Amazon Prime Video’da 30 Ağustos 2019 tarihinde yayına başlayan Carnival Row dizisi, ünlü oyunca kadrosu ve ilgi çekici konusu ile herkesin dikkatini üstünde toplamayı başardı. Amazon Prime Video daha önce de The Legend Of Master Legend, Oasis, The Boys ve Good Omens gibi dikkat çeken yapımlara imza atmıştı. Hal böyle olunca dizi için izlemeden bile iyi düşünceler oluşuyor insanın kafasında. Usta oyuncu kadrosunda: Orlando Bloom, Cara Delevinge, Tamzin Merchant, Karla Crome, Simon McBurney ve Jared Harris gibi daha birçok oyuncu rol almaktadır.

Orlando Bloom’un canlandırdığı Rycroft Philostrate karakteri hikayenin başında, karşımıza bir Burgue askeri olarak çıkarken, ilerleyen zamanlarda bir polis müfettişi olarak devam eder. Bir seri cinayet vakasını çözmeye çalışırken kendini o vakanın tam ortasında bulur. Cara Delevinge’in canlandırdığı Vignette Stonemoss karakteri ise bir peridir. Onu genelde sinirli, kaşları çatık bir yüz ifadesi ile etrafta dolanırken görüyoruz. Perilerin uzun yüzyıllara dayanan tarihinin, yazılı olduğu tarihi kitaplarla dolu, periler için kutsal bir mekan olarak görülen kütüphanenin koruyucusudur.

Henüz izlemeyip merak edenler için kısaca hikayeden bahsedeyim. Öncelikle bu dizi kimlerin dikkatini çeker: Eğer urban fantezi, neo-noir, politika yapımı dizileri izlemek tercihiniz ise bu diziye de bir bakmak isteyebilirsiniz. Dizi, Burgue ve düşmanları Pact arasında perilerin zengin ve değerli topraklarını istila etmek için başlattıkları savaş yüzünden yolları kesişen bir Burgue askeri Rycroft Philostrate ile tarihi kütüphaneyi korumak ile görevli peri Vignette Stonemoss etrafında dönen bir hikayeye sahip. Perilerin toprakları üstünde iki toplum çok büyük ve acımasız bir savaşa girmiştir. Burgue askerleri Tırnanese yaylaları- Anoun krallığına giderler. Aralarındaki Tain Anlaşması şartlarına göre, savunma amaçlı kullanmak üzere perilerin topraklarına el konur. Tam 7 yıl süren savaş Burgue Cumhuriyetinin geri çekilmesi ve perileri düşmanları Pact’in acımasız yönetimine bırakır. Artık perilerin yurdu, kaçmak istedikleri bir cehenneme dönüşür.

Bu kısımdan sonrası henüz izlemeyen okuyucularımız için spoiler içerir.

Vignette Stonemoss fedakar, hırslı ve aşık bir peri kızıdır. İlk bölümden itibaren kendini savunma ve yaşam mücadelesi veren biri olarak gözükür. Burgue’a geldikten sonra Spurnrose ailesinin son üyeleri olan Ezra Spurnrose ve Imogen Spurnrose kardeşlere hizmet eder. İnsan ırkından olmadığı için onlara hizmet etmesi gerektiğini düşünen ve kendilerini onlardan zeki olduklarını düşündükleri için üst bir sınıfta gören tüm insanoğlu, bana göre tamamen tersi olan bir durum içerisindeler. Bence onlardan zeki veya zengin oldukları için ayrılmıyorlar tüm diğer ırkların onlardan üstün olan birçok özelliği olduğu için onlardan korkarak onları sınırlandırmak ve böylece bir üstünlük kurma içerisine girmeleri ile oluşan bir sistem içerisindeler. Dizi burada ırkçılık temasını iyi bir şekilde işlemiş. Bunun kendileri de farkında ki zenginlerin yaşadığı ve aynı zamanda Spurnrose kardeşlerin yaşadığı evinin tam karşısına bir Puck taşınır. Herkesin dikkatini çeken bir olay olur tabii ki bu durum, hatta bana göre bu 8 bölümlük dizi içinde ana karakterlerden daha çok detaylı bir hikayeye sahip bir yan hikayedir. Imogen Spurnrose ve Agreus Astrayon ikilisininin sonunu daha izlerken tahmin ettiğim sayılı olaylardan biri genel olarak çok benzer ve basit işlenmişti çünkü dizi boyunca aslında Agreus Astrayon karakterinden çok umutluydum. Yokluktan bir anda tüm zenginliğin içine geliş hikayesi benim çok dikkatimi çekmişti ama buna dair pek bir bilgi edinemeden diziyi bitirdim.

Cinayetlerin işlenmeye başlaması ve Philo’nun işlenen cinayetleri çözmeye çalışırken kendini tam olarak içinde bulması benim beğendiğim noktalardandı çünkü diziyi izlerken böyle bir olay ile karşılaşacağımı hiç düşünmedim. Çözmeye çalıştığı cinayetler sırasında ölen peri kurbanın Aisling Querelle’nın, Philo’nun annesi çıkması her şeyin yavaş yavaş ortaya çıkmasına yardımcı oldu ama tam o şarkının çalıp annesi olduğunu anladığı sahne, dizi içindeki şüphesiz en iyi kısımlar arasındaydı. Philo’nun melez olduğu ortaya çıkınca (ki hiç şüphesiz böyle bir sırrı öyle herkese anlatmak çok mantıksız bir seçenekti) cinayet şüphelisi olarak tutuklanır ve orada Vignette ile burada karşılaşır. Aşık çiftin burada tekrardan bir araya gelmesi beni pek şaşırtmadı, asıl şaşırdığım Philo’nun karakoldan çıkarılıp ısısız bir yere getirildiğinde karşısında duran kişinin babası olmasıydı. Tam buradan sonra zaten çoğu taş yerine oturmuş oldu, Madame Moira’nın tıpkı şüphelendiğimiz gibi Darkasher’ın yöneticisi olduğunu ve aslında tek amacının oğlunun önünü açmak olduğunu anlamış olduk. Bir kadının sinsi zekasının gücünü unutmamamız gerektiğini bize hatırlattı Madame Moira.

Sonuç olarak Carnival Row, izleyeni hikayesiyle etkilemeyi pek başaramamış fakat atmosferiyle ve yarattığı dünyasıyla ilgi çekici olmayı başarabilmiş bir dizi. Fantastik öğeler içeren yapımlara merakınız varsa bu diziye göz atmanızı tavsiye ederiz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here