Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

Marvel, Avengers: Infinity War filmiyle çizgi roman filmlerinin popülaritesini oldukça yüksek bir noktaya taşıdı. Gerek karakteriyle gerek hikayesiyle gerek de kullandığı görsel efektlerle film, oldukça beğenildi. Filmin bilet satışları da bunu kanıtlar nitelikte. Tıpkı diğer Marvel filmlerinde olduğu gibi Avengers: Infinity War filminin ek sahneleri de büyük beklentiler içeriyordu. Bunun sebebi ek sahnelerin Marvel Sinematik Evreni’ni daha da şekillendirecek sonraki filmler hakkında ipucu vermesiydi. Avengers: Infinity War filminin ek sahnesindeyse Marvel Evreni’nin bir başka önemli karakteri vardı. 2019 yılında sinemalarda görücüye çıkacak olan Captain Marvel…

Brie Larson’ın Captain Marvel olarak karşımıza çıkacağı film, Marvel’ın bir sonraki yıl çıkacak filmleri arasında bulunuyor. Filmin ve karakterin önemi bu bağlamda oldukça büyük. Çünkü söylenenlere göre Captain Marvel karakteri, Marvel Sinematik Evreni’nin en güçlü karakteri olacak. Şu zamana kadar pek çok önemli karakteri sinemalarda yansıtan Marvel, en son Thanos’u ortaya çıkardı. Thanos’un gücü ortada… Bir parmak şıklatmasıyla evrenin yarısını yok edebilecek bir karakterden söz ediyoruz. Ancak Captain Marvel’ın sinematik evrene dahil oluşuyla Thanos’un bu gücünü dengelemek mümkün olabilir. Her ne kadar kendi filmi 90’lı yıllarda geçecek olsa da Avengers’ın bir sonraki filminde Captain Marvel kilit rol oynayabilir.

Captain Marvel filmiyle alakalı kesin bir yargıya varmak için 2019’u beklemek gerekiyor. Ancak o zamana kadar çizgi romanlardaki Captain Marvel’ı genel hatlarıyla tanıyabiliriz. Sinematik evren dahilinde ne tür bir motivasyonu olacağı ise şimdilik merak konusu. Elbette bazı teoriler var. Bu teoriler tek bir noktada birleşene kadar gelin Carol Danvers’ın yaşamına biraz daha yakından bakalım.

Bilindiği üzere Captain Marvel’ın gerçek kimliği Carol Danvers. Danvers, Boston’da 3 çocuklu bir ailenin en büyüğü olarak büyüdü. Babası sıkı çalışmanın gücüne bağlı ancak oldukça baskıcı bir adamdı. Babasının baskısına karşı gelerek 18 yaşında Amerikan Hava Kuvvetleri’ne katılan Danvers, çocukluk hayalini gerçekleştirmek için ilk adımı bu şekilde attı. Çocukluğundan beri, gökyüzünde özgürce dolaşabilmekti. Bu hayali onun itici gücüydü ve bu sayede kısa sürede binbaşılığa kadar yükseldi. Bu esnada NASA’nın yürüttüğü bir projeye layık görüldü. Bu proje kapsamında Kree teknolojisi kullanan bir gözetçi robotun araştırılması gerekiyordu. Bu görevde beraber çalışacağı kişi ise Doktor Walter Lawson’dı. Ancak Dr. Lawson ile ilgili bir gerçek Danvers’ın hayatını sonsuza kadar değiştirecekti. Dr. Lawson, galaksinin kontrolünü elde etmeye çalışan Kree halkının bir üyesiydi. Üstelik Mar-Vell ve Captain Marvel ismini kullanıyordu.

Nitekim Dr. Lawson, Carol Danvers’ı robottan kurtararak ikilinin oldukça yakınlaşmasına olanak sağladı. İkilinin bu yakınlığı Yon-Rogg adındaki Kree ırkına mensup bir komutanın dikkatini çekti. Yon-Rogg, bu yakınlığı fırsat bilip Carol Danvers’ı kaçırdı. Planı yasaklı bir Kree teknolojisi olan Psyche-Magnitron’ı Mar-Vell üzerinde kullanmaktı. Bu amacı doğrultusunda onu tuzağa çekmek için Carol Danvers’ı kullanacaktı. Nitekim işler her zamanki gibi kötü karakterin beklediği gibi gitmedi ve yasaklı teknoloji havaya uçtu. Ancak bu patlama Mar-Vell’a zarar verdi. Çünkü kendi bedenini Carol Danvers’a siper etmişti. Yine de bu durum Carol Danvers’ı bir hayli etkiledi. Patlama sebebiyle Mar-Vell’in Kree genlerinden bazıları ona geçmişti. Bu da Ms. Marvel’ın  ve ileride de Captain Marvel’ın doğuşu demekti.

Carol Danvers patlamadan sonra bir takım süper güçler kazandı. Ancak bundan daha haberi yoktu. Çünkü o zamanlar çoklu kişilik bozukluğundan muzdaripti. Bu da Ms. Marvel olduğundan haberi olmadığı anlamına geliyordu. Dolayısıyla güçlerinin ortaya çıkması biraz zaman aldı. Üstelik bu güçlerle baş etmek de daha zorlu hale gelmişti. Alt benliğini kontrol altına almakta zorlanan Danvers, bu sebeple NASA’daki görevinden ayrıldı. Zaman içerisinde güçlerini kontrol etmeyi öğrenen Danvers’a, bu süreçte yazdığı bir kitap oldukça yardımcı olacaktı. Güçlerini kontrol etmeyi öğrenen Danvers’ın bir sonraki hedefi ise Avengers’a katılıp süper kahramanlığa başlamaktı.

