Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
52

gabriel garcia marquez ile ilgili görsel sonucu

19. yüzyılın sonlarında, Latin Amerika edebiyatını dünyayla tanıştırma hareketini modernismo (modernizm) adı altında başlatan Nikaragualı şair Rubén Darío’dur. Ancak bu hareketi sonuca ulaştırıp Latinlerin edebiyat dünyasında yerini sağlamlaştıran isimlerin başında Kolombiya’nın ünlü yazarı Gabriel Garcia Marquez gelir.

Gerçekle hayali iç içe geçirip bize bitmesini istemediğimiz hikâyeler anlatan, büyüleyici kalemi ve kelimeleriyle acımasız tarihi bize tatlı bir masalmış gibi aktaran Gabriel Garcia Márquez, yazdığı romanlarla sadece 20. yüzyılın değil tüm zamanların en ilham verici yazarlarından biridir.

Bizde Franz KafkaErnest HemingwayJames JoyceVirginia Woolf ve William Faulkner gibi usta yazarları kendine idol edinen, İncil dışında en çok satmış İspanyolca kitap rekorunu elinde bulunduran usta yazar Gabriel Garcia Márquez’in yazdığı onlarca kitap arasından favori beşimizi belirledik. Hepinize keyifli okumalar.

1- Aşk ve Öbür Cinler

aşk ve öbür cinler ile ilgili görsel sonucu

Gabriel Garcia Marquez’in yazarlığa başlamadan önce gazetecilik yaptığını çoğu kişi bilir. 1949’da Santa Clara Manastırı’nın mahzenindeki mezarların boşaltılması üzerine haber yapmak için giden genç muhabir Márquez, orada şahit olduğu sahnelerle büyük annesinin anlattığı bir hikayeyi birleştirince ortaya Aşk ve Öbür Cinler romanını çıkarır. Genç bir kadınla bir rahibin normal olmayan aşkını anlatan kitap, dünyanın hiçbir başka ülkesinde yayımlanmadan, ilk kez Türkçe’de yayımlanmıştır. Roman yoğun kültür içeriğiyle yabancı okurlara zor zamanlar yaşatsa da; olayların sadece ana karakterler değil yan karakterler üzerinden de derinleşmesi, kitabın sonucu başta verilse bile muhteşem bir kurguyla ilerlemesi gibi sebepler kitaba bir şans vermek için yeterli sebepler arasında sayılabilir.

“Mutluluğun iyi edemeyeceği kişiyi iyileştirecek ilaç yoktur.”

(Sayfa 45, Can Yayınları)

2- Başkan Babamızın Sonbaharı

başkan babamızın sonbaharı ile ilgili görsel sonucu

Gabriel Garcia Marquez’in bir kitapçıda eline geçen fotoğraf albümünde gördüğü, lüks bir malikânede tek başına fotoğraflanan yaşlı bir adamdan ilham alarak yazdığı Başkan Babamızın Sonbaharı, tarihi şekillendiren diktatörlerle ilgili bir kurgu tasarlayan ünlü yazarın bu konudaki en önemli romanlarından biri oldu.

Fotoğraftaki adamı, dünya tarihindeki diktatörlerin karakteristik özelliklerini taşıyan birine dönüştüren Marquez, o gün oteline dönüp Karayip Adaları’nın birinde yaşamış bu diktatörün hikâyesine başladı. Kitap 1975’te raflardaki yerini aldı. Diktatörlüğün evrensel bir panoramasını çizen Marquez’in bu kitabı her ne kadar okuma ve anlama bakımından yoğun ve bir miktar zor olsa da, konusu ve verdiği mesajlar itibariyle bakılmayı kesinlikle hak ediyor.

“..gazeteyi baştan aşağı tarıyor, kendi basın ajanslarının uydurduğu haberler dışında bir şey var mı diye bakıyordu,…”

(sayfa 192, Can Yayınları)

3- Kırmızı Pazartesi

kırmızı pazartesi ile ilgili görsel sonucu

1991 yılında yayınlanan ve yazarın Türkiye’nin belki de en çok bildiği romanlarından biri olan Kırmızı Pazartesi’nde Santiago Nasar bir cinayetin odağındaydı. Herkes her şeyi biliyordu ama herkesin dili tutulmuş, gözleri kapanmış ve kulakları tıkanmıştı. Önlenemez bu cinayetin, oluş aşamasını ve sonuçlarını büyük bir ihtişamla anlattı Marquez. Yazılışıyla herkesi etkileyen bu roman, büyük Kolombiyalı yazarın şaşırtıcı mizahı ve hayal gücünün, onur ve ölüm gibi temaları nasıl harika bir kurgu ile birleştirdiğinin en açık örneklerinden biri haline geldi. Kendisi de kitabıyla gurur duyduğunu verdiği bir demeçte dile getirdi.

