Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

3 şair, 1 kadın ve ortaya çıkan sayısız şiir… Türk Edebiyatı’nın önde gelen bu şairlerini aşka sürükleyen ayrı kadınlardan bahsetmiyoruz. Kalemleri güçlü bu üç adamın da tutulduğu tek bir kadından, bir öykü yazarı ve çevirmenden bahsediyoruz. Biri platonik aşığı, biri 16 yıllık kocası belki; ama ortak noktaları, Tomris Uyar adına şiirler yazmaktan kendilerini alamamaları. Peki 3 romantik adamın da gördüğü neydi Tomris Uyar’da? Nasıl olmuştu da bu kadar etkilenmişlerdi? Belki de Türk Edebiyatı’nda adına en güzel şiirler yazılmış bu şanslı kadının, şansının ötesindeki sırrı neydi? Sevgi dolu kalbi? Güzelliği? Ya da bir şairin vurulabileceği türden düşünceleri? Belki de cevap bunların hepsi, ama sanıyoruz ki bu soruyu net bir şekilde cevaplamak pek mümkün değil. Sadece onun için yazılan şiirleri okuyup hayran kalabilir ve biraz olsun anlamaya yaklaşabiliriz.

Ülkü Tamer’den Bahsetmezsek Olmaz

 

Ülkü Tamer, Tomris Uyar’ın ilk eşiydi. Aynı kolejde okumuşlardı, birbirlerini okurken sevmiş ve mezun olduktan sonra aşklarını evlilikle taçlandırmışlardı. Ülkü Tamer de şair, gazeteci, oyuncu ve çevirmendi. Hatta Cemal Süreya ile “Papirüs” isimli bir dergi çıkarıyorlardı ve kurucuları arasına daha sonra Tomris Hanım da eklenecekti. İkilinin güzel başlayan evlilikleri maalesef talihsiz sonuçlandı. Çocukları olmuştu ve ismi de Ekin’di. Ekin, henüz birkaç aylıkken sütten boğularak hayatını kaybetti. Bu talihsiz kaza çiftin evliliklerini sürdürememesiyle sonuçlandı. İkili ilişkileri hakkında daha sonra pek konuşmadı.

“Türk Edebiyatı’nın En Verimli Aşkı” ile Cemal Süreya

Ankara’da, Sanatseverler Derneği’nin bir toplantısında tanıştılar Tomris Hanımla. Her ikisi de evliydi. Tomris Uyar’ın evliliğinin son dönemleriydi. Kendisi daha sonra şöyle anlatır ilk karşılaşmalarını: “O bana herhalde bir arkadaşıyla, yani Ülkü Tamer’le evli ve edebiyata düşkün genç bir kız olarak ilgi gösterdi ama çok sıradan bir ilgi gösterdi. Ben de onun, sandığımdan çok daha -nasıl söylesem- daha derin demeyeyim de, daha keşfedilmeye değer bir insan olduğunu düşündüm.” Bir süre sonra ikisi de evliliklerini sonlandırdı ve aşk yaşamaya başladılar. Tomris Hanım’ın, Cemal Süreya’nın işten çıkar çıkmaz eve gelmesinden yakınması ve biraz arkadaşlarıyla zaman geçirmesini söylemesi üzerine, Cemal Bey’in her gün iş çıkışı evlerinin önünde oturup zaman geçirmeye başlaması hikayesini duymuşsuzunuzdur belki. Çok tutkulu bir aşk yaşadılar. Sadece 3 yıl sürecekti bu aşk ama Cemal Süreya’ya yazdırdığı şiirleriyle Türk Edebiyatı’nın en verimli aşkı olarak anılmaya yetecekti. Ayrılırlarken Tomris Uyar’a “Senden ayrıldığım anda, senin hakkında, hikâyen hakkında sevdiğimi belirtecek hiçbir şey söylemeyeceğim; benim ağzımdan kimse duymayacak.” diyor ve sözünde de duruyor. Geriye sadece beraberlerken yazdığı aşk şiirleri kalıyor. En bilinen şiirlerinden biri Sezen Aksu’dan da dinlediğimiz Sayım‘dır.

İlişkilerinin ardından pek bir şey söylememiş Tomris Uyar, sadece şu şekilde özetlemiş:”Beni bıraktı ama rahat edemedi. Ona göre bana sahip olunamazdı.”

