Candy (2006), uyuşturucunun mahvettiği hayatları birbirine aşık iki genç üzerinden dokunaklı bir biçimde aktarıyor bizlere.

Yönetmen koltuğunda Neil Armfield’ın oturduğu film, Luke Davies’in Candy: Bir Aşk ve Bağımlılık Hikayesi adlı kitabından beyaz perdeye uyarlandı. Başrollerinde Kara Şövalye üçlemesinde oynadığı Joker karakteriyle adını sinema tarihine yazdıran Heath Ledger ve yetenekli oyuncu Abbie Cornish yer alıyor. Oscar ödüllü Geoffrey Rush da Casper karakteri ile çıkıyor karşımıza. Bu kategorinin en başarılı yapımlarından biri olan Requiem For A Dream (2000) ile benzer yönlere sahip olsa da filmi bağımsız olarak ele alacağız bu yazıda.

Candy ve Dan ilk görüşte birbirine aşık olan, sanat düşkünü iki genç. Birbirlerinin hayatına bir anda giren bu iki yabancı öncesinde sahip olmadıkları huzur ve mutluluğa kavuşur birbirleriyle tanıştıklarında, ta ki ihtiyaç duydukları eroin için paraları yetmemeye başlayana dek. Para sorunu sonucunda ise yaşadıkları sıkıntılar gittikçe büyür. Film bu süreci Cennet, Dünya ve Cehennem olmak üzere üç bölümde anlatmış. Biz de aynı sırayla bahsedeceğiz olay örgüsünden.

Not: Yazının bundan sonraki kısmı izlemeyenler için spoiler niteliği taşımakta.

Cennet

Candy ile ilk tanıştığım günler hayatı kana kana içtiğimiz günlerdi. Her şey bollukla dolup taşıyordu. Gökyüzünde kuşlar şarkı söylüyordu. İçimiz şefkat doluydu.

Annesinin küçük yaştan beri hayatına fazla müdahale etmesi yüzünden problemler yaşayan Candy ve ailesi ile uzun zaman önce iletişimini koparmış olan Dan, tanıştıkları ilk anda aşık olur birbirlerine. Hızla başlayan ilişkileri ikisi için de sığınacakları bir liman olur. Bu ilişkinin tamamlayıcı diğer parçası ise uyuşturucudur. Dan uzun zamandır uyuşturucu bağımlısıdır. Dan’in hayatına girişi ile uyuşturucuyla tanışan Candy’nin de bu batağa düşmesi uzun sürmeyecektir.

“Bırakabiliyorken bunu istemezsin, bırakmak istediğinde ise başaramazsın.”

Bir süre sonra uyuşturucuya para yetirebilmek için küçük hırsızlıklara ve aldatmacalara girişirler ancak bu yeterli olmaz. Daha fazla paraya ihtiyaç duyduklarında Candy bedenini satmaya ve para için yabancılarla birlikte olmaya başlar.

Bu bölüm güzel başlamış olsa ve onların en güzel günlerini anlatsa da ilk sahnelerde Candy’nin aşırı doz yüzünden ölüm tehlikesi geçirmesi hayatlarının kalanına dair küçük bir uyarıdır aslında.

Dünya

Derler ki, keş olarak geçirdiğin her 10 yılın yedisini beklemekle harcarmışsın. İyi yönünden bakarsan, insana düşünecek bir sürü vakit kalıyor. Öte yandan, endişe, tam zamanlı bir iştir. 

Para yönünden yaşadıkları sıkıntılar Candy ve Dan’i depo gibi bir yerde yaşamaya zorlar. Candy bir genelevde çalışarak eve para getirirken Dan’in bir işe yaramaması onu sinirden çıldırtmaya başlamıştır. Her şeyin üst üste gelmesiyle birbirine katlanamayan, sürekli kavga eden bir çift haline gelirler.

Dan, yaptığı düzenbazlıklarla yüksek miktarda para bulmuştur ancak Candy hamiledir. Bunu bir çıkış yolu olarak görür ve hayatlarını biraz düzene sokmaya uğraşırlar. Depodan kurtulup bir eve yerleşerek uyuşturucuyu bünyelerinden tamamen atmaktır amaçları. Yoksunluk ve acı dolu birkaç günün ardından Candy’nin yaşadığı kanamayla hastaneye giderler ve bebeğin düştüğü haberini alırlar, Candy’nin hemen doğuma alınması gerekir ancak bebeğin yaşaması için imkan yoktur.

Film, karakterlerin iç dünyasını küçük sahnelerle başarıyla yansıtıyor bizlere. Candy babasına hamile olduğu haberini verirken ona sarılarak içini çeke çeke ağlar. Ölü doğan bebeği kucağına alan Dan onun hareket ettiğini söyleyerek yaşıyor olma umuduna tutunur.

