dayanıklı bir kumaştan kostüm hazırladı. Cliff Steele ise hayatını insan olarak devam ettirememekle karşı karşıyaydı ancak bilinci hala hayattaydı. Bunun üzerine Caulder de Steele’in hayattaki varlığını devam ettirebilmesi için bir plan yaptı. Steele her ne kadar insan vücudunda olmasa da bir robotun bedeninde varlığını devam ettirecekti. Üstelik bu Caulder’i insan beynini mekanik bir cisme nakleden ilk insan olacağı anlamına geliyordu.  Ekibin bir diğer üyesi Rita Farr ise bir Hollywood yıldızıyken Afrika’daki çekimler sonucunda bilinmeyen bir volkanik gaza maruz kaldı. Tekrar iyileştiğinde ise vücudunu istediği şekle sokabilecek kadar elastik bir haldeydi. Tabi bu Farr’ın kariyerine büyük bir darbe vurdu. Bunun üzerine o da Caulder’in yeni kahraman ekibine katıldı. Böylece Şef kod adıyla Caulder, suç ile savaşabileceği bir ekip kurmuş oldu. Doom Patrol emir ve görüşlere artık hazırdı.

Ekibin X-Men ile bir diğer benzerliği ise ekiptekilerin normal insanlardan farklı olmaları. X-Men ekibindekiler mutant olarak nitelendiriyorlar ve bu sebeple insanlar tarafından bazı dışlanmışlıklarla karşı karşıya geldiler. Doom Patrol üyeleri de aynı X-Men gibi farklı görünüş ve özelliklerinden dolayı insanlar tarafından pek de hoş karşılanmadı. Bu sebeple de işleri bir hayli zordu. Ancak Doom Patrol üyelerine yönelik bu dışlanmışlık, ekibin hikayeleri açısından oldukça önemli bir yer tutuyordu. Yazılan hikayelerde gerçek hayatta çağdaş ve popüler toplumda en uç olarak nitelendirilen bazı konular rahatlıkla işlenebiliyordu.

Ekibin ilk ortaya çıkışı ise My Greatest Adventure adlı macera serisinin 80. sayısında gerçekleşti. Seri ilk olarak macera türünde tasarlansa da daha sonra süper kahraman serisine dönüştürüldü. Yazar Arnold Drake ve çizgi roman sanatçısı Bruno Premiani, Doom Patrol ekibini yaratan kişilerdi. Takımın misyonu ise farklı özelliklere sahip olan kişilerin bu özelliklerle topluma yararlı şeyler yapması olarak belirlendi. Takım, lider Şef kod adlı Dr. Niles Caulder, Negative Man kod adıyla Larry Trainor, Robotman kimliğiyle Cliff Steele ve artık Elasti-Girl adını kullanan Rita Farr’dan oluşuyordu.

5 sayıdan sonra serinin ismi Doom Patrol olarak değiştirildi ve böylece ekip kendi adıyla ilk serisine sahip olmuş oldu. Serinin ilerleyen sayılarında ise ekibe yeni üyeler dahil oldu. Bir milyonerken süper kahramana dönüşen Mento kod adıyla Steve Dayton ve yeşil, şekil değiştirebilen Beast Boy ekibin sonraki üyeleriydi. Daha sonralarda ise Beast Boy, Teen Titans’a katılacak ve burada ününe ün katacaktı.

Serinin devam etmesi ve devam ettikçe artan ünü, Marvel’ın en ünlü adamı Stan Lee’nin de dikkatini çekmiş olacaktı ki Marvel, sadece 3 ay sonra X-Men ekibini piyasaya tanıttı. Üstelik Doom Patrol etkileri açıkça görülebiliyordu. Nitekim bu çizgi roman dünyasında pek de garip bir şey değildi çünlü Doom Patrol ekibinin de kurulmasında büyük ihtimalle Fantastic Four ekibi büyük rol oynamıştı. Bu tarz etkilenmeler oldukça normaldi.

Bir süre sonra tıpkı çoğu çizgi roman serisine olduğu gibi Doom Patrol de satışlarda geriledi. Bunun üzerine satışları tekrar yükseltecek bir olay gerekliydi. Bu olumsuz kadere mahkum olan serilerin çoğunda ise ana karakterler öldürülüyor ya da bu karakterlerin üzerinde bazı twist adı altında ters köşe hikayeler kurgulanıyordu. Arnold Drake de bu geleneğe uydu ve ekibin sadece iki üyesi dışındaki diğer üyeleri öldürdü. Sadece Mento ve Beast Boy hayatta kaldı. Beast Boy ekibin zorunlu dağılışının ardından Teen Titans’a dahil oldu. Mento ise bir başka DC karakteri Constantine tarafından cehennemdeki savaşta yer alması için seçildi. Ancak burada yaşadıkları Mento’yu psikolojik olarak oldukça kötü etkiledi ve bu etki Mento’nun Teen Titans’ın en yeni üyesi Beast Boy’a saldırmasına neden oldu. Nitekim Teen Titans’ın başka bir üyesi Raven, Mento’yu bu durumdan kurtardı.

