Cumartesi, Ağustos 19, 2017

Beş kez Grammy ödülü kazanan, çılgın tarzı, abartılı göz makyajları, büyük tutkulu aşkı ve inanılmaz caz gırtlağıyla
İngiliz şarkıcı-söz yazarını ölümünün 6. yılında anıyoruz.

Çocukluğu ve Gençliği

Tam adı Amy Jade Winehouse. 14 Eylül 1983’te Londra’da taksi şoförü bir babanın ve eczacı bir annenin çocuğu olarak  dünyaya geldi.

Amy’nin müzikle tanışması ve iç içe olması küçük yaşlardan başladı. Akrabalarında çok sayıda caz müzisyeni olmasıyla birlikte babannesi de bir şarkıcıydı. Bir nevi müzikle büyüdü denebilir. Müziğe ve başarılarına uzanan yolda ailesi onun bu tutkusunu paylaştı. 1992 yılında henüz 9 yaşındayken babannesi Cynthia Winehouse Amy’yi sanat okuluna başlattı ve Amy burada 4 sene boyunca eğitim aldı.  İsyankarlığı ve aykırı kişiliği yüzünden sık sık okul değiştirdi. İlk gitarını 13 yaşındayken aldı ve çalmayı kendi kendine öğrendi. 14 yaşında okuldan atıldığı sırada burnunu deldirdi ve dövme yaptırdı. Daha sonra Croydon’daki BRIT Okulu‘na kısa bir süre katıldı ve kariyerine 16 yaşında başladı.

Müziğe İlk Büyük Adım

16 yaşındayken okul arkadaşı olan Tyler James her zamanki desteğiyle Amy’nin demosunu bir müzik şirketine gönderdi. Bir süre sonra National Youth Jazz Orkestrası‘nın kadın vokaliydi.

2003 yılında 20 yaşındayken ilk albümü ”Frank”i müzik yapımcısı Salaam Rami aracılığıyla çıkardı ve bu albümle ”En Çağdaş Eser”, ”Kadın Solo Sanatçı” gibi bir çok dalda ödüle aday gösterildi. Bu albümle imza attığı başarılara rağmen Amy hiçbir zaman bu albümün içine sinmediğini, hatta onu dinleyemediğini söyledi.

Büyük Aşkı Blake

İlk albümünün çıktığı sene Amy yerel bir barda Blake Fielder-Civil ile tanıştı ve hayatının çöküş dönemi de böylece başlamış oldu. Bir uyuşturucu bağımlısı olan Blake ile uzun yıllar çalkantılı bir aşk yaşadı. Tanıştıktan birkaç ay sonra Amy terkedildi ve 2006 yılında uluslararası hit yakalayacak olan ”Back to Black” albümünü çıkardı.

Albümdeki ”Rehab” şarkısında geçen ”Beni rehabilitasyona götürmeye çalıştılar. Hayır, hayır, hayır…” cümleleri onun alkol ve uyuşturucu problemlerine dair söylentileri doğruladı ve bu sıra dışı şarkı büyük ses getirdi. 2008’de Back to Black albümünün satışı 8 milyona ulaştı.

Bütün bu başarılarına ve yükselişine rağmen Blake’i hala sevdiğini ve acı çektiğini hiç gizlemedi. Bütün başına buyrukluğuna rağmen bir aşk kadını olan Amy 2007 yılında Blake Fielder ile evlendi. Babası Mitch Winehouse bu evliliği hiçbir zaman onaylamadı. Kızının uyuşturucu bağımlılığı için kocası Blake’i suçluyordu. Aynı yılın Ağustos ayında Sanderson Hotel’de kavga eden Amy ve Blake’in kollarında, boyunlarında çizikler ve morluklar vardı. Aynı zamanda eroin kullanmaya başlamaları da yolunda gitmeyen bir şeyler olduğuna kanıt oldu.

İngiliz The Sun Gazetesi‘ne göre Winehouse eşi Blake’i öpmek için her seferinde 150 sterlin veriyordu. Eşinin ona aşkının karşılığı buydu; 150 sterlin. Blake ise bu parayla uyuşturucu alıyordu.

Yalnız Kalışı ve Yükselişi

Bu süreç boyunca sürekli rehabilitasyona gitti fakat hiçbir ilerleme kaydedemedi.

2007 yılında bir barmeni dövdüğü için kendisine açılan davayı rüşvetle kapatmaya çalışan Blake yakalandı ve tutuklandı. Bu dönemde konserlerini iptal etti ve uyuşturucu batağına iyice saplandı. Çıktığı konserlerde de seyirciye küfür etmesi ve ayakta duramamasıyla sahneleri boyunca hep yuhalandı.

2008 Ocak ayında kokain içerken görüntülerinin sızdırılmasıyla Nisan ayında sorguya çekildi ve Amerika vizesi iptal edildi. Hayranları tarafından dahi çok eleştirilse de 10 Şubat 2008’de ”En İyi Yeni Sanatçı” ve ”Yılın Kaydı” dahil olmak üzere tam 5 Grammy Ödülü kazandı. Grammy performansı Londra’dan uydu yoluyla yayınlandı çünkü Los Angeles’ta seyahat vizesi ile ilgili sorunlar yüz yüze görülemedi. Kazandığı 5 Grammy ödülüyle 2009 Guinness Rekorlar Kitabı’na ”En Çok Grammy Ödülü Kazanan İngiliz Kadın Sanatçı” olarak girdi.

