“Nükleer başlıklı barış güvercinlerine karşı gereken önlemleri şimdiden almak gerekli dostlar. Gençlerin UEFA Kupası’ndan başka övünecekleri şeyler olmalı, her gün haberlerde ölümü duymamalı, sade kötüyü görüp ona uymamalı. Tüm liriklerimde dünyadan bir parça, dünyadan bir örnek, bu benim dünyam. Sana göre belki paçavra ancak; beni ilgilendiren tek şey mahkeme, beynimin sonucunu sunmak. Sayısal tokat, akılcı söylem, lyrical eylem, işte mahkemem!”

1976 yılının son gününde Üsküdar’da dünyaya gelen Bilgin Özçalkan, Haydarpaşa Meslek Lisesi’nin ardından bir süre elektrik teknisyenliği yaptıktan sonra hayatımıza Ceza (f.k.a Fatalrhymer) olarak girdi. Böylelikle de kendi deyimiyle “Allah, rap’in ‘ceza’sını verdi!”

Piyasaya Dr. Fuchs ile birlikte oluşturdukları Nefret grubuyla giren Ceza, 2000 ve 2001 yılında grupla iki başarılı albüm yayımlayıp adını alternatif sahnelerde duyurduktan sonra Dr. Fuchs askere gidince yoluna yalnız devam etme kararı aldı. Bu karar ile birlikte, ülkemizdeki Rap kültürünü tamamen değiştirecek o muazzam solo kariyerine başlamış oldu:

Ceza, 2002 yılında ilk solo albümü Medcezir’i (ya da Med-Cezir / Med Cezir’i) yayımlayarak o dönem için gerçekten de ezber bozan bir başarıya sahip oldu; çünkü hem albüm tahmin edilen satış rakamlarının çok üzerine çıktı hem de özellikle Med Cezir parçasının kalplere dokunan klibiyle büyük bir kitleye hitap etti.

O zamanlar tabii ki YouTube bu kadar önemli bir mecra değildi; intenetin yaygınlaşmadığı ve televizyonların hala “kaliteli” işler çıkardığı o dönemde, müzik kanalları da cidden saygı duyulacak bir seviyedeydi. Bu sayede parçanın klibinin, özellikle Dream Tv ve Mtv Türkiye başta olmak üzere birçok müzik kanalında sürekli yayınlanmasıyla birlikte sanatçının da tanınırlığı tavan yaptı. Türkçe Rap müziğin çıkış yaptığı dönemin başlangıcı olarak ifade edebileceğimiz o yıllarda Sagopa Kajmer ile birlikte bu şahane müzik türünün gemisinin dümeninde yer aldılar.

Sagopa’dan bahsetmişken, onun Ceza ile o dönemler yakın dost olduklarını (ve daha sonra hiç barışmamak üzere küstüklerini) bilmeyen yoktur. Ülkemizdeki Rap müzikseverlerin büyük bir kısmını hala içten içe üzen bu küsme durumu konusunda yıllar sonra da ne yazık ki bir gelişme yok.

Bu ikilinin yakın olduğu o dönemlerin, Neyim Var Ki (2004) şaheserinden önceki en değerli meyvesi olan Medcezir albümü ise bu anlamda da çok önemli bir kayıt; çünkü albümün prodüktörü Sagopa Kajmer’den başkası değil!

Albümün açılışını yapan Med Cezir, gerçekten tek kelimeyle “kusursuz” bir Türkçe Rap eseri. Şarkı, hem ilk saniyesinden son anına kadar Ceza tarafından mükemmel sözlerle donatılmış hem de ülkemizde yapılan tüm Rap şarkılarının hepsine kıyasla oldukça üst düzey yetenekte bir nakarat bütününe sahip.

“Yaşlanmak her dökülen yaprağın arkasından ağlamak gibidir. Hayattan erken emeklilik seçim değildir. Kadere bağlıdır yazgıdır. Hayat ince bir çizgi, narin bir çalgıdır. Yüzlerce yıl emek veren insanın hasat zamanı ölü tohumlara mıdır?”

