Carl Edward Sagan bilimin ve astronominin en önemli isimleri arasında yer almakta. Sagan, bir kemik iliği hastalığı olan miyelodisplaziden hayatını kaybedene kadar bilime sürekli ışık tuttu. Sonradan aynı adlı film ile ekranlara taşınan Contact adlı romanı ve Cosmos adlı televizyon dizisi ile bilim ve uzay ile ilgili pek çok bilinmeyeni açıklığa kavuşturdu.

“Bir çağdaş bilim adamından fazlası olan Carl Sagan, bilime olan merakı ve verdiği önem söz konusu olduğunda sahip olduğu tutkuyu halka aktarmayı biliyordu.” Bu sözler Sagan’ın öldüğü gün, Ulusal Bilimler Akademisi Başkanı Bruce Alberts tarafından söylendi.

Sagan aynı zamanda Pulitzer Ödülü sahibi bir yazardı ve 1970-80 yılları arasında NASA’nın en önemli misyonlarından birine katkıda bulundu. Bizler de çığır açan araştırmalarıyla ve yayınladığı eserlerle bilime olan bakışı değiştiren ünlü bilim adamının bilime olan katkılarını 5 maddede sizler için inceledik.

Cosmos: A Personal Voyage

Sagan’ın bilime yaptığı katkıların başında şüphesiz ki 13 bölümlük dizi niteliğinde belgesel Cosmos: A Personal Voyage geliyor. 1980’de yayınlanan ve üç Emmy, bir de Peabody Ödülü’nün sahibi olan dizi, karmaşık bilimsel kavramları detaylıca açıklayarak izleyenlere astronomik gözlemcilikten atomun yapısına kadar pek çok bilimsel konuyu yansıttı.

Sagan’ın anlatımı ve metinleri diziyi oldukça çekici kıldı ve dizi bu sayede pek çok izleyiciye ulaştı. Dizi sayesinde Sagan da gezegen bilimci olarak oldukça büyük bir üne sahip oldu. Öyle ki Sagan’ın ‘ünlü-bilim adamı’ unvanı dizinin önüne bile geçti.

21 Aralık 1980’de son bölümünü yayınlayan dizinin yeni versiyonu Cosmos: A Spacetime Odyssey, 9 Mart 2014 tarihinde izleyicisiyle buluştu. Dizinin sunuculuğunu ise daha 17 yaşındayken Sagan ile tanışan astrofizikçi Neil de Grasse Tyson üstlendi. Dizi tıpkı Sagan’ın sunduğu seri gibi 13 bölüm sürdü ve izlenme olarak yüksek sayılara ulaştı.

Uzayda Keşif

Sagan, eski öğrencisi James Pollack ile birlikte Mars gezegeninin bilimsel algılarını değiştirdi. Bazı bilim insanları daha önce, Mars yüzeyindeki renk değişimlerinin mevsimsel olarak gezegenin üzerinde büyüyen bitkilerin göstergesi olabileceğini öne sürmüşlerdi. Sagan ve Pollack ise bu değişikliklere aslında Mars’ta gerçekleşen fırtınaların sebep olduğu Mars tozunun neden olduğunu savundular. NASA tarafından Mars’a gönderilen Viking ve Mariner 9 uzay araçlarının seferleri de Sagan ve Pollack’ın teorisini doğruladı.

Sagan, Mariner 9 görüntüleme ekibinin bir üyesiydi ve Viking 1 ve Viking 2 için iniş alanları seçiminde yardımcı oldu. NASA’nın bu programları Mars’ın yörüngesini ve hatta yüzeyi hakkında oldukça bilgilendirici nitelikteydi.

Sagan ayrıca Jüpiter ve Satürn’e gönderilen Pioneer 10, Pioneer 11, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün’e gönderilen Voyager 1, Voyager 2 araçlarının NASA tarafından belirlenen ekiplerinde de yer aldı. 2013 yılının Eylül ayında Voyager, yıldızlararası alana ulaşan ilk uzay aracı oldu.

Dünya Dışı Hayata İnanç

Sagan, Dünya dışı yaşamın varlığına inanmasına rağmen UFO’ların görüldüğüne ve uzaylı kaçırma hikayelerine karşı bir duruş sergiledi. 1969 yılında Amerikan Bilimsel Gelişme Birliği dahilinde UFO’ların Dünya’yı ziyaret eden uzay araçları olduğu fikrinin yanlış olduğunu konu alan bir sempozyum düzenledi.

