Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
41

Tarihi olayların arka perdesinde çoğu zaman kadınlar vardı. Kimi Kraliçe Artemisia gibi savaşçı özelliğini kullandı (tarihe kaydedilen ilk deniz savaşında ilk kadın amiral), kimi Kleopatra gibi kurnazlığını kullandı, kimi Kösem Sultan gibi kudretini kullandı, kimi ise Mata Hari gibi dansını… Nasıl yani diyorsanız okumaya devam edin.

Dansı tutku haline getiren Mata Hari 7 Ağustos 1876 tarihinde kaynakların çoğuna göre Hollanda’da dünyaya geldi. Mata Hari’nin asıl adı Margaretha Geertruida Zelle idi. (Mata Hari’nin ismi Malay dilinde şafağın gözü, Hint Dilinde şafağın gözbebeği anlamına gelir.)

En bilinen hikayeye göre Mata Hari’nin babası tüccar, annesi güzel ve zengin bir kadındı. Mata Hari 18 yaşında bir öğretmen okuluna başladı. Burada fiziği ve hareketleri herkesi etkiliyordu. Öyle ki okul müdürü Mata Hari’ye karşı büyük bir aşk besliyordu. Fakat Hari’nin tek dileği bir subayla evlenmekti. Evliliklerin gazeteye ilan vermekle başladığı dönemde Hari’nin gözüne bir ilan çarpmıştı. Bu bir subayın ilanıydı. Mektuplaşmaların ardından Mata Hari’nin dileği kabul olmuştu. 1895 yılında evlendiler. 1896 yılında ise Norman adını koydukları bir oğulları oldu. Kendinden 20 yaş büyük subay eşiyle oradan oraya sürüklendi. Cava adasına(güneydoğu Asya’da bir ada) geldiklerinde içindeki dans tutkusu ortaya çıkmaya başlamıştı bile. Evliliğinde ise her şey normal gidiyordu. Öyle ki Marie Jeanne adını verdikleri bir çocukları daha oldu. Doğumundanbir süre sonra ise küçük oğulları Norman zehirlenerek ölmüştü. Normal giden her şey bu olayla birlikte kötüye gitmeye başlamıştı. Çift 1902 yılında boşandı. Mata Hari 1903 yılının sonlarına doğru Paris’e taşındı. Cava’da ortaya çıkan dans tutkusu burada can bulmaya başlamıştı. 13 Mart 1905’te Mata Hari, Guimet Müzesi’nde düzenlenen ve seçkin davetlilerin olduğu bir topluluk karşısında Hintlerin mukaddes danslarını canlandırdı. Mata Hari herkesin ilgisini çekmeyi başarmıştı.

Ama başka şehirden gelen bu kadın herkesi şüpheye düşürüyordu. 1912 yılında ülkelerde casuslar artmaya başlamıştı. Casus olduğundan şüphe edilen Mata Hari, Fransa tarafından tutuklandı. Hiçbir delil bulunamayınca Fransa Mata Hari’yi sınır dışı etmek istedi. Bunun üzerine Mata Hari bağlılığını göstermek için Almanlardan alacağı bilgileri Fransa’ya iletebileceğini söyledi. Fransa, Mata Hari’ye güvenmiyordu ama teklifi kabul etmiş gibi göründü. Mata Hari’nin önce İspanya sonra İngiltere’ye gönderilmesini karar verildi fakat hepsi bir tuzaktı. İngiltere’ye ayak basar basmaz Gizli Haber Alma Teşkilatı tarafından İspanya’ya iade edildi. Fakat Madrid’de sadece güzelliği ve dansıyla değil aynı zamanda casus şüphesi ile gözler üzerindeydi. Bunun üzerine Mata Hari Paris’e geri dönüp tekrardan dansına devam etme kararı aldı.

Yeniden Fransa’ya döndü ancak Fransız cephesinde gerçekleşen tüm olumsuz olaylardan sorumlu tutulmaya başlandı. Tüm yenilgilerin suçu onun üzerine atılıyordu ancak yine de Fransa ve Hollanda hükümetlerinde tanıdığı nüfuz sahibi kişilerin yardımlarıyla hazırlanan tuzaklardan kurtulmayı başarıyordu. Hari o dönemde Fransız, İngiliz, Rus subay ve devlet adamlarından topladığı çok gizli askerî bilgileri, kızına yazılmış olarak görülen şifreli özel mektuplarla Paris’ten Almanlar’a ulaştırıyordu. Denizcilik istihbarat başkanlarıyla toplantılara katıldığı Madrid‘den Paris’e döndükten hemen sonra, 13 Şubat 1917‘de tutuklandı. Yapılan araştırmalarda evinde bulunan ve Alman Gizli Servisi’nden aldığı doğrulanmasa da miktarı şüphe uyandıran 30.000 marklık senet başına bela açtı. Bu parayla ilgili olarak mahkemeye “Hediye aldım” açıklaması yapan Hari’nin savunması inandırıcı bulunmadı ve Fransızlar onu idama mahkum ettiler. Ünlü dansçı ve ajan, 15 Ekim 1917‘de kurşuna dizilirken gözlerini bağlatmayarak bir cesaret ve soğukkanlılık örneği gösterdi.

Jeanne Moreau 1964 yılında Mata Hari, Ajan H21 filminde onu tasvir etti.

KAYNAKÇA: 1, ”Casus” kitabı.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
41

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here