Boşanma Davası ve Tedavi Süreci

Winehouse Grammy töreninden sonra skandallarına geri döndü ve aynı zamanlarda kocası Blake’in davasıyla ilgisi olduğu gerekçesiyle kısa süreliğine tutuklandı. Blake 7 ay hapis cezasıyla hapse atılınca ilişkileri bitti ve 2009’da boşanarak Karayipler’deki St Lucia’ya taşındı. Burada yapımcısı Remi ile 2010 albümü için hazırlık yapıyordu ve aynı zamanda uyuşturucudan uzak kalmaya çalışıyordu.

Yeni Bir Birliktelik

Boşanma davalarının hemen sonrasında Amy evlilik planları dahi yapacağı yönetmen Reg Traviss ile bir ilişkiye başladı.

Onun kırılgan kişiliği ve kendini yıkıcı davranışları her zaman eleştiri konusu oldu ve kendini sabote edişleri ölümüne dek devam etti. 2010 yılını rehabilitasyonda geçirdi. 2011 yılında çevresi tarafından toparlandığı umuldu ve Temmuz ayında Avrupa turuna çıktı. Bu turda durumunun daha kötü olduğu ortaya çıktı.

Olaylı Konseri ve Ölümü

Avrupa turunda bir çok skandala imza atsa da ipler Belgrad konserinde koptu. Sahneye çıkan Amy ayakta duramadı, şarkı sözlerini unuttu ve küfür etmeye başladı. Aynı 2007 yılındaki gibi sahne boyunca yuhalandı. Bir sonraki konseri 20 Haziran’da İstanbul’daydı. Bir gün önce Atatürk Havalimanı’na indi ve akşamında konser turunu iptal ettiğini söyleyerek Londra’ya geri döndü.

Çok geçmeden Winehouse 23 Temmuz 2011’de Londra’daki evinde ölü bulundu. Hayranlarını ve müzik dünyasını derinden etkileyen olay uzun süre gündemden düşmedi. Ölüm sebebi kayıtlara alkol zehirlenmesi olarak geçse de intihar iddialarının da ardı arkası kesilmedi.

Jimi Hendrix, Janis Joplin, Jim Morrison, Kurt Cobain gibi tam 27 yaşında hayatını kaybetti ve o da diğer efsane isimlerle birlikte 27 yaş lanetine yakalanmış oldu.

Babası Mitch Winehouse ölmeden önce çok mutlu olduğunu ve son 3 aydır temiz olduğunu söylese bile onu ölüme götüren sebeplerin yaşamı boyunca yavaş yavaş oluştuğunu görmek mümkün. Bu kendine güvensiz, hassas ve muhteşem kadın hiç bir zaman yalnızlığından kurtulamadı. Yanında birileri varken bile. 2012 yılında babası ”Kızım Amy” kitabını çıkardı ve kızı adına bir vakıf kurdu. Vakfa yapılan bağışlarla uyuşturucu bağımlısı ve hasta çocuklara yardım etti.

Fakat 2015 yılında çıkan ve Amy Winehouse’ın hayatını anlatan ”Amy” filminde gördüğümüz üzere Mitch Winehouse ailesini terk ettikten sonra Amy ünlü olunca birden geri dönen bir baba figüründe. Filmde Amy Karayipler’de onu sürekli kameraya alan babasına ”Neden benim hayatımı kendi hayatın gibi anlatıyorsun?” diyor.

Amy Winehouse ”Hızlı yaşa genç öl” sözünün sonuna kadar hakkını vermiş olmakla birlikte onu kullanan babası, son menajeri ve hayatının aşkıyla birlikte ölüme adım adım yürüdü.

0 Comments

Leave a Comment

POPÜLER YAZILAR

Game of Thrones’un “Gece Nöbetçileri” IKEA’dan Giyiniyor!
Türk Balesinin Zarif Kurucusu Ninette De Valois
Tüketim Anlayışımızı Yüzümüze Çarpan 20 İllüstrasyon
Filmlerinden Efsane Sahnelerle Edward Norton
Hayali Dünyalara Yeni Bir Geçit
Romantik Piyanist ve Ünlü Besteci Sergei Rachmaninoff
Dünya Tarihinden Çarpıcı Anların Fotoğrafları
Mısır’ın 4. Piramidi: Ümmü Gülsüm
Her Biri Ayrı Hikayeye Sahip 15 Fotoğraf
Mindhunter’ın Yayın Tarihi Açıklandı
Ünlü Eserleri Yumurta Kabuklarına İşleyen Sanatçı: Süreyya Noyan
Düzenin İronik Ölümsüz Senaryosu ve Brecht
Ruhumuzun Melankolik Blues Gitaristi: Yavuz Çetin
Moonlight: 3 Dönem Tek Yüz
Lana Geri Döndü: Bir Arzu Nesnesi Olarak Lust For Life
September Kimdir?

September Kimdir?

14 Ağustos 2017
Sewp: Seksi ve Ölümcül Dövmeler
19. Yüzyılda Akıllara Takılan Soru: 2000’lerde Neler Olacak?
Loving Vincent Filminden Taze Fragman
13 Ağustos 1997: South Park Yayına Başladı
Film, Dizi ve Oyun Dünyasının En Güçlü Silahlarını Yapan Demirciler
Asi ve Özgür: Şebnem Ferah
Son Zamanların En İyi Dizisi The Handmaid’s Tale İzlemek İçin 5 Sebep
Son Zamanların En Havalı Film Müzikleri
Sanatçı Tatsuya Tanaka’dan Minyatür Fotoğraf Projesi
Ciddi Miktarda Spoiler İçeren Game Of Thrones 7. Sezonun Sızan Senaryosu
Will.i.am ve Nicole Scherzinger Louvre Müzesi’ndeki Klibini İzleyin
Hannibal Geri Dönüyor!
21 Maddede Bilinmeyenleri İle Robin Williams
Fotoğraf Sanatına Damgasını Vurmuş 11 Fotoğrafçı