Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2

1950’li yılların rüya şehri New York’ta Noel arifesidir. Fotoğrafçı olma hayalleri kuran Therese (Rooney Mara), bir oyuncak dükkanında tezgâhtarlık yapmaktadır. Birlikteliğinden pek de mutlu olmadığı erkek arkadaşı ile evliliğe doğru ilerleyen bir ilişkisi vardır. Öte yandan Carol (Cate Blanchett) ise, pek çok Amerikalı kadının imreneceği zengin bir hayat süren, orta yaşlı, alımlı bir kadındır. Ancak boşanmanın eşiğindedir ve mutsuz bir evliliği vardır. Evliliğin ona kazandırdığı tek şey ise kızıdır.

Soğuk ve kalabalık Noel arifesi akşamında kürküne sarınarak gittiği oyuncak dükkanında kızına hediye bakar Carol. Birbirlerini ilk defa burada görürler. Işıldayan sarı saçlarıyla dükkanda gezinen Carol’dan alamaz gözlerini genç Therese. Bunu farkeden Carol, çocuğu için doğru oyuncak seçiminde yardım ister bu saf ve şaşkın kızdan. Therese de ona ellerindeki en yeni ürün olan oyuncak treni önerir. Bu öneri sayesinde satın aldığı oyuncak, Carol’ın tek başına taşıyamayacağı ebatta olduğundan trenin evine gönderilmesi için dükkana adresini bırakır. Ayrıca deri eldivenlerini tezgâhta “unutur”.  Bu eldivendir ikiliyi bir araya getiren.

Therese’in eldiveni gönderme nezaketinde bulunmasına karşılık Carol, onu teşekkür amaçlı evine davet eder. Burada bir araya gelen ikili birbirlerine kaçamak bakışlar atarlar. Bu bakışlar, ilerleyen zamanlarda fiziksel temaslarla süslenir. Daha fazla vakit geçirip birbirlerini tanımak isterler. Noel tatili de bu durum için kaçınılmaz bir fırsattır. Carol tatilde mutsuz evliliğinden, sorunlarından uzaklaşmak için şehir dışına yolculuk etmek ister. Therese de aynı fikirdedir. Böylece baş başa kalan ikili, yakınlaşmak için fırsat elde eder.

Bu sırada Carol, kocası ile çekişmeli yürüttüğü boşanma davasında kızının velayeti için mücadele verir. Ancak kocasının düzenbazlığı yüzünden kozlar onun elindedir. Eşi boşanmalarını engellemek için tüm çirkinliklere başvurur. Bu durum da haliyle Carol’ı mahveder. 1950’lilerin muhafazakâr, erkek egemen, beyaz Amerikan toplumunu acı bir şekilde yüzümüze çarpan filmde, adaletin sadece belli bir grup için olduğu dönemden söz ediliyor.

Patricia Highsmith’in “The Price of Salt” adlı romanından uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Todd Haynes oturuyor. 2016’daki Cannes Film Festivali’nde öne çıkan filmlerden biri olan Carol, En İyi Kadın Oyuncu (Rooney Mara) ve Queer Palm/Kuir Palmiye ödüllerine layık görülüyor. Ödülle dönemediği Oscar’da da beş adaylığı bulunmakta.

Rooney Mara ile Cate Blanchett’in göz kamaştıran performansları, filmi izlerken ikilin yaşadıklarını adeta deneyimliyormuşsunuz gibi hissetmenize sebep oluyor. Yönetmen Haynes, filmde olaylar silsilesi ile izleyenleri boğmak yerine iki kadın karaktere ve aralarındaki romantik bağa odaklanıp oldukça saf, yalın bir anlatım tarzını benimsemiş.

Çok fazla ödül almasa da özel bir yer edinen Carol, cinsiyet, cinsel yönelim ya da cinsel kimlik gibi kalıplar gözetmeden iki “insanın” yaşayabileceği en derin, en güzel, en romantik, en saf ilişkiyi gösteriyor bize.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here