Amerika’da çizgi romanın doğuşundan birkaç yıl sonra, 1908 yılında haftalık olarak çıkan Corriere dei Piccoli ile İtalyan çizgi romanı Fumetti’nin doğuşu başladı. Kelime anlamı küçük puf duman olan Fumetto (Fumetti kelimesinin tekil hali), çizgi romanlarda bulunan konuşma balonlarına bir referans niteliği taşımaktaydı. Fakat tüm bunlara rağmen Corriere dei Piccoli ile beraber orijinal Amerikan çizimleri, dönemin çocuklarına yönelik tarzda uyarlandı ve konuşma balonları kaldırıldı. Öykülerin anlatımı ise daha kafiyeli hala getirildi.

Fumetti’nin doğuşunu simgeleyen Corriere dei Piccoli; dergideki hikayelerde kullanılan Kübizm, Dadaizm, Modernizm gibi sanat akımları ile oldukça yüksek kaliteye ulaştı. İlk İtalyan çizgi roman karakteri ise Attilio Mussino’nun çizdiği küçük bir siyahi çocuk olan Bilbolbul idi. Birinci Dünya Savaşı öncesi en bilinen çizerlerden olan Antonio Rubino ile Bilbolbul’un yaratıcısı Mussino, yaptıkları çizimlerle okul çağındaki çocukları öğrenmeye teşvik etmeye çalıştılar. Mussino’nun Bilbolbul karakteri deyimleri, Rubino’nun Quadratino’su ise çocuklara geometriyi öğretmek için yaratıldı.

1930’lara kadar çizgi romanlar sadece çocuklara yönelik olarak görülüyordu. Daha sonra genç yetişkinler için Giornali adında haftalık dergiler yayınlanmaya başladı. Bu dergilerde kısa öyküler, makaleler ve çizgi roman hikayeleri bulunuyordu. Ayrıca yine bu dergilerde, Mickey Mouse’un İtalyan versiyonu olan Topolino gibi pek çok Amerikan macerası özgün bir biçimde ve İtalyanca olarak yer alıyordu. Çizgi romanların bu kadar rağbet görmesi, İtalya’da çizgi roman yazarları yetiştiren bir okulun kurulmasını sağladı. Bu okul sayesinde hem gerçekçi hem de esprili anlatımlara sahip çizgi roman yazarları yetişti. Il Vittorioso adındaki haftalık dergi, Caprioli, De Luca, Landolfi ve Benito Jacovitti gibi uzun yıllardır sevilen pek çok çizgi roman yazar ve çizerinin eserlerine yer verdi. Giornali dergisinde seri olarak bulunan bu hikayeler daha sonra tek bir karaktere sadık kalarak albi adıyla yeniden basıldı. Amerikan çizgi romanlarından farklı olarak İtalyan albileri daha farklı formatlarda yayınlandı. Bunlardan en önemlisi, yatay olarak geliştirilen Formato All’Italiana formatı olarak da bilinir.

İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen önce, Faşist rejim Amerikan film ve çizgi romanlarının ithalatını yasakladı. O dönemin başbakanı Mussolini, Amerikan yaşam tarzının kendi halkını etkilemesinden çekiniyordu. Bu sebeple sadece İtalyan karakterlerin bulunduğu İtalyan hikayelerin yayınlanmasını emretti. Mussolini’nin bu emriyle pek çok yeni hikaye oluşturuldu fakat halk Amerikan hikayelerini daha çok seviyordu. Böylece yayıncılar bu serilerine ‘İtalyanlaştırma’ adına sansür getirmeyi tercih etti. Çok sevilen bazı karakterlerin serileri yerel yazarlar tarafından İtalyanca isimlerle yeniden oluşturuldu. Ünlü film yapımcısı Federico Fellini, Flash Gordon’ın bazı hikayelerini İtalyanca olarak yeniden yazdı. Düşmanlık bitene kadar tüm Amerikan materyalleri ortadan kaldırıldı. Yasaklanan en son karakter ise Mickey Mouse oldu.