16 Yıl Süren Evlilikleriyle Turgut Uyar

“Turgut Uyar, 1966 yılında karısından boşanıp İstanbul’a geldiğinde ben -yine benzer nedenlerden ötürü- kayalara toslamış, bir ilişkinin dibine varmıştım. Daha önce Turgut kadar aşık olduğum iki sevgiliyle(aşık olmak kişisel bir yetenekse, kullandığınızda daha azı-çoğu gibi ayrımlar yapamıyorsunuz) birlikteliklerimden ders almam gerekirdi. Genç kızlığımda verdiğim asla evlenmem kararımı, kanun hükmünde kararnamelerle ansızın bozmuştum da bu konuda ehliyetim olmadığı besbelliydi. Üstelik edebiyatçı ya da sanatçı çiftlerin fırtınasız, mutlu bir yaşam sürdürdüklerine, uslu uslu geçinip gittiklerine ilişkin tek örnek yoktu dünyada.” demiş Tomris Uyar. Belki de iç dünyasını en güzel bu cümleler yansıtıyor. Şiir üzerine başlayan ilişkileri aşka doğru sürüklendi. Turgut Uyar 7 senelik bir duraklama süresindeydi, şiir yazmamıştı. Tomris’in onu sürekli motive etmesi ve ısrarları sonucu tekrar başlıyor şiir yazmaya. “Esin periliği olarak ifade etmek istemiyorum ama herhalde çok konuştuğum, çok dürttüğüm, yazmasını çok rica ettiğim için diyeyim, yavaş yavaş şiir yazma isteği yeniden doğdu.” diyor Tomris Hanım ama esin perisi sıfatını sonuna kadar hak ediyor. Turgut Uyar birbirinden güzel şiirler yazıyor kalan hayatında ve birçoğu da Tomris Uyar adına oluyor.

1969’da evlendiler ve bu evlilikten Hayri Turgut adında bir çocukları oldu. Hayatının en uzun soluklu ilişkisidir. 1985’te Turgut Uyar hayatını kaybedene kadar da evli kaldılar. Bazen inişli çıkışlı bazen yorucu ilerledi evlilikleri ama kopmadılar birbirlerinden. Turgut Uyar biraz kaygıyla sevmiş Tomris Hanım’ı. Tomris Hanım şöyle bahseder bundan:Turgut, her an elinden kaçıracakmış gibi gereksiz bir kaygıyla yıpranacak; ben de hiçbir rekabetin söz konusu olmadığı bir alanda, boyuna birinci seçilmekten yorulacaktım.” Aşklarını anlatan birbirinden güzel şiirleri var Turgut Uyar’ın. Sizin için seçtiğimiz “Bir Bozuk Saattir Yüreğim, Hep Sende Durur” şiiri ve “Göğe Bakma Durağı” şiirinden uyarlanmış bir şarkıyla anıyoruz aşklarını.

Bir Bozuk Saattir Yüreğim, Hep Sende Durur

Herkes seni sen zanneder.
Senin sen olmadığını bile bilmeden,
Sen bile..
Seni ben geçerken,
Derim ki,
Saati sorduklarında;
Onu ”O” geçiyordur.
Kimse anlam veremez.
Tamir ettirmedin gitti derler şu saati.
Ettirmek istiyor musun demezler.

Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.

Zamanı durdururum yüreğimde,
Sensiz geçtiği için,
Akrep yelkovana küskündür.
Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür.
Bil ki akrep yelkovanı geçerse,
Atan bu yüreğim durur.
Bırak bozuk kalsın, hiç değilse;

Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.

Platonik Aşığı Edip Cansever

“Tomris rakıyı çok severdi, bense onu…” diyor Edip Cansever. Belki de diğer şairler arasında en şanssızıydı. Turgut Uyar’ın en samimi arkadaşlarından biriydi. Tomris Uyar ile de her zaman güzel bir dostluk içindeler fakat ona karşı başlarda dışa vurmaktan çekindiği, sonrasında ise saklayamadığı bir sevgi ve hayranlık besliyor. Turgut Uyar’ın, Tomris’e duyduğu sevgisindeki kaygının en büyük sebebi belki de Edip Cansever’di. Her 15 Mart’ta, yani Tomris Uyar’ın doğum gününde, onun için bir şiir yazıyor ve yayımlıyordu.

” Bir adın vardı senin, Tomris Uyar’dı

 Adını yenile bu yıl, ama bak Tomris Uyar olsun gene

Ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma

Oysa güneş pek batmadı senin evinde

Söyle

Ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç?”

Diye sesleniyor bir sene.

Tomris Uyar daha sonra Edip Cansever hakkındaki düşüncelerini şu sözleriyle özetliyor: “Sevgililik ya da aşk duygusu zamanla yara alabiliyor, örselenebiliyor, bitebiliyor. Bitmeyen tek aşkın, gerçek ve lirik bir dostluk olduğunu Edip Cansever öğretti bana.”

Tomris Uyar, 4 Temmuz 2003’te hayata veda ediyor. Edebiyat dünyasında “İkinci Yeni’nin Gelini” diye anılır. Doğrudur da. İkinci Yeni’nin ilham kaynağı olmuştur, ondan ayrı düşünülemez. Kendi eserlerinin yanında “esin perisi” olduğu şiirleri okumak da Tomris Uyar’ı yaşatmaktır bir nevî.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here