1876 yılında tamamlanan Le Moulin de La Galette’de Dans adlı bu tablo, İzlenimci ressam Pierre-Auguste Renoir’in en ünlü eserlerinden biridir. Oldukça hareketli, neşeli ve canlı bir kalabalığa doğru baktığımız bu eser, Renoir’in grup dinamiğini işleyişi hakkında da bilgi verir niteliktedir.

Genç yaşta çalıştığı dükkanlarda porselen süslemeciliği ve yelpaze boyamaları yaparak geçimini sağlayan Renoir, sanat hayatına buradaki çalışmalarıyla başlamıştır. Resmetme ve üretme zehrini kaptıktan sonra durdurulamayan büyük bir tutkuyla resme sarılır. Bu azim ve tutkuyla Güzel Sanatlar Akademisi’ne giriş yaptıktan sonra burada gelişimine katkı sağlayacak olan Basille, Sisley ve Monet gibi ressamlarla tanışır.

Pierre Auguste Renoir (1841-1919)

Renoir’in burada tanıştığı ressamlarla olan dostluğu, İzlenimci bakış açısının gelişmesine yardımcı olur. 1870-1880 yılları arasındaki İzlenimci döneminde birçok başarılı eser üretir. Renoir’in kendi kariyeri için ayrı öneme sahip olan bu eseri, aynı zamanda akımın da en önemli eserlerinden biri haline gelir.

Resimde bir pazar öğleden sonrasında Le Moulin de La Galette’de toplanan kalabalığı görüyoruz. Burası Paris’teki entelektüel çevrenin buluşma noktası olan Montmarte’de bulunan bir locanın bahçesidir. Renoir’in bu kalabalık grup resmi için, yakın çevresindeki dostlarından yardım aldığı bilinmektedir. Ona modellik yapan dostlarıyla açık havada çalışmak Renoir’in sevdiği bir çalışma tarzıdır.

Renoir’e çizgili elbisesiyle poz veren ve resmin önünde yer alan modelin, ressamın diğer eserlerinde modellik yapmış olan Jeanne’nin kız kardeşi olduğu söylenmektedir. Ayrıca arkada model Margot ve Kübalı ressam Cardenas’in dans ettiği görülmektedir. Resmin sağ tarafındaki masanın etrafında toplandığı gördüğümüz grupta; Frank Lamy, Norbert Goeneutte ve Georges Rivière yer almaktadır.

Resimdeki kalabalığın bir kısmı neşeli şekilde dans ederken, masa etrafında toplananlar ise keyifli sohbetlere eşlik etmektedir. Renoir’in bu yoğun ve hareketli kalabalığı resmederken kullandığı teknikler aslında kendi resim stili hakkında bilgi vermektedir. İzlenimcilik akımının bir özelliği olan hassas ve dağınık fırça darbeleri burada da görülmektedir. Bu şekilde birleştirilen renkler arasındaki geçişler oldukça bulanık ve yüzeyseldir.

Bu hareketli doku aynı zamanda ışığın kullanımı hakkında da bilgi vermektedir. Kişilerin ve nesnelerin üstüne vuran benekli leke görünümlerinin ağaçlardan süzülen ışığın emareleri olduğu fark edilir.  Işığın nesneler üstündeki etkisi ve etrafındakilerle olan iletişimi net bir şekilde anlaşılmaktadır.

İzlenimciliğin esaslarından biri olarak; yine bu resimde de, görülen gerçeklikten ziyade önemli olan görülenlerin kişiye hissettirdikleridir. Bahar esintisini, yaprakların hışırtısını ve kalabalığın ritmine karışan çatal bıçak seslerini hissedebilmek hiç de zor değildir.

Açık havada bulunan bu atmosferin canlılığını ve yoğunluğunu aktarmak konusunda son derece başarılı olan Renoir, aynı zamanda hareketli bir dokuyu işleyiş tarzını da anlatmaktadır. Tüm gölge ve ışık hareketlerinin, kalabalığın dansıyla birleştiği ve aslında tüm tablonun hafifçe süzülen bir dans seremonisinden meydana geldiği görülür.

Gözlerinizi kısıp resme şöyle bir uzaktan baktığınızda, dansın bütün büyüsünü görebilirsiniz. Hatta belki de müziğin ritmini bile duyabilirsiniz. Renoir, dans eden bu kalabalığı uzaktan izlemekle yetiniyor gibi görülebilir. Ancak bu kendi tarzında dans etmediği anlamına gelmiyor.

“Madem dans etmenin zevkini tadamıyordum, yaratmanın büyüsünü yaşayabilirdim.”

Christy Brown

İzlenimci akımın tüm özelliklerini barındıran ve akımın ana parçalarından biri olan bu eser günümüzde Paris’te bulunan Orsay Müzesi’nde sergilenmektedir.

Kaynak: 1, 2, 3,

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here