Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
11

Bu incelemeyi yazmaya başladığımda saat gece yarısından sonra 3.34. Sinemadan aşağı yukarı 1 saat önce çıktım, Marvel Sinematik Evreni’nin yeni filmi Captain Marvel hakkında biraz düşündükten ve filme beraber gittiğim arkadaşımla biraz tartıştıktan sonra, kahvemi yudumlarken bu incelemeyi taze taze yazmaya başladım. İlk başta spoilersız, sonra da azıcık spoilerlı anlatmaya devam edeceğim. Spoiler vermeye başlamadan önce filmi izlemeyenler için bir uyarı daha vereceğim.

Spoilersız bölüme gömerek başlayıp, överek bitirmek istiyorum. Captain Marvel, genel olarak “Marvel formülü” dışına çıkmamış bir film. Infinity War’dan sonra yeni bir şeyler denendiğini görmek isteyenler bu filmden pek memnun ayrılmayacaklardır. Bazı anlarda “Acaba formülün dışına çıkacak mı?” dememe rağmen, çoğu zaman filmin hangi noktasında ne olacağını 10 yıldır MCU izleyen biri olarak rahatça tahmin edebildim. Yine de film, temposuyla, 90’lar atmosferiyle ve yüksek aksiyon dozuyla gayet akıcı diyebileceğim bir film. İlk yarı bittiğinde ben ve arkadaşım geçen zamanı anlamadan ne kadar çabuk ara verdiklerini sorguladık. Filmin müziklerini ise ayrıca övmek istiyorum çünkü bana göre filmin en iyi yanlarından birisi müzikleri. MCU’nun ilk kadın bestecisi Pınar Toprak‘ın ellerine ve emeklerine sağlık. Kendisinin başarılarının devamını diliyorum.

Spoilerlı bölüme geçmeden önce, filmde iki adet ek sahne bulunuyor ve bu sahnelerden ilkini kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim.

BU NOKTADAN İTİBAREN AZ DA OLSA SPOILER VERMEYE BAŞLIYORUM, FİLMİ İZLEMEYENLER YAZIYI BURADA KAPATABİLİRLER!

Dediğim gibi film Marvel’ın her zamanki formülünden şaşmamış bir film. Yine kahramanımız ilk başta güçlerini tanıyor, düşmanını tanıyor ve filmin sonunda kötü karakteri yeniyor. Hatta bu filmde kahramanımız sadece güçlerini değil kendisini de tanıyor çünkü kim olduğunu hatırlamıyor. Kısacası karakter kendisini keşfederken biz de onu keşfediyoruz. Bu filmde Captain Marvel’ı, hareketlerini değil hatıralarını görerek tanıyoruz ama bence bu anlatım biraz yetersiz kalmış. Filmden çıktığımda aklımda kalan şeyler, Carol’ın iyi birisi olduğu, Mar-Vell’e hayranlık duyduğu ve biraz duygusal olduğu. Duygusal olduğunu da film vurguladığı için hatırlıyorum, yoksa çoğu zaman Carol’dan duygusal bir tepki beklediğimizde bunu ekranda göremiyoruz. Bu eleştirim özellikle filmin son bölümünde daha iyi görülüyor. Nick Fury ve kedi görünümündeki uzaylımız Goose hakkında ise bunları söyleyemeyeceğim. Fury’i zaten tanıyorduk ama bu filmde biraz farklı bir Fury var. Goose ise şirin görünümüne rağmen evrenin en tehlikeli canlılarından bir tanesi olduğuna ikna ediyor. İkisi de filmde çok iyi kullanılmış ve filmin komedi yükünü sırtlamış.

Captain Marvel’ın kendisi iyi anlatılmamış olsa bile, Kree’ler ve Skrull’lar gayet iyi anlatılmış. Bu sayede ilk GoG’de gördüğümüz uzaydaki yaşamı daha detaylı tanıyoruz. Bu önemli çünkü MCU’nun 4. fazı, uzay maceralarına daha çok odaklanacak. Ayrıca bu filmde, daha önce çokça gördüğümüz Tesseract’ın Nick Fury’nin eline nasıl geldiğini de görüyoruz. Bu gibi Marvel evrenini genişleten şeyler görmek çok güzel, bu sayede diğer filmlerde eksik kalmış yerler de kapatılıyor. Ama keşke Fury’nin gözünü Goose’la oynarken kaybettiğini değil, savaş sırasında kaybettiğini görseydik. Filmden çıktığımda kızgın olduğum şeylerden birisiydi bu, çünkü benim için diğer filmleri de etkileyebilecek bir detay.

Filmde politik mesajlar olmasını elbette bekliyordum. Bu durumdan da memnundum çünkü Marvel’ın, Star Wars’daki gibi kadının gücünü göstereceğiz diye bize kusursuz bir Mary Sue izletmeyeceğini biliyordum. Ve filmin politik mesajları gözümüze sokmadan vermesi daha da hoşuma gitti. Mesela final bölümünde, Yon-Rogg “Bana kendini kanıtla.” dediğinde Carol’ın “Sana hiçbir şey kanıtlamak zorunda değilim.” demesi Carol’ın sadece kendi adına değil, kendini kanıtlamak zorunda hisseden bütün kadınlar adına konuştuğu bir sahneydi. Film o sahneye kadar öyle güzel geldi ki, Captain Marvel bu sözü söylediğinde içimden “İşte bu!” diye bağırmak istedim. Ayrıca Skrull ırkının başta terörist olarak gösterilip, aslında mülteci olması da beklediğim ve hoşuma giden bir diğer tarafıydı filmin. Bu iki güzel mesaj da, tadında yerleştirilmiş ve genelde detayların içinde bulunuyor, senaryonun temel parçaları değiller. O yüzden ortada bu mesajların yanında gayet eğlenceli ve herkese hitap eden bir film var.

Son olarak filmin daha iyi olabileceğini ama bazı yerlerde aldığı kararlarla potansiyelini harcadığını düşünüyorum. Benim Captain Marvel’a vereceğim not 7/10. MCU’yu seven ve merak eden insanların sinemada izlemesi gerektiğini belirtip, sinemada izleyemeyenlerin de evde izlemesini önererek sizlere veda ediyorum.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
11

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here