Sagan, 1966 yılında Rus gökbilimci Iosif Shklovsky ile ortak olarak yazdığı Intelligent Life in the Universe kitabıyla Dünya dışı hayata inanan biri olduğunu gösterdi. Daha sonra da National Geographic için başka gezegenlerdeki potansiyel yaşamları konu alan bir makale yazdı.

NASA’nın Voyager ekibinin bir üyesi olarak Sagan, Dünya dışına bir mesaj gönderilmesine önerdi. Sagan’a göre mesaj yollamak Dünya dışındaki yaşamların varlığı hakkında oldukça belirleyici olacaktı. 12 inçlik fonograf kaydı oluşturan Sagan, fonografın bulunduğu aracı koruyucu alüminyum ile kapladı ve mesaj yollandı. New York Times’a göre Sagan’ın oluşturduğu mesajda farklı dillerde selamlaşmalar, 12 dakikalık balina sesleri, 90 dakikalık müzik dinletisi, siyah-beyaz ve renkli fotoğraflardan oluşan görüntü dizileri bulunuyordu.

Carl Sagan, kendi ismi verilen Carl Sagan Merkezi’ne de ev sahipliği yapan Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırmaları Enstitüsü’nün çalışmalarında da bulundu.

Siyasi Savunma

Sagan, insanlığın yaşadığı çevreyi kötü yönde değiştirdiğine ve küresel ısınmanın etkilerine inanıyordu. Ayrıca Ronald Reagan’ın “Yıldız Savaşları” olarak da bilinen Stratejik Savunma Girişimi’ne de oldukça karşıydı. 1982 yılında Sagan, eski öğrencileri James Pollack ve Brian Toon;  meslektaşları Rich Turco ve Tom Ackerman ile birlikte yanan 100 şehirden stratosfere yükselen dumanın şiddetli küresel soğutmaya neden olabileceği sonucuna vardı.

Ekip, Science dergisinde bu soğutma etkisini nükleer kış olarak niteledi. Ayrıca bu etkinin tam bir nükleer etki kadar zararlı olmasa da tarım açısından kötü sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Sagan’ın bu teorisi unutulmaya yüz tutan nükleer savaş kavramını da gündeme getirdi. Bunun üzerine Sagan, bir heyetin Papa II. John ile görüşmesini sağladı ve Papa, nükleer cephaneliğe karşı olarak bir bildirge yayınladı.

Sagan’ın nükleer kış teorisi oldukça tartışıldı. 1990 yılında Irak, Kuveyt’i petrol kuyularını ateşe vermekle tehdit ettiğinde Sagan bunun, oluşabilecek petrokimyasal duman sebebiyle küçük çaplı bir nükleer kış yaratabileceğini öne sürdü. Bazı meslektaşları Sagan’ın bu hipotezini destekledi. Bunun üzerine Sagan bu teorisini kamuoyuna açıkladı. 1991 yılının Ocak ayında Irak, Kuveyt’in kıyı ekosistemini bozan petrol alanlarını ateşe verdi ancak bunun iklime karşı bir etkisi olmadı.

Yayınlanmış Çalışmalar

Sagan’ın aynı Cosmos: A Personal Voyage gibi yayınlanmış çalışmaları bilimsel kavramları daha geniş bir kitleye taşıdı. Yaklaşık 20 kitabın altında imzası bulunan Sagan, Intelligent Life in the Universe adlı kitabında Dünya dışı yaşamını, The Dragons of Eden ile insan zekasının gelişimini ve Pale Blue Dot ile de uzayın keşfinin tarihine dikkat çekti. 1978 yılında The Dragons of Eden: Speculations on the Evolution of Human Intelligence, Sagan’a Pulitzer Ödülü’nü kazandırdı.

1980’li yıllarda Sagan bilimkurgu romanı yazması için Simon & Schuster Şirketi’nden 2 milyon dolarlık bir teklif aldı. Bunun üzerine Sagan’ın kaleme aldığı Contact, 1984’te yayınlandı ve 1997 yılında adlı adla film olarak ekranlara taşındı. Filmin başrollerinde ünlü oyuncu Jodie Foster ve Matthew Mcconaughey yer aldı.

Sagan’ın bir başka kitabı olan Cosmos ise kurgusal olmayan bir eserdi. Cosmos, bir yıldan fazla süreyle en çok satanlar listesinde kendine yer buldu. New York Times’ın kitap eleştirisinde James Michener, Cosmos’u akıllıca yazılmış bir eser olarak nitelendirdi ve Sagan’ın pırıltılı anlatımını vurguladı.