Bu yazı hayalperestler içindir. Sanatçılar, vizyonerler, yaratıcılar ve yenilikçiler için. Özlü romantiklerden, yıldız gözlü, gümüş astarlı arayıcılar için. Kalbi ile düşünen ve başını başkalarından farklı bir dünya hayal etmek için kullananlaradır bu yazı. Sen bir hayalperestsin! Zihnin bulutların üzerinde, ayakların yerden biraz yüksekte olabilir ama yine de buradasın.

Buradasın ama aslında burası neresi? Bunun için gerçek bir cevap yok. Kalabalığın arasında tutkulu bir yaratıcısın. İnsanlara kavramalarının hemen dışındaki bir şeye ulaşmaları için ilham veriyorsun.

Buradasın! Yaşamın sadece siyah ve beyaz olmadığı aynı zamanda mor, turkuaz ve gökkuşağının canlı tonlarının olduğu bir yer olduğunu biliyorsun.

“Hayalperest” terimi çocuklara çok benzeyebilir ancak gerçekte böyle hayalperest insanlar olmasaydı, bugün bilinen keşiflerin yarısını bile yapmazdık. Mutlaka tek bir kategoriye girmeniz gerekmiyor, çoğumuz tek bir kategoriye bile uymuyoruz. Fakat bizi ortak bir noktaya bağlayan o küçük alev aslında bizi birbirimize bağlıyor.

Bu umut dilimi milyonlarca şekilde kendini gösterir; kendini uzun zamandır beklenen bir tatilde hayal etmek ya da daima sevdiğin bir kariyere doğru çalışmak gibi. Kendinizi hayal etmek ne kadar basit olsa da bazen zor ve korkutucu olabilir. Fakat yine de göz korkutucu bu görevi yerine getirin. Ve hayal etmeyi bırakmayın.

Kabul edersek, bazen gerçekçi ve muhtemel olmayan bir çizgide dans etme eğilimindeyiz ama orada olmayı hayal etmenin utancı nedir? Belki âşık olmayı hayal ediyoruz. Belki bir parça eser yayımlama. Bunu yapma olasılığı yatmadan önce düşündüğünüz son şeydir. Veya emsalleri geride bırakmak ve çevrenizdekilere alışılmadık ve duyulmamış bir şey yapmak. Durum buysa kabul et veya kabul etme, sen de bizim gibi hayalperestsin.

Sebepleri ve sonuçları düşünüyoruz ama en önemli düşündüğümüz şey: Ummamızdır. Gerçekleşmesini ummamız. Bilinmeyeni, gelecek için istediğimiz her şeyi ve daha fazlasını en iyisiyle karşılayabileceğimizi umuyor ve istiyoruz.

Kendimiz için hayallere ve özlemlere sahip olmak bizi aydınlık tutar. Kendimizi her şeyin “tepede bulutlar” olmayan, siyah beyazlara yakalanmanın ve diğer harikaları unutmanın kolay olabileceği bir yerde tutuyoruz. Yani renklerin arasında. Bu kötü değildir.

Bir şeylere hâkim olmak ve bazı şeylerin tamamen elde edilemeyebileceğinin farkında olmak iyidir. Ancak bazen kafanızı bulutlarda tutmak, bildiklerinizin kutusunun dışına çıkmak için sadece bir numaradır.

Bu hayalperestler tarihin her tarafına dağılmış durumda. Aristo‘dan, Edison‘a, Gates‘e, Disney‘e, zamanın başından beri varlar. Bu insanlar da muhtemelen farklı fikirlere sahip olmaktan dolayı garip olduklarını düşünüyorlardı. Bu onları durdurdu mu? Hayır!

Tüm bu insanlar hayalperestlerdi ve dışarıda milyonlarca insan vardı. Klişe diyoruz, özensiz diyoruz ama bazen kendimizinkinden çok daha fazla kredi hak ediyoruz. Bazıları dünyayı parçalayan bir fikir düşünmese de biz burada dünyayı değiştiriyoruz, değişiyoruz. Bizim galaksilerimizde ortaya çıkan her düşünce ile dünyamız değişiyor. En önemlisi de bu değil mi?

Hayalperest olmak veya hayal kurmak. Bu kavramlara yüklenen anlamlar ne yazık ki genellikle olumsuz. (Ne üzücü değil mi?) Birçok toplumda hayal kurmak eşittir; boşa vakit harcamak, yapılacak onca önemli işin arasında boş şeylerle uğraşmak, aklı bir karış havada olmak… Oysa beynimizdeki sistemleri harekete geçiren etkenlerden birinin de hayal kurmak olduğunu biliyor musunuz? Bizi insan yapan en önemli özelliklerimizden birinin hayal kurabilmek ve kurduğumuz hayalleri detaylandırarak dışarıdan bakabilmek olduğunu biliyor musunuz?

İşte bu yüzden işinde iyi olmak için, daha güzel günlere uyanmak için, gülüşünü ısıtmak için hayal et! Korkma, kimse sana bir şey yapamaz. Onlar senin ve sana ait. Asla saçma da değiller. Kendine ve hayallerine inan. Ve kesinlikle şunu unutma: Yatmadan önce yaptığın son şey telefonuna bakmak değil de kendini ve ideallerini en güzel şekilde hayal etmek olsun.

Kaynak: 1, 2, 3, 4, 5

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here