Eğer sizler de benim gibi birer Civilization hayranıysanız yüksek ihtimalle efsane Civilization serisinin oyunlarına yüzlerce saat harcamışsınızdır. Oyunu oynarken de oyunda “dünya harikaları” olarak nitelendirilen binalara sahip olmak bir hayli önem taşıdığını biliyorsunuzdur. Her oynadığımız oyunda onlarca tur harcayıp inşa ettiğimiz bu binalar sizlerin de bildiği gibi sadece oyunda var olan yapılar değiller. Civilization serisinin geliştirici ekibinin bu “tarihi yapıları” seçmesinin birçok sebebi var. Ben de her oyunu oynadıktan sonra bu binaların tarihini araştırmak ve neden oyuna konulduğunu anlamak adına saatlerimi harcıyorum. Bu yüzden de en çok ilgimi çeken ve hikayelerinin en az bilindiğini düşündüğüm yapılardan başlayarak sizlerle paylaşmaya karar verdim. İşte karşınızda Civilization evreninin -ve tabi ki gerçek dünyanın- en önemli binaları…

El Hamra Sarayı (Alhambra)

Civilization 5’te de inşa edebildiğimiz bu müthiş saray, mimarisi ve konumu sebebiyle her zaman benim için dünya üzerindeki en ilgi çekici yapılardan biridir ve bu yüzden de hikayesini ilk aktaracağım “dünya harikası” El Hamra olacak.

El Hamra, İspanya’nın Granada şehrinde ilk olarak MS 889’da askeri amaçla küçük bir yapı olarak inşa edilmiş. 13.yüzyıla kadar da o haliyle durmuş. 13.yüzyıl itibariyle başlayan El Hamra’nın geliştirmeleri, 1273’ten 1391’e kadar devam etmiş. Hatta 1492’de bölge tekrar Hristiyan hakimiyeti altına girince de Rönesans mimarisine uygun eklemeler yapılmış. Yani anlayacağınız El Hamra sarayının şu anki ihtişamlı haline gelmesi bir hayli uzun sürmüş.

Sarayın en ilgi çekici özelliklerinin arasında; birbiriyle bağlantılı çok sayıda odalar ve salonlar, bütün bu mekânların arasında yer alan avlular, muhteşem yeşil alanlar, havuzlar, çeşmeler ve bahçeler yer alıyor. Hatta, Yahya Kemal Beyatlı İspanya’da elçilik yaptığı dönemde El Hamra’dan hayranlıkla bahsetmiş ve betimlemiş. Örnek bir cümle olarak, “Dünyanın hiçbir yerinde Allah adını bu kadar çok zikreden sütun, kemer, kubbe, tavan, kapı ve duvara sahip başka bir saray bulmak mümkün değildir.” verilebilir. Bahsettiği şey de bu sarayın bütün duvarlarında ahenkli bir şekilde yer alan ‘Allah’tan başka galip yoktur’ anlamına gelen ‘Wa-la galib illa Allah’ cümlesidir. Son olarak da El Hamra’nın dünya üzerinde İslam mimarisinin en ileri noktası olarak görüldüğünü -zaten bu yüzden de oyunda yer aldığını tahmin ediyorum-belirteyim.

Büyük Zimbabwe (Great Zimbabwe)

Bu anıtın 9. ve 15. yüzyıllar arasında (11. ile 14. yüzyıllar da olabilir) arasında inşa edildiği düşünülüyor. Burası Zimbabwe krallığının başkentiymiş ve kralın ikametgahı da dahil olmak üzere çok büyük bir yerleşim alanı burada yer alıyormuş. Öyle ki bu yerleşim yeri en kalabalık olduğu dönemde 18.000 kişiye ev sahipliği yapmış. Bu anıtların önemini Zimbabwe isminin bu anıtlardan gelmesinden anlayabiliriz. Çünkü Zimbabwe “taştan ev” anlamına geliyor.

Bu alanın ilgi çekici olmasının sebeplerinden biri de, alandaki duvarlardan bazılarının yüksekliğinin 7 metreye kadar çıkıyor ve hiç harç kullanılmadan yapılmış olması. Ancak ne yazık ki, bu sebeple de geçen yüzyıllar boyunca bu alan çok tahribata uğramış. O zaman için bu kadar yüksek duvarlar kullanılmasının sebebini ise, bu krallığın yakınındaki altın madenlerini kullanarak bir hayli zenginleşmesine ve bu yüzden de diğer medeniyetlerin ilgisini çekmeleri ihtimaline karşılık sağlam bir savunmaya sahip olmak istemelerine bağlayabiliriz.

Ermitaj Sarayı(Hermitage)

Ermitaj sarayı 1754 yılında Büyük Katerina (Çariçe II. Katerina) tarafından kurulmuş ve 1852 yılında kadar da halka kapalı halde kalmış. Bu tarihler arasında bu görkemli bina içinde kraliyet ailesinin de bulunduğu 1000 kişilik bir topluluğa ev sahipliği yapmış.

Bu efsanevi saray günümüze kadar sapasağlam bir şekilde gelebilmesini mucizevi olarak niteleyebiliriz. Çünkü bu devasa yapı “İkinci Dünya Savaşı”, “Kanlı Pazar” ve “Ekim Devrimi” gibi olayları atlatabilmiş ve bunlar yetmezmiş gibi Ermitaj Sarayı içerisinde bulundurduğu 3 milyon eserle şu anda dünyadaki en değerli yapılardan biri halinde.

Aslında Ermitaj Sarayı’nın günümüzdeki halinde olmasının en büyük sebebine Büyük Katerina diyebiliriz. Çünkü bu binanın inşa edilmesi ve hemen ardından çok büyük koleksiyonların ve sanat eserlerinin satın alınıp buraya getirilmesinin sebebi Büyük Katerina’nın ta kendisi. Sarayın diğer bir ilginç özeliği de inşa edildiği günden bu Petersburg’un merkezi özelliğini taşıması ve Rusya için bir sembol olması diyebiliriz.

Apadana

Apadana, Ahameniş İmparatorluğu’nun ünlü kralı 1. Darius’un Susa şehrindeki sarayının geniş ve büyük karşılama salonu. Apadana’nın tarihi, kral 1.Darius’un Persepolis için yaptığı ilk şehir planlama zamanına kadar – yani 6.yüzyılın ilk yarısına- kadar gidiyor.

Apadana’nın Persepolis taraçasındaki en büyük salon olduğu ve ülkelerden gelen resmi heyetlerin karşılandığı bir kral odası olarak kullanıldığı düşünülüyor. Bu salona giriş iki anıt-merdivenden sağlanıyor. Merdivenler Pers İmparatorluğunun 23 delegesinin merkezde oturan Darius’a övgülerini gösteren kabartmalarla süslenmiş. Son olarak da Apadana’nın yüzeyinin 1000 metrekare olduğunu söylemek neden ilgi çekici bir yapı olduğunu anlatmaya yeter diye düşünüyorum.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here