Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2

Memento, Christopher Nolan’ın kardeşi Jonathan Nolan’ın daha önce yazdığı bir kısa hikaye olan Memento Mori’den uyarlanmıştır. Memento mori, ”fani olduğunu hatırla” demektir. Film Türkçe’ye Akıl Defteri olarak çevrilmiş olsa da asıl anlamı “hatırla”dır. Filmin baş rollerini Guy Pearce, Carrie-Anne Moss ve Joe Pantoliano paylaşmaktadır. Christopher Nolan’ın ilk çıkış yaptığı filmi olmakla beraber, dönemin Hollywood yapımlarına göre oldukça düşük bütçeye sahip olan film, aynı zamanda da 25 günlük bir sürede çekilmiştir. Bütün bunlara rağmen en iyi filmler arasındaki yerini alan film, senaryonun en önemli yapı taşı olduğunu da kanıtlamıştır.

Leonard (Guy Pearce) filmin başından itibaren hafızasını kaybetmiş biri olarak çıkar karşımıza. Bir kaza sonucu bu duruma gelen Leonard, kazadan öncekileri hatırlarken yeni öğrendiklerini de unutmaktadır. Her yeni gün onun için sıfırdan başlar. Bu sebepten vücudu dahil olmak üzere sürekli bir yerlere notlar alır. Her yeni güne tertemiz başlayan bu adamın hayattaki tek amacı ise ölen karısının intikamını almaktır.

Filmin o döneme kadar yapılmış olan diğer filmlerden farkı, senaryosunun kurgu anlayışıdır. Filmdeki hemen her sahneyi birçok kez önü arkası olmak üzere sürekli izlersiniz. Yani kahramanımız bir anda bilmediğimiz bir yerde uyanır. Sahne buradan bir süre akar ve sonra bir başka sahneye geçilir. Bu geçilen sahne ise bize tekrardan, bu sefer neredeyse gerçek zamanla eş değer olarak kahramanın az önce uyandığı yere nasıl geldiğini anlatır. İlk yayınlandığında seyircide karmaşıklık duygusu yaratmış olsa da filmin akışı o kadar da karışık değildir. Dikkatli seyredildiğinde, yönetmenin bu durumu nasıl ustalıkla işlediği görülecektir.

Yönetmenin bu filmiyle çıkış yaptığı düşünülecek olursa, oldukça farklı bir kurgu anlayışının buna katkı sunduğu göz ardı edilemez. Konusu, hafıza ve çevredeki insanlardan kimin güvenilir, kimin sahtekar olduğunu anlama ikilemi ve çatışmasına oturtulmuştur. Buradan yola çıkarak, senaryosu başarılı olsa dahi akla Martin Scorsese’in Zindan Adası’ndaki durumunu getirir. Ben filmi izlerken sonlara doğru karakterin bu gelgitleri yaşayışını görünce, ister istemez karşılaştırma yapma durumunda kaldım. Nolan’ın Memento’su, Martin Scorsese’in Zindan Adası’na göre daha zayıf kalmış diyebilirim. Söylediğim bu ikileme sokma çabası çevresinde yapılmış bir karşılaştırma bu. Scorsese, bu ikilemi ve şüpheyi, filmin sonunda her şeyi açıkladığı halde diri tutmayı başarırken Memento, filmin sonunda size bütün cevapları vermesine rağmen tatmin edici değildir. Ancak Nolan’ın bu fikri ilk çeken olmasını da göz ardı edemeyiz. Sonunu tatmin edici bulmasam dahi film, yine de akıcı bir kurgu ve etkileyici bir çıkış noktasına sahip. Öyle ki film, IMDB Top 250’de 51. sıradadır. Aynı zamanda filmin En İyi Özgün Senaryo ve En İyi Kurgu olmak üzere iki Oscar adaylığı mevcuttur.

Yazımızı filmden güzel bir replikle bitirelim:

“Seni unuttuğumu hatırlayamıyorum.”

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here