En büyük acıları çektikleri dönem bu olsa da Dünya bölümünde hala umut vardır, düzelmeye çabalarlar, hala bir şeyler için uğraşıyorlardır. Bu bölümü Cehennem’den ayıran da budur.

Cehennem

Yaptığımız her şeyi iyi niyetle yaptık. Olaylar birbirini kovaladı ve yıllar akıp gitti. Dünya bir keş için şaşırtıcı bir yer. Buna rağmen değişebileceğin fikrine inanıyorsun.

Hayatları eski düzenine dönerken bu defa daha umursamaz bir hale gelip yalnızca yaşamaya ve uyuşturucuya verirler kendilerini. Kırsala yerleşerek hayatlarının düzelebileceğine inanırlar ama bu uğurdaki çabaları bile sönüktür.

“Sanırım sonumuz geldi.” 

“Bizim asla sonumuz gelmez.”

“Geldi.”

Parasızlık ve beraberinde getirdiği psikolojik problemlerle birlikte birbirlerine daha fazla katlanamaz hale gelirler ve bir kavganın ardından Dan evden ayrıldığında Candy evin tüm duvarlarına boyalarla hikayelerini anlatır. Nasıl her şeyin güzel başladığından ve şimdi korktuğundan bahseder. Elinde çiçeklerle gelen Dan ağlayarak duvarları okur ve çaresizce silmeye çalışır.

Artık akıl sağlığı oldukça bozuk olan Candy geçirdiği bir kriz sonrasında rehabilitasyon merkezine yatırılır, Dan ise onun düzelebilmesi için uzaklaşıp kendi hayatını düzene sokmaya uğraşır.

“Onun hayatını mahvetmeye çalışmıyordum, kendiminki düzelsin diye uğraşıyordum.”

Uzun zamanın ardından Candy, Dan’in çalıştığı yere gelir. Aynı ilk karşılaştıkları zamanki gibi görünüyordur. Sahip olduğu aşk bir tür bağımlılığa dönüşen Dan, yokluğunda acı çekiyor olsa da ona gitmesini söyler, Candy’nin onu düşünen bir ailesi varken onun için hala bir şans vardır. Ve yolları bu şekilde ayrılır.

Film, karakterlerin duygularını sade ancak etkileyici bir biçimde anlatıyor. Tabi ki bunda oyunculukların da payı oldukça büyük. Candy’nin yere yatıp balın akışını izlediği sahne bize saf delilik kavramını aktarırken, Candy ilk defa biriyle birlikte olup arabaya döndüğünde Dan’in yüzünde ne yapacağını bilemeyen suçluluk duygusunu okuyoruz.

Harika bir müzikle yaptığı başlangıçtan jeneriğin okunduğu son sahneye dek bizi sarsan bu film sona erdiğinde, silemediğimiz buruk anısı kalıyor geriye.

“Bir zamanlar Dan ve Candy vardı. O yıl çok ateşliydik. Balmumları içimizde erirdi. Balkonlara tırmanırdık. Onun için her şeyi yapardık. Ah Danny… Binlerce kuş onun saçını süslüyordu.

Her şey altındı… Bir gece yatak yandı… O yakışıklı ve iyi bir suçlu… Güneş ve çikolatanın içinde yaşıyoruz… Ama artık güneş doğmuyor.
Dany bir şeytandır… Candy kayboldu…

Senin yöntemini denemek isterdim. Hayatıma çok hızlı girdin ve bunu çok sevdim. Eğlence çamurunda boğulduk. Yabancılara teslim oldum.

Her şey eksik. Dünya yana eğiliyor. İşimiz bu. Bunun peşindeyiz. İçimde sen varken ölümle evlendim. Bir daha asla uyuyamayacağım. Havuzdaki hayalet…
Kedilere ve tavuklara havlamak köpeklerin doğasında vardır. Baktığım her yerde seni görüyorum… Bazen senden nefret ediyorum. Lanet olsun çok komiksin Dan.
Sen bana cehennemi yaşattın. Bir şeytansın.

Yaşadıklarımıza inanmıyorum. Beni kullandın. Çok zayıfsın Danny! Ciddi olamazsın Danny çok korkuyorum! Çok korkuyorum. Kafanı kırdım yatağın arkasından ama bebeğim sabah öldü. Ona isim koymuştuk. Adı Thomas’tı. Zavallı küçük tanrı… Kalbi davul gibi atıyordu.
Maviliğin anası… Fırtına meleği… Söyledin, söz verdin. Gökyüzünü gösterdin.”

Kaynak: 1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here