Bu içeriğimizde Türk edebiyatına adını altın harflerle yazdırmış bir dergi olan Yazko Edebiyat Dergisi’nden bahsedeceğiz. Derginin 1982 yılı Mart-Nisan sayısında çeviri sanatına dair yazılmış bir yazıya da göz atacağız. Öncelikle Yazko’nun yayın hayatından bahsetmemiz gerekecektir tabi. Yazko üzerine detaylı bir çalışma yapan Deniz Depe “Türkiye’nin ilk ve Tek Yazarlar Kooperatifi Yazko ve Yazko Edebiyat Dergisi” adlı makalesinde derginin oluşumunu oldukça detaylı anlatmaktadır:

“YAZKO (Sınırlı Sorumlu Yazar ve Çevirmenler Yayın
Üretim Kooperatifi), 22 Nisan 1980’de, Mustafa Kemal Ağaoğlu tarafından kurulan Türkiye’nin ilk yazar ve çevirmenler kooperatifidir. Altı sene boyunca iki yüzden fazla kitap, iki dergi, bir gazete yayınlayan kooperatifin faaliyeti tatsız bir spekülasyonla son bulmuştur. Döneminin önemli yazar ve şairlerini bir araya getirmesiyle dikkatleri üzerine çeken kooperatif; düzenlediği paneller, açık oturumlar, söyleşiler, imza günleri ve verdiği edebiyat ödülleri ile seksenli yıllardaki entelektüel ortam ihtiyacının giderilmesinde önemli bir rol oynamıştır. Yazko Edebiyat dergisi ise, kooperatifin en uzun soluklu yayın organı olmuştur. YAZKO, hem üyelerinin yazılarını basarak hem de düzenlediği etkinliklerin duyurularını ve bastığı kitapların ilanlarını yayınlayarak kooperatifin reklamını bu dergi aracılığıyla yapmıştır. Derginin kooperatifin yapısını ve önemini belirlemedeki mühim rolünün yanı sıra, edebiyat dünyasındaki yeri de oldukça önemlidir. Yazko Edebiyat; İlhan Berk, Füruzan, Ataol Behramoğlu, Ahmet Oktay, Attila İlhan, Selim İleri, Pınar Kür, Enis Batur, Can Yücel, Hilmi Yavuz, Nazlı Eray, Hasan Bülent Kahraman, Asım Bezirci, Edip Cansever, Murathan Mungan, Tomris Uyar, Turgut Uyar, Adalet Ağaoğlu, Fikret Otyam, Mina Urgan, Füsun Akatlı, Atilla Birkiye, Behçet Necatigil, Necati Cumalı gibi isimlerin yayınladığı çalışmalarla, seksenli yılların en dikkate değer dergilerinden biri olmuştur.”

Bahsedeceğimiz yazı Yazko Çeviri dergisinde yayımlanmış bir yazıdır. Bir okur olarak 2010’lu yıllarda görmediğim bu çeviri ahlakı dergiye olan hayranlığımı ikiye katladı dersem yalan olmaz. Sizleri daha da merak ettirmeden yazıyı neden bu kadar sevdiğimi anlatayım. Derginin 4. sayısında Ülgen Özgül – Bahadır Akın çevirisiyle, İtalyan şair Cesare Pevese‘nin “Verra la morte e avra i tuoi occhi” isimli şiiri “Ölüm Gelecek ve Onda Senin Gözlerin Olacak” başlığıyla yayımlanıyor. Yayımlanan şiiri gören bir okur (ki bu okurun ismi ve ünvanını da aktarıyorlar) derginin yönetmenine bir mektup yazarak çeviriye ilişkin bazı eleştirilerini aktarıyor. Ayrıca şiirin büyük bir akademisyen ve yazar olan Bedrettin Cömert tarafından yapılmış bir çevirisini de mektubuna ekliyor.  Yazko ekibi ise bu meseleyi okur ile paylaşmak ve iki çeviriyi de okuyup karşılaştırma olanağı sağlamak amacıyla 5. sayıda olaya ilişkin bir eleştiri yazısı yayımlıyor. Şöyle de bir açıklama yapıyorlar: “Gerçek anlamda nesnel ve bilimsel bir yaklaşımı içeren böyle bir çeviri eleştirisini bize ilettiği Sayın Doç. Dr. Pars Esin’e dergimiz ve tüm okurlarımız adına içtenlikle teşekkür etmeyi borç biliriz. Nesnel çözümlemesi yapılan yanlışların öğreticiliğinin doğrularınkinden aşağı kalmadığına kesinlikle inanmaktayız; bu fırsattan yararlanarak sayfalarımın nesnel çeviri eleştirilerine her zaman açık olduğunu bir kez daha yineleriz.

