Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
5

İnsanlar var oluşlarından bu yana dertlerini, tasalarını, mutluluklarını paylaşabilmek için içgüdüsel olarak iletişim kurmaya ihtiyaç duymuşlardır. İhtiyaç duydukları bu iletişimi ise ilk başlarda hiçbir şeye benzemeyen sadece kuru bir gürültüden ibaret olan tiz sesler ile sağlasalar da zamanla misafiri oldukları doğanın, kendilerinden daha önce de var olan ve kendilerinden sonra da -izin verilirse- var olacak olan konuklarının çıkardıkları, örneğin şırıl şırıl akan bir derenin serinletici sesi, bir fısıltı, kulakta etki bırakan bir rüzgârın sır verişi ya da göklerden gelip düştüğü zeminin sertliğine göre farklı farklı seslere ve bizi başka başka duygulara daldıran yağmurun hipnotize eden tınısı gibi seslerin taklitlerini yaparak iletişim kurmaya çalışmışlardır. İnsanların iletişim kurmak için yapmış olduğu bu taklitler, aynı zamanda ruhun vazgeçilmez bir gıdası sayılan müziğin de ortaya çıkışına zemin hazırlamıştır.

İnsanların, kendilerine bir ödül olarak sunulmuş olan doğanın içerisindeki diğer konukları tarafından çıkarılan sesleri taklit etmesi ile ortaya çıkan müzik terimi, günümüzde artık her şeyin gelişmeye başlaması ile bambaşka bir boyuta ulaşmış durumda. Aslında gelişen her şeyi tıpkı bir kara delik misali içine çeken kapitalizm çukurundan ne yazık ki diğer sektörler gibi müzik sektörü de nem almış durumda. Artık cidden kadir kıymet bilen birkaç sağlam dinleyiciden başka kimse sizin nasıl bir müzik yaptığınıza bakmıyor bile. Parası olan kendini dinletiyor artık sektörde. Ne yazık ki kendi yarattıkları hayran kitleleri ile sevildiğini sanan sözde müzisyenlerimiz de var.

“Onlar müzik yapmıyorlar, gerçek müzik o anda insanın içinden geçen duygularla, birden ortaya çıkar. Onların yaptıkları müzik değil bant. Sizlere banttan sesler dinletip müzik bu diye kandırıyorlar” diyen Murat Serhasi Toktaş, yani nam-ı diğer Bizon Murat, kapitalizm çukuruna boyun eğen ve hâlen daha müziğin sokaklarda olmasını savunan tek gerçek müzisyen. Bir zaman önce kendisine konulan tüberküloz teşhisi ile hayranlarını ve sevenlerini korkutan Bizon Murat, tedavisinin olumlu sonuç vermesi akabinde çok sevdiği, sesini duyduğu ve aynı zamanda duyurduğu sokaklarına geri döndü. Hem de bu sefer sadece müzik değil, ayrıca hayatını da konu alan bir belgesel film ile.

1996 senesinin bahar aylarında Devrim Çetinkayalı ve Murat Serhasi Toktaş’ın şahsi girişimleri ile kurulan ve kelime anlamı “gölgelerin gölgesi” olan, alışılagelmişin çok dışındaki müzik grubu Siya Siyabend, günümüz müziğine ve müzik gruplarına bir tepki niteliğinde eserler verir çoğu zaman. Meşhur olmak ve para kazanmak gibi bir dertleri yokmuş gibidir bu grubun üyelerinin. Yaptıkları müziği, para kazanmak uğruna, ticaret uğruna kurban vermezler, kâr amacı gütmezler. Dinlensin isterler müzikleri, seslerini duyurmaktır amaçları. Parası olan olmayan herkese ulaşsın diye sokakta icra ederler sanatlarını.

Her yönleri ile bu çok değişik ve memleketimiz için fazla iyi olan, aynı zamanda iyi şeyler yapmaya çalışan bu güzel insanların hayatları bir belgesele konu oluyor. Adı bile güzel belgeselin, tıpkı bu adamlar gibi. Cennetten de Garip Film ismi ile çekilecek olan belgesel, grubun şimdi neler yaptığını, neden insanlara ulaşmak için bu yolu seçtiklerini ve kendileri hakkında merak edilen başka birçok şeyi cevaplamaya geliyor.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
5

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here