Asıl adı Cevat Şakir Kabaağaçlı olan Halikarnas Balıkçısı, Cumhuriyet Dönemi Türk roman ve hikâyesinin kendine özgü yazarlarından biridir. 17 Nisan 1890’da Girit’te altı çocuklu ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Çocukluğu Atina, Büyükada gibi denizle iç içe coğrafyalarda geçen Cevat Şakir’de deniz sevgisi çok küçük yaşlarda başladı.


Yazılarının yanı sıra yayıncılıkta da önemli işlerin altına imza attı. Renkli baskının Türkiye’de gelişmesindeki öncülerinden biriydi. Özellikle dergi kapaklarının renkli resimlerle basılmasında büyük hizmetleri vardır hatta Türkiye’de bu tekniği uygulayan ilk kişidir. Yazarlık ve yayıncılıktaki başarısının aksine ailesiyle arası bozulur; onlardan habersiz evlenmesi ve yazarlığı meslek olarak seçmesini sürekli eleştiri ve kavga konusu yapan babasıyla arası açılır. Aile zamanla maddi sıkıntılar çekmeye başlamıştır ve bunun üstüne Cevat Şakir’in babası çiftliği satmayı planlar. Babası ve Cevat Şakir arasında anlaşmazlık artmıştır. Bir tartışma sırasında Cevat Şakir, babası Mehmet Şakir Paşa’ya tabancayla ateş eder ve Paşa ölür. Cinayet suçundan 14 yıl kürek cezasına çarptırılan Şakir, 7 yılını tamamladıktan sonra verem hastalığına yakalandığı için tahliye edilir. Cevat Şakir’in takma ad kullanmasının sebebi, cinayetle ve kürek mahkumluğuyla lekelenen geçmişinden kurtulma arzusudur. 13 Nisan 1925’te savaş sırasında askerden kaçtığı için idam cezasına çarptırılan askerlerin macerasını “Hüseyin Kenan” takma adıyla Resimli Hafta dergisinde yayımlaması dolayısıyla Bodrum’a sürgüne yollanır. Bodrum’a ilk görüşte aşık olmuştur ve sürgünü kısa zamanda cezadan çok ödüle dönüşür. Bodrum’da 1.5 yıl kalıp cezasının kalanını İstanbul’da tamamlayan yazar Bodrum’dan uzak duramayacağını anlar ve tekrar oraya döner.


25 yıl bu sahil kasabasında yaşar ve inanılmaz işlere imza atar. Hayatındaki sürgünlük, hapislik ve başka dalgalanmalar; eserlerindeki eşsiz içerikler ve biçem özellikleri onu edebiyatımızın ilginç imzalarından biri yapmıştır. Bodrum’da sürgün hayatı yaşamış olması, Bodrum’a olan aşkı, sürgünden sonra da Bodrum’dan ayrılamayıp orayı yurt edinmesi, Bodrum’u edebiyat, kültür ve turizm dünyasına tanıtması dikkat çekici özelliklerindendir. Onun edebiyatçılığı da kişiliği de Bodrum ile özdeşleşmiştir.
Yazarın ilk eserlerinde genel bir kural olmamakla birlikte kendi hayatından veya yakınlarının hayatlarından izler taşıdığı bilinir. Halikarnas Balıkçısı’nın 1945’te yayımladığı ilk romanı olan Aganta Burina Burinata’da otobiyografik özellikler çok fazla bulunmaktadır. Denizcilerin, çiftçilerin hayatını anlattığı Aganta Burina Burinata’yı Bodrum’daki son yıllarında kaleme almıştır. Doğrudan kendi hayatının izlerinin yansıdığı balıkçılık, çiftçilik, evlilikle ilgili ayrıntılar romanda yer alırken, Halikarnas’ta geçirdiği sürgün hayatında tanıdığı kişileri roman karakteri olarak kullanmıştır. Aslında Halikarnas Balıkçısı bu romanda kendi hayatının tarihçesini kurgu üzerine anlatmış değildir. Kendisi ve roman kahramanı arasında bazı yönlerden belirgin paralellikler kurmuştur.
Cevat Şakir, 1947’de çocuklarının eğitimi için Bodrum’dan ayrılıp İzmir’e gelir ve burada yazarlığa devam ederken bir yandan da turist rehberliği yapar. 13 Eylül 1973’te İzmir’de vefat eder. Vasiyeti üzerine Bodrum’a gömülür.