“Bahçe burası, yeşil ve huzurlu.
Bir yerlerde bir uğultu.
Birisi yanmış.
Yok olmuş birisi.”
DC evreninin arkada kalmış ve çok da umursanmamış bir karakterinin, Neil Gaiman tarafından yeniden uyarlanması ve bir his denizi yaratmasıyla aklımda yer etmiş olan bu çizgi roman, benim için kesinlikle anlatılmaya değer. Bir ölümle başlayan ve bunun sonucunda bir yaşam doğan bir konusu var bu çizgi romanın, tıpkı hayat gibi. Aslında kendini keşfetme öyküsü bu. Doğumunun nedenini fark eden, amaçlarının farkında olan –kötüleri alt etmek– ama bunu tamamıyla nezaketle yapmak isteyen bir baş kahramanımız var. Yaratıldığı kişinin yani bir nevi annesinin anıları hala aklında, yaşamındaki kötülükler de onu takip etmekte. Onu yaratan kişinin aşkı ile büyümüş bir topluluğun yaşayabilen son üyesi… Son anda bir küçüğü de kurtarmış ve babasının başına gelenlerden hem kaçmak hem de neler olduğunu anlamak için yollara düşüyor. Olanları anlaması için birilerini bulması ve onları sessizce dinlemesi gerek. Sonra bir şehirde siyah pelerinli biri ona yol gösteriyor -evet, evet kim olduğunu hepimiz biliyoruz-. Bu şekilde geçmişinde var olmasını sağlayan birini buluyor, doğayı. Onun sayesinde onun gibi nezaketle yaşamak isteyen doğa mucizeleri bırakıyor etrafa. Dünyanın en çok ihtiyacı olan şeylerin bunlar olduğunun bilincinde sanki. Doğanın serbest bırakılması ve insanların o doğaya ve içindekilere hissetmesi gereken nezaketi…
Belki okurken intikam almak için yollara düştüğünü düşünebilirsiniz ama bu, sadece kendini tanıma ve keşfetme öyküsü. Bir biyolog tarafından sevgi uğruna yaratılmış bir orkide-insan karışımının hayat yolculuğu gerçekten zorlu. Farklılıklar her zaman bir sorunken onun nezaketle bir şeylerin üstünden gelmeye çalışması, kendini tanıma isteği hem de kurtarabildiği tek küçük bedeni daha kendisinin bilmediği yollarda korumaya çalışması… Daha önce değindiğim gibi, ara ara hatırladığı anılar da onu daha çok kapana sıkıştırıyor. Geçmişte olduğu kişi o değil aslında, gerçek o değil, ama ilk onunla var olduğu için nasıl değiştirebilir ki kaderini? Yollarda öğrenip aslında sakin bir orkide olarak ormanın derinliklerinde yaşamak onun için en iyi seçenek olmasına rağmen, onun olmayan geçmişi yine peşini bırakmıyor ve onu buluyor. Yine de nezaketle ve kendi doğasıyla sorunlarını çözüyor. Asla şiddete başvurmadan bitiyor bu çizgi roman, karşı taraf sadece kan dökmek isterken. Dediğim gibi garip bir ikilem bu, o geçmişe de ait olmak hem istiyor hem istemiyor karakterimiz. Sonunda kabul ediyor var olmasının nedenini ve insanların içine geri dönme kararı alıyor.
Bu güzel çizgi roman, bu naif hikayesi yanında gözlerinizi alamayacağınız ve her renkle konunun hissini tam veren çizimleriyle uzun süre sayfaları incelemenize sebep oluyor. Sadece güzel bir hikaye değil, aynı zamanda güzel bir görsel şölen var karşımızda Dave McKean sayesinde. Birbirinden güzel yeteneklerin buluştuğu bir çizgi roman daha.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here