Paul McCartney bir gün taksiye biner, şoföre gidecekleri yeri söyledikten sonra  açık duran torpido gözündeki kasetler dikkatini çeker. Şoföre döner ve torpido gözündeki kasetleri göstererek “Sorun olmazsa bakabilir miyim?” der. Şoför  kısa bir duraksamanın ardından, “Yani, elbette bakabilirsin ama onlar çok üst düzey sanat eserleri. Sen anlamazsın.” cevabını verir. Paul McCartney kasetlere baktığında Liszt, Mozart, Chopin gibi sanatçıları gördüğünü söylüyor, bu hikâyeyi anlatırken. “O zamanlar o sanatçılarla ilgili gerçekten hiçbir fikrim yoktu” diye de ekliyor. Fakat zamanla bu sanatçıları dinlemeye başladığında onların Beatles’dan pek farklı olmadığını ve aslında o zamanların Pop müziğinin bizim şimdi “Klasik Müzik” diye adlandırdığımız müzik türü olduğunu söylüyor. Buradan çıkaracağımız sonuç, müzik türlerinin kesinlikle belli başlı kitlelere ait olmadığıdır. “Rock müziği sadece asiler, klasik müziği sadece entelektüel insanlar dinler” gibi söylemler üstün körü yapılmış, dogmatik ve gereksiz yakıştırmalardır. Bu yazıda ise McCartney’nin o torpido gözünde gördüğü kasetlerden birinin sanatçısından bahsedeceğiz.

Macar besteci 1811 yılında Macaristan’ın Dobrojan kentinde doğdu. Liszt’in müzik yeteneğini babası keşfetti ve ilk piyano derslerini de ondan aldı. Liszt 15 yaşındayken babasını kaybetti ve ailesinin geçimini sağlamak için müzik dersleri vermeye başladı. Sanatı icra etmekten uzaklaşıp öğretmeye başlayınca da sanata olan ilgisini kaybedip kendini edebiyata ve dini konulara verdi. Her ne kadar müziğe ilgisini kaybetse de 1830’daki devrim sonucu müziğe geri döndü.

Özel hayatında inişli çıkışlı bir ilişki yaşadığı Agoult Kontesi Marie ile müziğe döndükten dört yıl sonra, 1834’te tanıştı. Kontes kocasını terk ettikten sonra İtalya ve İsviçre’de yaşamlarını sürdürdüler. Fakat yaşanan yasak ilişkiler sonucu ikilinin arası zamanla açıldı.

1840-1847 yılları arasında büyük bir turneye çıkan Liszt, İrlanda’dan Rusya’ya oradan da Portekiz’e kadar gezdi. Hatta bu turun son yılında, 18 Haziran 1847’de İstanbul’a gelen Liszt burada Padişah Abdülmecid’e bir konser verdi.

Agoult Kontesi Marie ile çalkantılı birlikteliğine 1844 yılında son verdi ve Kiev’de tanıştığı,  Rus Çarı’nın yardımcısının eşi Prenses Carolyne Sayn-Wittgenstein ile birlikte oldu. Bu birlikteliğin ardından turunun da sonlanmasıyla Liszt, sahne konserlerine son verdi ve orkestra şefliğine başladı.

1861 ve 1869 yılları arasında ise müziği tekrardan ikinci plana atarak Roma’da yaşadı ve dini kitaplar yazdı; rahiplik dersleri aldı ve onur sahibi oldu. Müziği ikinci plana atsa da asla hayatından tamamen çıkaramadı. Dini çalışmalarına devam ederken Budapeşte Müzik Okulu’nu kurarak ilk başkanı oldu. 31 Temmuz 1886’da ise Beyrut’ta zatürre sonucu hayatını kaybetti. Zatürreden öldüğü açıklansa da Liszt’in hayatı boyunca aldığı ölüm tehditleri ve suikast girişimleri ölümüyle ilgili şüpheleri arttırıyor.