Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi Yargıcı Ruth Bader Ginsburg’un hayatını anlatan bir başarı öyküsü On The Basis of Sex.

Kadınların şu an sahip olduğu haklara sahip olması, bir anda kazanılan, zahmetsiz bir olay değildi. Yüzyıllardır süregelen inançlar ve alışkanlıklar bir anda serilmedi yere. Bu emek ve fedakarlık isteyen uzun bir yolculuktu ve adını bildiğimiz veya bilmediğimiz çok fazla insan bu yolda uğraştı. Bu süreç hala tamamlanmadı üstelik, kanunlar artık eşitliği savunuyor olsa da, bunun sosyal yaşantıya aktarılması çok başka bir durum. Ruth Bader Ginsburg ise bu davanın önemli yapı taşlarından biri; eylemleri kendisini aşarak toplulukları etkiledi, kanunu etkiledi.

Kız öğrencilerin Harvard Hukuk Fakültesi’ne kabul edildiği ilk seneler, bu öğrencilerin okumaya hakları olmakla birlikte okulda varlıkları sorgulanır. Ruth Bader Ginsburg de bu senelerde okulda bulunan birkaç kız öğrenciden biridir. Ne kadar zeki ve parlak bir öğrenci olsa da, istenmeyen kesimden olmanın getirdiği ayrımcılığa maruz kalır.

Ruth Ginsburg’un tek sorumluluğu okumak değildir. Ayrıca evli ve bir çocuk sahibidir. Eşi Marty Ginsburg‘un kanser olduğunu öğrenmeleriyle birlikte Ruth, eşinin derslerini de almaya başlar. Hem birinci hem ikinci sınıf derslerini alır, hasta eşiyle ve çocuğuyla ilgilenir ve tüm bu yükümlülüklere rağmen sınıf birinciliğini sürdürür. Ancak mezun olduğunda, iş başvurusu yaptığı hiçbir kurum onu kabul etmeyecektir. Kabul edilmemesiyle avukatlık hayalini bir kenara kaldırır ve profesör olarak çalışmaya başlar.

Bir vergi avukatı olan eşi Marty’nin ona gösterdiği dava ise Ruth’un hayatında bir dönüm noktası olur. Kadınların birçok hakkını elinden alan ve onları bir kafese kapatan kanunlar, belli alanlarda erkeği de kısıtlıyordur. Ruth ve Marty, cinsiyet eşitliğinin temelini, bir erkeğin hakkını koruma fikriyle atarlar. Bu vergi davası ile başlar ve hükümete, anayasanın tüm bireyleri eşit gördüğünü söylemesine rağmen nasıl kadınları eylemlerinden geri tuttuğunu gösterirler.

Gerçek hayata dayanan filmler bizi etkilemek konusunda oldukça başarılı oluyor, özellikle olağanüstü bir şeye tanık oluyorsak. Bu filmde de, her zorluk ile başa çıkabilen Ruth Ginsburg’e hayran olmamak mümkün değil. İki defa kanseri atlatan Ginsburg, hala Yüksek Mahkeme’de yargıçlık yapıyor ve kendisi Yüksek Mahkeme’nin ikinci kadın yargıcı. Filmde de gördüğümüz gibi bu büyük başarının arkasında, onu her açıdan destekleyen eşi Marty Ginsburg’un de yeri büyük.

Başrolü son yılların gözde oyuncularından Felicity Jones‘un üstlendiği filmde Armie Hammer, Justin Theroux, Kathy Bates gibi yetenekli birçok isim bulunuyor. Yönetmen koltuğu ise Mimi Leder‘a ait. Bir film olarak baktığımızda On The Basis of Sex (2018), gerek müzikleri gerek çekimleri ile oturmuş, başarılı bir biyografik yapım. Herkesin tanıması gereken bir kadın Ruth Bader Ginsburg. Çünkü azim ve başarı dolu bir hayat hikayesine sahip. Dolayısıyla bu filmi de öneriyor ve mutlaka izlemelisiniz diyoruz. Ginsburg hakkında daha fazlasını öğrenmek isterseniz RBG (2018) adlı belgesele de göz atabilirsiniz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here