Savaşın sona ermesinden sonra Amerikan filmleri ve çizgi romanları İtalya’ya geri döndü. Daha önce oldukça sevilen Giornali dergileri artık eskisi kadar rağbet görmüyordu. İtalyan halkı, artık daha çok sayfalı ve eksiksiz hikayeleri olan kitap haline getirilmiş dergileri tercih ediyorlardı. Hugo Pratt, Mario Faustinelli ve Dino Battaglia, Batman’in hikayelerine benzer L’Asso di Picche’yi yarattılar fakat pek başarılı olamadılar. Bunun sebebi, süper kahramanların İtalyan halkının dikkatini pek çekmemesiydi. 1960’lı yılların sonlarına doğru İtalya’da bilinen süper kahramanlar Superman olarak bildiğimiz Nembo Kid ve Batman’di.

Mickey Mouse ve Disney hikayelerini içeren Topolino dergisi, 1949 yılından sonra tüm Disney dışı materyalleri iptal etti ve formatını günümüzde de Amerika’da yayınlanan Disney hikayelerinin formatına dönüştürdü. Bu durum büyük bir başarı sağladı ve Topolino’yu en çok satan Disney dergisi haline getirdi. Disney çizgi romanlarının en önemli üreticisi konumunda bulunan İtalya; Asteriti, Bottaro, Carpi, Cavazzano gibi çizerlerle uzun yıllar bu başarısını sürdürdü. Topolino’nun bu başarısı diğer yayıncıları da etkiledi. Bu sayede formatlarını değiştiren diğer yayıncılar da gençlere yönelik esprili hayvan hikayeleri yayınlamaya başladı. Böylece Avrupa’nın pek çok ülkesinde popüler hale gelen Cucciolo, Tiramolla, Pepito gibi yayınlar ortaya çıktı.

Kağıt eksikliği sebebiyle küçük yayıncılar Amerika’da Giveaway çizgi romanlarında kullanılan ‘striscia’ denilen çok küçük boyutlara geçiş yaptılar. Tex, Capitan Miki, Il Grande Blake gibi Batılı kahramanlar bu değişiklikten oldukça etkilendiler. Kağıt krizi geçtiğinde ise Tex, Bornelli formatıyla yeniden okuyucularıyla buluştu. Bu formata göre çizgi romanlar siyah beyaz renkte, 6.2’ye 8.2 inç boyutlarında, her birinde 6 panel olacak şekilde 96 sayfalı kitap halini aldı. Bu arada, Amerika’da sendikalı hikayelerin ilerleyişi yavaşlamaya başladı. The Phantom ve Mandrake gibi klasiklerin dışındaki seriler artık varlık gösteremiyorlardı.

1962’de yayınlanan Angela ve Luciana Giusani’nin Diabolik’ine kadar formatta bir değişiklik olmadı. Diabolik ile yeni formata geçen çizgi romanlar artık her birinde 2 panelli 128 sayfa olarak yayınlanmaya başladı. Diabolik’in ilk sayılarında, öldürmekte tereddüt etmeyen bir kötü karakter olması, çizgi roman sektöründe köklü bir değişiklikti. Çünkü o zamana kadar çıkan çizgi romanlardaki ana kahramanlar daima iyiliği sembolize ettiler. Diabolik; Kriminal, Satanik, Alan Ford gibi çizgi romanlara da ilham kaynağı oldu. Ayrıca 1960’larda doğan ve 1980’lerde etkisini gösteren bazı erotik serilerde de Diabolik’in izlerine rastlandı.

Fumetti Neri adı altındaki bu tarz çizgi romanlara karşı, Amerika’da 1950’li yıllarda korku çizgi romanlarına yapılana benzer bir kampanya başlatıldı. Bazı eğitimciler, eleştirmenler ve Katolik Kilisesi, bu tarz çizgi romanları sosyal açıdan tehlikeli olarak yorumladılar. Fakat 1965 yılında çıkan Linus, yetişkinlere yönelik ilk çizgi roman dergisi oldu. Oreste Del Buono, Umberto Eco ve Elio Vittorini gibi kültürel yönden zengin eserleri yayınlayan Linus, halkın çizgi romanlara karşı olan saygısını artırdı.

Linus ve Eureka gibi prestijli dergiler sayesinde; Guido Crepax, Hugo Pratt, Milo Manara, Vittorio Giardino, Paolo Eleuteri Serpieri, Tanino Liberatore ve Attilio Micheluzzi gibi yazar ve çizerler kariyerlerine başladılar. Bonvi ve Silver gibi esprili yazarlar; Altan, Chiappori, Pericoli ve Pirella gibi politik karikatüristler de bu dergiler sayesinde isimlerini duyurdular. 1970’li yıllarda Lorenzo, Mattotti, Igort gibi yazarlar birçoğu postmodern tarzda çizilmiş bir dizi yenilikçi çizgi romanlar yarattı.

