”Çıplak olmak insanın kendisi olmasıdır. Nü olmaksa başkalarına çıplak görünmektir; insanın kendisi olarak algılanmamasıdır.”
-John Berger

Günümüzde sanatın her bir dalı hızla gelişme gösteriyor. Müziğe, resme, heykele ve diğer sanat dallarına karşı git gide artan bir ilgi var. Kültür-sanat etkinliklerinin artması ve kaynaklara kolay ulaşım sağlanması da bu gelişmeye sebep olan en büyük etmenlerden ikisi. Fakat dünyada, özellikle Türkiye’de diğerlerine oranla çok daha az rağbet gören bir alan var, Nü Sanatı. Antik Yunan döneminde ortaya çıkan ve Roma dönemi dahil günümüze kadar gelen nü, insan bedeninin çıplak olarak yansıtıldığı eserlere denir. Sanatta “çıplaklık”, hem ressam için hem de fotoğraf alanındaki modeller için zor ve cesaret gerektiren bir alandır. Bunun sebebi ise her çağda bu sanata karşı farklı tepkilerin gösterilmesi ve farklı şeyleri sembolize etmesidir.

Antik Yunan’da güzel erkek bedeniyle başlayan çıplak bedeni resmetme, zamanla varlığını kadın bedeninde Afrodit-Venüs imgeleriyle ağırlıklı olarak sürdürür. Nü sanatının diğer alanlara göre çok daha az örneği olmasının sebebi olarak dayatılan algılar, çağda geri kalmışlık ve ataerkil düzeni gösterebiliriz. Bir kadının veya erkeğin vücudunun çırılçıplak olarak gözler önüne serilmesi ülkemizde ”ayıp” ve ”ahlaksız” kategorisine girdiği, aynı zamanda yadırgandığı için bu açıdan çok fazla bir gelişme gösterilemiyor. Fakat bu durum sadece Türkiye’ye özgü değil. Dünyada da erkek bedeni çıplak bir şekilde aksedilirken, cinsel organın yetersiz ve zayıf kalması durumunda eserin yanına mızrak, silah gibi güç sembolleri ekleniyor.

Resim ve heykel sanatında nü kullanımı, Ortaçağ’da birden ortadan kayboldu. Çünkü bu dönemde sadece Havva’nın cehennemde cezalandırılmasını resmetmek için kullanıldı. Rönesans dönemi gelince ise yeniden keşfedildi ve sıkça kullanılmaya başlandı.

Hans Von Staschiripka

Oysa ki John Berger’in de dediği gibi “sanat alanında nü olmak, tamamen kendin olmaktan çıkıp diğer insanlara obje olarak görünmektir.” Yani öne çıkan beden değil, bedenin oradaki varlığıdır. Çıplaklık dendiğinde genel olarak tüm insanlarda ortaya çıkan utanma ve sıkıntı duygusu, bu alanda çalışmalar yapmak isteyen sanatçı ve model için büyük engel teşkil eder. Celal Üster bu konuda: “Çıplak vücudun nü olabilmesi için bir nesne olarak görülmesi gerekir. Vücudun nesne olarak görülmesi nesne olarak kullanılmasına yol açar. Çıplak, kendisini olduğu gibi ortaya koyar. Nü ise seyredilmek üzere ortaya konmuştur.” demiştir.

Bu alanda eser veren sanatçılara göre nü resimler çizmek çok zordur. Nedeni ise insanın yüzünde hem sevinç hem üzüntünün bulunabilmesi veya fiziksel olarak bir çok anlam katılabilmesi. Yani bir ressam nü çalışırken aynı anda birçok konuda kendini geliştirebilir.

Edgar Degas

Nü resimlerde genellikle “uzanan kadın” imgesi kullanılır. Bu imgenin yaratıcıları ise Venedikli sanatçı Giorgione ve Tiziano’dur. Giorgione’nun “Uyuyan Venüs” ve Tiziano’nun “Urbino Venüsü” birbirine benzerlik gösterir. Uzanan kadın simgesinin kullanılmasının sebebi yatağın kadınların cezalandırıldığı bir yere dönüştürülmesidir. Aslında Havva, resimlerde hep ayakta ve Adem’e eşit bir şekilde çizilmiştir. Fakat onun dışındaki diğer bütün çıplak kadınlar genellikle yatar vaziyette resmedilir. Bu resimlerde yatak, baştan çıkarma karşılığındaki sonsuz itaatin göstergesidir.

Ülkemizde nü çalışmalarda figüre ilk kez değinen isim Osman Hamdi Bey’dir. Fakat batı türünde resmin öncülerinden biri olan Halil Paşa’nın, 1800’lü yıllarda çıplak modellerle yaptığı çalışmalar Türk resminin ilk nü eserleri arasında gösterilir. Halil Paşa’nın çalışmalarından sonra ise nü sanatının en önemli isimlerinden biri olan İbrahim Çallı bu alanda çalışmalar yaptı.

Tabii ki nü sanatının kullanıldığı tek alan resim değil. Heykel ve fotoğraf alanlarında da sıkça kullanılıyor. Yani nü çalışmalar görsel sanatlarda sadece ressamların tekelinde değil. Martin Schreiber ve Lucien Clergue, nü fotoğrafçılığın öncüleri olarak görülüyor.

NU ZEBRE – Lucien Clergue

Sınırların olmadığı ve hayal gücünün kısıtlanmadığı sanat alanları dileğiyle…