Art arda dinlenildiğinde bıkmanızın gerçekten de zor olduğu bir modern klasiğe dönüşmüş bu parça için ne yazıp çizsek az! Ceza’nın hala en değerli şarkılarından biri olan bu eser, (parçanın ismi olan medcezir, içinde hiç geçmese de) hem sitemkar hem de duygusal sözlerinin sayesinde etkisinden çıkabilmenin oldukça zor olduğu bir güzellik diyebiliriz:

“Vay haline elekte elenenin. Hayata ağlamaklı başlayan bu insanoğlu gördü geleceği. Bir dilim ekmeğin sonunda bedelinin de alınacak olması gibi. Düşünenin, düşenin de dostu olmamış ki batanın olsun. Müttefik de belli değil ittifak da, mutlak mücadele kazanmak, zafere koşmak. Yenilince ağlamak, yenmek için hile yapmak. Her sonuçta pay kapmak dünya kuralı olmuş. Taştan bozma kalplerse hep kanla dolmuş.”

Şarkının o duygusal kemanlı beat’i, The End of the Affair (1999) filminin soundtrack albümündeki Breaking the Spell isimli pek bilinmeyen bu parçanın Sagopa tarafından sample yapılmasıyla elde edilmiş.

Prodüksiyonun aşırı özenli yapıldığı neredeyse her parçada belli olan bu albümdeki her beat neredeyse ayrı güzel olsa da bu şarkınınkinin yeri gerçekten çok özel: Hem kemanın iniş çıkışlarındaki o melodiler hem de bu beat’in aslında iki kısımdan oluşması oldukça etkileyici. İki kısım derken, şarkı başladıktan sonraki sade bölüm ve “Metanetin de sınırı var beyim…” dizesinden itibaren birden başlayan o ince bölüm olarak beat’i ikiye ayırabiliriz.

Tek Bir İhtimal Var, tıpkı Ceza’nın da bir röportajında bahsettiği üzere gurur duyulacak bir şarkı. Özellikle bu şarkının suratımıza tokat gibi çarpan sözleri, hem albümün hem de sanatçının bütün kariyerinin en vurucu işlerinden biri olmuş.

Bu albüm, iki tema üzerine kurulu gibi görünüyor: Birincisi, toplumumuzun acı gerçekleri üzerine bir yakarış. İkincisi ise Ceza’yı rahatsız eden “wack MC’ler”; yani ülkemizdeki kötü ve çakma rap’çiler. Bu şarkı ise sözleri sayesinde birinci temanın albümdeki en akılda kalan eseri oluyor:

“Bosphorus laboratuvarlarında yaptığım kimyasal deneylerden çıkan sonuçlara göre katetmeniz gereken yol birkaç ışık yılı. İnsan paralı eğitimle ne kadar âlim olabilir bilmem ama bu gidişle geri kafalı adamlar çoğalacaklar herhâlde bu memlekette. Enseste yatkın adamları kurşuna dizmek normaldir ama böylesine ter dökene saldıranı pitbull’lara ısırtmak gerekli bence. Memoli modelinde bir polis hayal edemediğim gibi doğru konuşanın da kazanacağını zannetmiyorum ben hiçbir zaman için.”

Toplumsal mesajların devam ettiği başka bir parça olan Sokak Sanatı, akılda kalıcı nakaratının yanı sıra verse’lerindeki üzücü gerçeklerle de dinleyeni etkilemeyi başarıyor:

“Yandı gözler, sabahlara kadar çalışan eller. Evler ekmek bekler, gecekondu ve viraneler. Aş yedirememiş bebeğine üzgün anneler. On sekiz saat mesai, üç kuruş da para. Sabahlara kadar sokakta yapılan işporta, el arabasıyla kıt kanaat geçim, her türlü fatura dert, hayat sert, kim ola mert”

Nefret’teki ortağı Dr. Fuchs ile tekrar bir araya gelen Ceza, “Meclis-î Âlâ” parçasında ise o yıllarda “kendi takımında” olan bütün rapper’ları anarak adeta Rap sahnesine gözdağı veriyor. Ayrıca, parçanın beat’inin Eminem’in Sing for the Moment’ına ve yani doğal olarak Aerosmith’in Dream On’una fazlasıyla benzemesi de tatlı bir detay.