Her yazar, yazdığı en son romanın en iyi romanı olduğunu sanır. Benim bu romanım için böyle düşünmemin nedeni, yapmak istediğimi tam olarak gerçekleştirebilmiş olmamdır. Romanlar, yazılırken yazarlarının elinden kaçıp kurtulmak isterler. Romanın kişileri, kendi özyaşamlarına dönerler, en sonunda da canlarının istediğini yaparlar. Ben hiçbir romanımda bu romanımdaki kadar ipleri elimde tutamadım. Belki bunu konu ve hacim nedeniyle başarmışımdır. Konusu çok sert olan ve hemen hemen polisiye bir roman gibi işlenen bir roman bu. Üstelik oldukça da kısa. Sonuçtan hoşnutum. Şu sıralar en iyi romanımın Kırmızı Pazartesi (Gronica de Una Muerte Anunciada) olduğunu sanıyorum.

“Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım.”

(sayfa 90, Can Yayınları)

“…, annesi tek bir sözle onu susturmuştu. -Aşk da öğrenilir.”

(sayfa 37, Can Yayınları)

4- Kolera Günlerinde Aşk

kolera günlerinde aşk ile ilgili görsel sonucu

Márquez, 1985’te yayımladığı bu romanda yarım yüzyıllık dev bir aşk hikâyesini eski zamanlardan beri süren Apollon-Dionysos ikiliğine odaklanarak anlattı bizlere. Geçmişte uçarı bir kişiliği olan Florentino’dan vazgeçip ayakları yere sağlam basan Doktor Juvenal’ı seçen Fermina’nın öyküsü akıl ve duyguların çatışmasının en güzel örneklerinden birini bize sundu. Bu eşsiz öyküsü, planı ve üslubuyla, Kolera Günlerinde Aşk, Marquez’in başyapıtı sayılan Yüzyıllık Yalnızlık‘ın yanında tartışmasız bir biçimde yerini aldı.

Kitabın konusu ve anlatılışı öylesine naif ve etkileyiciydi ki, Kolera Günlerinde Aşk kısa süre içinde Hollywood’un da ilgisini çekti. Başta romanlarının özgün dili olan İspanyolca dışındaki dillerde filme çekilmesini istemeyen Marquez, yapımcı Scott Steindorff’un ısrarlarına dayanamadı ve en sonunda film çekimi için izin verdi. Roman 2007 yılında Giovanna MezzogiornoBenjamin Bratt ve Javier Bardem’in başrollerde yer aldığı bir filmle sinemaya uyarlandı.

“Evet, de ona. Korkudan ölsen bile, sonradan üzülecek olsan bile, çünkü her ne yaparsan yap, hayır diyecek olursan eğer, tüm hayatın boyunca pişman olacaksın.”

5- Yüzyıllık Yalnızlık

yüz yıllık yalnızlık ile ilgili görsel sonucu

Listenin kapanışını elbette Gabriel Garcia Marquez’in 1967 yılında yazdığı, bir lanet ile birlikte bir ailenin yok olma sürecini konu alan Yüzyıllık Yalnızlık romanıyla yapıyoruz. Onu Nobel Ödülünü kazanan 10 Latin yazardan biri yapan bu romanı yazar, eve geldiğinde masanın başına oturup, bir gün bile atlamadan çalışarak bitirdi. Şilili şair Pablo Neruda’nın Cervantes’in Don Kişot’undan sonra en iyi İspanyolca ürün olarak tanımladığı kitap, neredeyse tüm dünya dillerine çevrildi. Gabriel Garcia Marquez’in de oldukça gurur duyduğu bu romanı New York Times gazetesi, tüm insanlık için Eski Ahit’ten bu yana okunması gereken ilk edebiyat ürünü olarak tanımladı.

“Yüzyıllık Yalnızlık’ı yazmaya başladığımda, çocukluğumda beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli kocaman bir evde, toprak yiyen bir kız kardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları bir örnek bir yığın hısım akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. Yüzyıllık Yalnızlık’ı iki yıldan daha kısa bir sürede yazdım, ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş, on altı yılımı aldı. Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü olağan şeylermiş gibi anlatırdı bana. Anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. Yüzyıllık Yalnızlık’ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım. Bu romanı dikkat ve keyifle okuyan, hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan bir şey anlatmamıştım, kitabımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamazsınız.”

“İnsanın oturduğu toprakların altında ölüleri yoksa, o adam o toprağın insanı değildir.”

(Sayfa 13, Can Yayınları)

“Ölümü umursadığı yoktu; ama yaşam çok şey demekti. O yüzden de idam hükmü verildiği andaki duygusu korku değil, özlem oldu.”

 

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
52

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here