Çizgi roman okuyan ya da takip edenler bilirler ki çizgi roman karakterleri ölse bile daha sonra farklı farklı sebeplerle hayata geri dönebilir. Kimi zaman doğaüstü sebeplerle bunu gerçekleştirebilen karakterler, kimi zaman ise farklı evrenler sayesinde tekrar hayatlarına kaldıkları yerden devam edebilirler. Doom Patrol karakterleri de bu kadere dahil oldu ve ekip bünyesinde yer alıp ölen karakterler farklı sebeplerle tekrar hayata geri döndü. Buna ekibin ana üyeleri de dahil… Aynı X-Men gibi farklı farklı karakterleri bünyesinde barındıran Doom Patrol ekibinde her daim yer alan tek karakter ise Robotman’di.

Doom Patrol üzerine yazılmış ana hikaye ise ekibin kurulmasından sonra ilk başlarda Niles Caulder’in yakından tanıdığı General Immortus ile olan savaşları içeriyordu. Immortus, Doom Patrol ekibinin ezeli düşmanlarından biri haline geldi. Bu durum X-Men ekibinin lideri Xavier ile X-Men’in en ezeli düşmanı Magneto’nun geçmişteki ilişkisine de benzer durumda. Xavier ve Magneto ilk başlarda oldukça yakın arkadaşlar olsa da daha sonra görüş ayrılığına düşmüş ve ezeli düşman olmuşlardı. Immortus ve Caulder de ilk başlarda birlikte çalışmış ve daha sonra Immortus’un şeytani yanını ortaya çıkaran Caulder, onun en büyük düşmanı haline gelmişti.

Ana hikayenin devamında ise ekip, Madame Rouge ve müttefiki Kaptan Zahl ile karşı karşıya geldi. İki kötü karakterin tuzağına düşen Doom Patrol ekibi, oldukça zor bir karar vermek zorunda bırakıldı. Bulundukları durum ölümcüldü ama aynı zamanda 14 masum insanın yaşadığı bir köy de tehdit altındaydı. Bu sebeple ya kendileri kurtulacaktı ya da 14 masum insan… Oldukça zorlu bir durumda olmalarına karşın ekip üyeleri kahraman iç güdüleriyle bir karar vardı ve kendilerini feda ettiler. Bu olayla satışların artması için kurgulanan ana karakterlerin ölümü de gerçekleşmiş oldu.

Ekipten sadece Mento ve Beast Boy hayatta kaldı ancak ekibin ölümüne yol açan iki kötü karakter Madame Rouge ve Kaptan Zahl da hayatta kalan isimlerdi. Mento, hayattayken ekip üyelerinden Elasti-Woman ile bir ilişki içindeydi ve Beast Boy da bu çiftin evlatlık aldığı çocuktu. Eşinin öldürülmesinden sonra intikam yemini eden Mento, önce Constantine’in sonra da kendisini kurtaran Teen Titans ekibinin yanında yer aldı. Mento’yu müttefik olarak kabul eden Teen Titans ise Doom Patrol ekibini öldüren iki şeytanı karakterler savaştı. Sonunda Teen Titans ve Mento galip geldi ve iki kötü karakter hayatlarını kaybetti.

İlerleyen dönemlerde daha farklı Doom Patrol ekipleri kuruldu ve misyonlarına devam etti. Daha sonra ise ekibin ana üyeleri ölümden geri döndü. Bunun üzerine ekibe katılan ana üyeler daha pek çok farklı ekip üyeleri ile yan yana savaştı. Böylece Doom Patrol ekibi de aynı X-Men’e olduğu gibi pek çok farklı kahramanı bir araya getirdi. Ayrıca farklı Doom Patrol ekipleri de DC’nin diğer kahraman ekipleriyle ve karakteriyle ortak maceralarda bulundu. Aynı şekilde tüm DC evrenini yakından ilgilendiren Infinit Crisis, New 52 ve Rebirth etkinlikleri dahilinde de Doom Patrol ekibi, yaşanan gelişmelerde yerini aldı.

DC’nin gelecekteki  sinema planlarında olup olmadığı şu an için belirsiz olsa da Titans dizisinde görünceği yönünde haberler çıkan Doom Patrol, şu an için varlığını esas olarak çizgi romanlarda sürdürmekte. Dileriz ki DC, sinemalardaki kötü talihini değiştirsin ve aynı Marvel kadar sağlam ve planlı ilerlesin. Böylece belki Doom Patrol de hak ettiği değere kavuşur ve daha çok popüler hala gelir. Her ne kadar uzun bir süreç olacağı kesin olsa da umut etmenin sınırı yok. Bekleyip göreceğiz. Zaten çizgi roman severler olarak hep bunu yapmıyor muyuz?

Kaynak: 1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here