Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

2014 yılı Polonya metal müzik sahnesi adına deli dehşet bir yıldı. Büründüğü tüm kimliklerle beğeni toplayan, her seferinde dinleyicilerini şaşırtmayı başarmış Black/Death metal grubu Behemoth’un kurucusu Nergal kan kanserini atlatmış, üzerine bir de çoğu metal müzik otoritesi tarafından son yılların en iyi albümlerinden biri olarak gösterilen ‘’The Satanist’’i yayınlamıştı. O dönem albüm ortalığı kasıp kavurmuş, Polonya’nın metal müzikteki yükselişine bir artı daha eklemişti. Ülkede birçok albüm belki de o sene ‘’The Satanist’’in altında ezildi, sönük kaldı. Bugün bahsedeceğimiz albüm mevzubahis duruma kurban gitmiş albümlerden biri olarak görülebilir. Fakat kötü olduğu için değil, henüz taptaze bir grubun ilk albümü olduğu için.

 

Hegemone 2010 yılında kurulmuş bir post/black metal grubu. Grubun ismi Yunan mitolojisinde bitkilere çiçek açtıran, yemiş; meyve verdiren bir tanrıçaya ait. Fakat grup öylesine karanlık bir müzik yapıyor ki isimlerine aldanmamak gerektiğini, ters köşe yapmayı sevdiklerini açıkça belli ediyor. Grubun kadrosunda şu anki haliyle vokal ve bas gitarda Jakup Witkowski, klavyede Tomasz Stanuch, gitarda Kacper Jachimowicz ve davulda Tomasz Towpik bulunuyor. Fakat bahsedeceğimiz albümün kadrosunda iki değişiklik var; vokal ve bas gitarda Marcin Szpot, klavyede Jakub Kowalczyk görev alıyor. Ayrıca bu albümde Kowalczyk’i saksafon çalarken de görüyoruz.

Grubun ilk albümü olan ‘’Luminosity’’de  grup adeta emeklemeden koşmaya başlıyor. İlk albümler genelde grupların kendini tanıtma, dinleyicilere bir şeyler gösterme çabalarıdır, henüz hamdır ve olgunlaşmak için zamana ihtiyaç duyar, kimi zamanla yıllanır; değeri artar, kimi tozlu raflar arasında unutulur. Lakin Hegemone bu durumu kendi içinde çoktan aşmış, ortaya biz buyuz diyebilen kimlikli bir iş koymuş, hiç lafı dolandırmadan konuya girmiş bir grup. İşbu albüm zaten en başta kapağıyla dinleyicilere bir mesaj veriyor, kapkaranlık; gizemli ve bir o kadar da dolgun bir albüm.

Daha ilk şarkıdan kara delik misali sizi içine çekebilen, devamlılığı olan bir yapıya sahip. Dinlerken ortamı buz gibi bir havanın sardığı albüm, post/black metal sınırları içinde sludgy ögelerle bezeli ve karanlığı içinize nakış nakış işliyor. Özellikle belirtmek gerekir ki herhangi bir şirkete bağlı olmaksızın yayınlanan bu bağımsız uzunçalar bu imkanlar dahilinde övgüyü kesinlikle hakediyor. Kirli gitarların, kirli vokallerin arasından yükselen saksafon ve klavye sesleri insanı iyiden iyiye etkiliyor, ilk dinleyişte kendinizi arafta buluyorsunuz. Yer yer saf black metale dahi kayan müzikal değişimler içinde yer yer sludge metal, yer yerse daha önce fazla denenmemiş güzel tatlar alıyorsunuz. Örneğin enstrümantal bir şarkı olan ‘’The Hunt Within’’deki saksafon solo, bu black/sludge havasına öyle güzel yedirilmiş, öylesine güzel atmosferik bir hava yaratılmış ki katrana bulanmış havada kısa süreliğine şaşkınlıkla boğuşuyorsunuz. Bahsettiğimiz türler dahilinde bakarsak epey melez ama her bir türün saf hallerine de selam çakan bir albüm Luminosity. Soundu gayet yoğun, kimi zaman oldukça melodik, kimi zaman oldukça çiğ ama çoğunlukla da post metal sularından uzaklaşmıyor. Şarkı sözü yazımında grup doğadan ve filozofik bir perspektiften beslenmiş, oldukça içsel; samimi bir havada.

Ayrıca grubun bu sene çıkan albümü ‘’We Disapper’’ın omurgası Luminosity’den kopyalanmış desek yanlış olmaz. Zemin aynı fakat üzerine farklı tuğlalar koyulmuş. Bu açıdan o albümün de iyi bir albüm olduğuna değinmiş olalım, Luminosity’İ sevenler yüksek ihtimalle We Disapper’ı da beğenecektir. Özetle Luminosity, bir grubun ilk albümüne göre mükemmel bir iş olmakla beraber, amacına gayet iyi hizmet ediyor. Albüm şarkı listesi:

  1. Diurnal
  2. The Hunt Within
  3. Away from the Sun
  4. Lowborn
  5. Nightingale
  6. XXXIX

Albümü buradan dinleyebilirsiniz:

 

Bandcamp

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here