Sizlerin de bu iki çeviriyi okuyup karşılaştırabilmeniz adına şiirin aslını ve çevirilerini paylaşacağız.

Verrà la morte e avrà i tuoi occhi

Verrà la morte e avrà i tuoi occhi-
questa morte che ci accompagna
dal mattino alla sera, insonne,
sorda, come un vecchio rimorso
o un vizio assurdo. I tuoi occhi
saranno una vana parola,
un grido taciuto, un silenzio.
Così li vedi ogni mattina
quando su te sola ti pieghi
nello specchio. O cara speranza,
quel giorno sapremo anche noi
che sei la vita e sei il nulla

Per tutti la morte ha uno sguardo.
Verrà la morte e avrà i tuoi occhi.
Sarà come smettere un vizio,
come vedere nello specchio
riemergere un viso morto,
come ascoltare un labbro chiuso.
Scenderemo nel gorgo muti.

Ülgen Özgül – Bahadır Akın Çevirisi şu şekildedir:

Ölüm Gelecek ve Onda Senin Gözlerin Olacak

Ölüm gelecek ve onda senin gözlerin olacak

Bu ölüm ki sabahtan akşama hep bizimledir

Uykusuz, sağır, pişman bir ihtiyar

Ya da yabancı bir yüz gibidir

Senin gözlerin anlamsız bir kelime

Suskun bir çığlık, bir sessizlik

Gibi olacak

Aynanın önünde her sabah

Yalnızca ona verirken kendini

Hep böyle göreceksin onu

Sevgili umut, o gün biz de öğreneceğiz senin

Yaşam ve hiçlik olduğunu

Ölüm herkese bir başka bakacak

Bu ölüm ki

Bir kötü alışkanlığın bırakılışı

Bir ölgün yüzün aynada belirişi

Bir çift kapalı dudağın dinlenişi gibidir

Gelecek ve onda senin gözlerin olacak

Ve biz

İlerleyeceğiz

Sessiz bir girdabın içine doğru

Bedrettin Cömert’in çevirisi ise şu şekildedir:

Gelecek ölüm- Gözleri gözlerin olacak

Gelecek ölüm – gözleri gözlerin olacak

sabahtan akşama dek, gözünü kırpmadan,

sağırcasına, eski bir vicdan acısı gibi

saçma bir alışkanlık gibi

ardımızdan kovalayan bu ölüm

gelecek bir gün

Boş bir sözden ayrımsız olacak gözlerin

aynada kendini gördüğünden ayrımsız her sabah,

suskun bir çığlık, bir sessizlik olacak.

Ey sevgili umut, o gün biz de bileceğiz

hem yaşam hem hiçsin sen bile, ey sevgili umut!

Herkese birdir bakışı ölümün

Gelecek ölüm – gözleri gözlerin olacak

bir alışkıyı bırakırcasına

ölü bir yüzün belirdiğini görürcesine aynada

kenetli bir dudağı dinlercesine

sessizce ineceğiz o dipsiz burgaca.

 

Sayın okur,

Peki sizce hangisi?

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here