Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
9

Dünyaya bir daha böylesi gelmeyecek dedirten dahi: Leonardo da Vinci, 15 Nisan 1452’de dünyaya gelmiş, 1519 yılında dünyaca ünlü birçok sarsıcı eseri arkasında bırakıp hayata gözlerini yummuştur. Rönesans döneminin en üretken ve yaratıcı ismidir diyebiliriz. Bu büyük ustayı sadece ressam olarak adlandırmak diğer tüm yeteneklerini yabana atmak olur. O, ressamlığın yanı sıra bir filozof, mimar, mühendis, matematikçi, mucit, müzisyen, heykeltıraş ve yazardır. İnsan anatomisine dair çalışmaları, çeşitli silahlar icat etmesi, uçmak hakkında yaptığı araştırmalar ve geliştirdiği aletler günümüzde bile hayranlık uyandırır. En çok bilinen eserleri Mona Lisa ve Son Akşam Yemeği’ni bir kenara bıraktığımızda, aynı derecede öneme sahip bir başka eser de Lady with an Ermine (Kakımlı Kadın) tablosudur.

Eser, 1489-1490 yılları arasında tamamlanmıştır. Da Vinci, Milano dükü Lodovico Sforza, adına çalışmalar yaparken resmedilmiş olduğu bilinen eserimizin başrolü olan kadın, Cecilia Gallerani’dir ve aynı zamanda dükün de metresi olduğu söylenmektedir. Kakımlı Kadın eserinin, arka planı maalesef yapıldıktan sonra hasar görmüş ve 17. yüzyılda restore edilip günümüzdeki haline kavuşmuştur. Sadece arka planda değil resmin tamamında, üzerinde oynamalar yapılmış alanlar bulunmaktadır. Örneğin; figürün elbisesinde, başındaki transparan tülde ve parmaklarının arasındaki gölgelerde de yeni dokunuşlar yapılmıştır. Orijinal hali üzerine eklenen değişiklikler ne olursa olsun Leonardo Da Vinci’nin yaratmış olduğu figürün asil ve zarif duruşu yadsınamayacak şekilde ortadadır. Her ne kadar soylu bir aileden gelmiş bir kadın olmasa da Cecilia kendini yetiştirmiş ve saygın bir kişi gibi görünmeyi başarmıştır. Elinde tuttuğu kakım o dönemlerde soylu kişilerce evcil hayvan olarak beslenirmiş, resim sanatında ise saflık ve iyilik olarak yorumlanır, özellikle kış aylarında beyazlayan tüyleri de bize renk yoluyla sembolize ettiği kavramı işaret eder. Başka bir yaklaşım ise kakımın doğurganlık ve hamileliği sembolize ettiğidir ki Cecilia’nın dükten bir çocuğu olması gerçeği de bunu desteklemektedir. Aynı zamanda avlanarak kürkünden faydalanılan bu hayvan, kadın figür tarafından adeta korunmak istercesine göğsüne bastırılmış biçimde tasvir edilmiştir. Vücudu sol tarafa dönükken yüzü tam tersi istikamete bakmaktadır figürümüzün, sanki resmi yapma sürecinde o yönde bir hareketlilik olmuşçasına dikkatini sağ tarafa vermiştir ki bu da Da Vinci’nin farklı hareket halinde figürleri çizmede duyduğu isteğe dayalıdır diyebiliriz. Saçları güzel bir şekilde toplanmış ve şeffaf bir tülbentle örtülmüş olan figürün kıyafeti sade olarak tasvir edilmiş ne kadar asil durursa dursun öyle olmadığı vurgulanmıştır. Boynundaki siyah taşlarla bezeli kolye ise esmer bir tene sahip olduğu bilinen düke bir göndermedir. Anatomi üzerine çokça çalışmalar yapmış olan Da Vinci’nin bu eserde de mükemmel derecede güzel ve zarif eller resmetmiş olması elbette şaşırtıcı değildir fakat yine de etkileyiciliğini korumaktadır. Sfumato denilen, farklı tonları birbiri içine yedirerek yumuşak bir geçiş yaratmayı sağlayan tekniğin ustası olan sanatçımız, Cecilia’nın vücut ve boynunda bu tekniği başarıyla uygulamış, göz bebeklerine de ufak ışık yansımaları ekleyerek figürün gerçekçiliğini sağlamlaştırmıştır. Seyircisini adeta büyüleyen ve hayranlık yaratan bu eser günümüzde Krakow Ulusal Müzesi’nde sergilenmektedir.

Kaynak 1,2

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
9

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here