Ardından, nakaratıyla dikkat çeken “Buz Dağları” ve alaycı sözlerini kahkaha sample’larıyla birleştirip fark yaratan “Komedyenler İş Başında” da albümün ortalama üstü işleri oluyorlar.

Albümün diğer temasına odaklanmış eserlerden “Anladın mı Derdimi Bu….!”, gerçekten de kaydın en eğlenceli ve akıp giden işlerinden biri oluyor. Ceza’nın sivri dilinin zirvesinde olduğu bu şarkının tek üzücü tarafı ise o enfes nakaratın neredeyse yüzde 70’inin İngilizce yazılması olabilir.

“Rap, kültürümüz değil, tamam o zaman pop kimin, rock kimin, arabesk kimin? Cevap verin!”

Aynı ruh halindeki “Kalbim”, “Rap’im”, “Nefretim”, “Cezam!!” ise sanatçının diğer albümlerinde de sıkça kullandığı (bkz. Tamam) bu başlığın ön plana çıkartıldığı başka bir “wack mc silkeleme çalışması”. Sonraki albümdeki Holocoust güzelliğinde klasikleşmiş “Mamamamama, mimimimimimimi microphone show” kalıbını dinleyebildiğimiz “Ceza Sahası” da diğerleriyle benzer bir iş.

Albümdeki en zayıf halkanın ise “Kalbim Reosta” olduğunu saptayabiliriz: “Bak bana usta, kalbim reosta. Kanlı bir pasta, kimin bu acaba? Boynunda tasma, bana surat asma. Bak bana usta, kalbim reosta” nakaratı gerçekten de ilginç bir derinlikte (!). Özetle, şarkıyı art arda 2 defa dinleyebilme yeteneğine sahip olabilmek kolay değil.

Sözleri yine oldukça anlamlı eserlerden biri olan Savaş Çocukları ise Ceza’nın toplumsal sorunlara daha evrensel bir gözde baktığı etkileyici bir çalışma oluyor:

“Doğdu gözünü savaşa açtı. Yaşıtlarından farkı yanlış zamanda. Yanlış yerde buldu kendini. Ailesini ölümcül ideoloji kurbanlarını bekler. Tüfekler, oyuncak mermiler misket mi? Dondurma hayal de bombalar gerçek mi? Savaş çocukları suçlular gibi. Her gün öldüler, ışıklarını yitirdiler.”

Ayrıca bir sonraki albümde Ceza’nın parçayı devam ettirip çıtayı daha da yükselttiğini dile getirebiliriz. (bkz. Sabah Bastı Geceyi (Savaş Çocukları Part 2))

Genel olarak ise albüm; sözlerin, flow’ların ve Sagopa imzalı beat’lerin gerçekten üst düzeyde olduğu bir eser. Yine de albüm, ayrıca detaylı incelediğimiz bir sonraki albüm Rapstar ile kıyasla bütünsellik ve hit kalitesi olarak ondan bir tık altta kalmıyor değil.

Ancak bu kayıt, ülkemizdeki yeni rap / trap müzisyenlerinin birçoğunun “wack”liğine ve “genel kanının” aksine yıllar önce de samimiyet dolu toplumsal mesajları doğrudan içeren bu şarkıları hatırlayamayanlara karşı hiçbir zaman unutulmaması gereken bir albüm! Her şeyden önemlisi de bu, bizi solo Ceza ile tanıştıran eser; yani Türkçe rap tarihinin en büyük birkaç sanatçısından biri ile!

Kaynak: 1.

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here