Zaman içerisinde Avengers’a adapte olmayı başarsa da başı bir türlü beladan kurtulmayan Danvers, kötü zamanlar geçirdi. Bu kötü zamanlar sebebiyle oldukça depresif birine dönüşen Danvers, zaman çizelgesi açısından aşırı bir karmaşık bir olayın kurbanı olacaktı. Kang the Conqueror’ın zamanda yolculuk ederken kullandığı isimlerden biri olan Immortus tarafından Limbo’ya kaçırılıp tecavüz etmesi de bu kötü olaylardan biriydi. Bu durumun zaman açısından karmaşıklığı ise Danvers’ın doğuracağı çocuğun ileride kendisine dönüşecek olmasıydı. Bu olaydan sonra Limbo’da tutsakken bir şekilde oradan kurtulmayı başaran Danvers, Avengers’tan ayrıldı ve San Francisco’da yaşamaya başladı.

Bu zamandan sonra X-Men ile de maceralar yaşayan Captain Marvel, önce X-Men’e daha sonra da Avengers’a ikinci kez katıldı. Avengers’a yeniden katıldıktan sonra ismini Warbird olarak değiştirdi. Önceki zorlu zamanları bir şekilde atlatmayı başaran Danvers, gelecek için daha umutlu olmak istediği anda güçlerinin yavaş yavaş tükenmesine şahit oldu. Bu durum yine psikolojik olarak onu zorlu bir sürece soktu. Yine zor durumlarla uğraşan Danvers, Avengers’tan bir kez daha ayrılmak zorunda kaldı. Çünkü zorluklarla başa çıkmanın yolunu alkolde bulmuştu. Avengers’tan ayrıldıktan sonra bir süre ruhsal olarak yardım alarak alkolizmi yendi. Tamamen atlattığı bir zamanda tekrar Avengers’a davet edildi.

Zaman içerisinde geçmişindeki bazı sorunları çözmeyi başaran Carol Danvers, yeni sorunlarla karşılaştı. Bunların en önemlisi Norman Osborn’du. O dönemlerde S.H.I.E.L.D’ın direktörü olan Tony Stark, Osborn yüzünden bu görevinden indirildi. Stark’ı egale eden Osborn’un bir sonraki hedefi ise Carol Danvers’tı. Osborn, Danvers’ın ona katılmasını istiyordu. Aksi takdirde Danvers’ı zorlu zamanlar bekliyordu. Nitekim Danvers, Osborn’un tehditlerine rağmen ona katılmayı bir an bile düşünmedi. Olayın sonunda ise Osborn’un süper güçlü bir iğneyle güçlendirdiği bir grup teröristi üzerine salması sonucu Carol Danvers, hayatını kaybetti.

Ancak bilinir ki çizgi roman panellerinde gerçekleşen bir ölüm uzun süreli olmaz. Carol Danvers öldüğünde enerji bileşenlerine ayrılmıştı. Eğer bu bileşenler ortaya çıkarılıp tekrar birleştirilebilirse Danvers yeniden hayata dönebilirdi. Pek çok kahraman bunun için seferber oldu. En sonunda beklenen gerçekleşti ve Danvers, hayata döndürüldü. Danvers’ın hayata döndürülmesinden sonra Avengers ve Danvers, önce Norman Osborn’u daha sonra da Phoenix Force’u yenilgiye uğrattı. Artık Danvers, Avengers’ın ikinci lideriydi ve bu Danvers için önemli bir gelişmeydi. Phoenix Force ile olan mücadele sırasında geçmişte Captain Marvel adını da kullanan Mar-Vell, kısa süreliğine geri döndü. Carol Danvers bu durumdan oldukça etkilendi. Çünkü Mar-Vell bir kez daha kendisini o ve diğer kahramanlar için feda etmişti. Bu olaydan sonra işler yolunda gitmiş ve Dünya bir tehditten daha kurtulmuştu. Carol Danvers bu olay sonunda Captain Marvel adını kullanmaya başladı. Çünkü kendisini feda eden Mar-Vell’in Captain Marvel adını yaşatmak istiyordu.

Her ne kadar Carol Danvers’ın çizgi romanlardaki çalkantılı yaşamı özetle bunlar olsa da Marvel Sinematik Evreni’nde nasıl bir göreve sahip olacağı hala belirsiz. Ama şu bir gerçek ki Marvel’ın sinemalardaki en güçlü kahramanı olacak olan Danvers, evren içerisinde önemli bir noktada olacak. Üstelik Marvel’ın bir sonraki evresi için ise Kree halkıyla insanlığın arasında köprü de oluşturacak. Bu durumda Marvel kahramanlarını bir sonraki evrede uzayda Kree halkıyla karşı karşıya görmek büyük olası. Bakalım Captain Marvel, Marvel Sinematik Evreni’nde nasıl görünecek? Özellikle Brie Larson, Robert Downey Jr. ve Chris Evans gibi karakteriyle özdeşleşmiş bir noktaya gelebilecek mi? Bekleyip göreceğiz.

Kaynak: 1,2

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here