Prestij dergilerinin yazarları başta Fransa olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinde ve Amerika’da tercüme edilerek oldukça yaygınlaştı. Corto Malta’nın yaratıcısı olan Hugo Pratt ve Milo Manara uluslararası alanda oldukça popüler hale geldi. 1965 yılında Comics Club 104 adındaki ilk fanzin yayınlandı ve ilk çizgi roman kongresi olan Salone Internazionale dei Comics Bordighera’da düzenlendi.

1960 ve 1970 arası yıllarda Fumetti’nin ilk ortaya çıkışını temsil eden Corriere dei Piccoli gibi pek çok eski dergi, renkli kaygan kağıtlar üzerine basıldı ve komple veya serileştirilmiş hikayelerle Tintin ve Spirou gibi Fransız çizgi romanlarına benzer formatlara dönüştürüldü. Bunlardan en çok bilineni olan Corriere dei Ragazzi’deki hikayeler, İtalyan yazarlar Mino Milani ve Alfredo Castelli tarafından yazıldı. New York’daki pek çok çizgi roman sanatçısı Times Meydanı’ndaki uluslararası standlarda bulunabilecek olan Corriere dei Ragazzi’den esinlendiklerini belirtti.

Yerel televizyon kanallarının yaygınlaşmasıyla beraber oldukça popüler olan çizgi roman sektörü büyük bir vurgun yedi. 1976 ve 1980 yılları arasında, hükümetin onayıyla yüzlerce özel televizyon istasyonu ve şebekesi kuruldu. Bu sebeple çizgi roman sektörü büyük bir sekteye uğradı.  24 saat boyunca ücretsiz yayın yapan televizyon kanalları insanları çizgi romanlardan uzaklaştırdı. Bu da uzun süredir artan bir başarı grafiği yakalayan çizgi roman yayınlarının durdurulmasına sebep oldu. Açık saçık videoların varlığı da erotik çizgi roman yayınlarının önüne geçti. Sadece yüksek kaliteli, okunması bir saat veya daha fazla süren yayınlar televizyonun bu hegemonyasına alternatif olarak gösterildi.

1980’li yıllara gelindiğinde ise televizyonun hegemonyasına karşılık Sergio Bonelli’nin yayınladığı çizgi romanlar oldukça büyük bir çıkış gösterdi. Bu çizgi romanlar 96 sayfa olup, en iyi İtalyan yazarlar tarafından yazıldı ve 10-15 farklı çizer tarafından çizildi. Daha önce sözü geçen Tex’in haricinde Baltalı İlah Zagor, İtalyan çizgi romanında bir dönüm noktası olan Mister No, daha olgun ve sofistike ögeler barındıran Martin Mystere, kült korku serisi Dylan Dog ve ünlü bilim kurgu serisi Nathan Never gibi efsaneleşmiş çizgi roman serileri de Bonelli’nin editörlüğünde piyasaya sürüldü.  Martin Mystere ve Dylan Dog ortaya çıktığında, eleştirmenler prestijli ve popüler yayınlar arasındaki geleneksel farklılığı terk etmeye başladı. Böylece İtalyan çizgi romanı bambaşka bir boyuta ulaşmış oldu.

Günümüzde ise İtalyan çizgi romanı pazarının %80’lik kısmını, Sergio Bonelli (%40) ve Walt Disney Company Italia (%60) oluşturmakta ve her yıl bu iki çizgi roman şirketi toplam 100 milyondan fazla kopya satmakta. Prestijli formatın kullanıldığı Linus ve Comic Art dergileri ayda toplam 40 milyon kopya ile varlıklarını devam ettirmeye çalışıyor. Fumetti Neri temsilcisi Diabolik ise ayda ortalama 150 milyon kopya ile kendini İtalyan çizgi roman sektörüne kabul ettiriyor. Süper kahramanları konu alan Marvel’ın İtalyan ayağı ise yılda 6 milyon kopya ile sektörde pek varlık gösteremiyor. Yine aynı şekilde, Japon çizgi romanı mangalar da yılda 2.5 milyon kopya ile çok düşük bir rağbet görse de bu sayı her yıl hızlı bir şekilde artıyor.