Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

Dünyanın ölümünü gördüm, suyun toprağın
En yakın dostlarımın birer birer
Vakitsiz açan çiçeklerin, vakitli doğan çocukların
Ölümünü gördüm, ama kimse
İnandıramaz beni öldüğüne sevgilerin!

Cemal Süreya, Turgut Uyar, Metin Altıok, Haydar Ergülen gibi isimler anıldığında hepimiz iki çift laf edebiliyoruz. En azından bir şiir dizesine, bir küçük hikayesine kulak aşinalığımız var. Peki kimdir bu adını çok az duyduğumuz Ahmet Erhan? Kendi halinde, kendi penceresinin dibinde, tüm sadeliğiyle yaşayan hesapsız, dağınık şiirlerin şairi.

Her şeyden önce bir öğretmendi. Öğretmenlik kolay iş mi? Çok sevdiği Türkçe’nin öğretmeniydi. Uzun yıllar bu mesleği yaptı. Gençliğini Mersin-Adana arasında geçirmesine rağmen Ankara’nın insanıydı o. Bir süre de Adana Demirspor’da futbol oynadı, ağır bir sakatlık geçirince, ”Küsme huyum vardır benim, futbola küstüm ben.” dedi ve kalemi eline aldı. Çok geçmeden, 23 yaşındayken Alacakaranlıktaki Ülke şiiriyle Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü kazandı. Daha sonra “Cemal Süreya Şiir Ödülü, Halil Kocagöz Şiir ÖdülüBehçet Aysan Şiir Ödülü ve Sahibinden Satılık adlı şiiriyle 2008 yılında Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü‘nü aldı.

“Şimdi ölsem, adımı şaire çıkarırlar” dediğinde altı şiir kitabı vardı küskün şairin. Kim diyecekler Ahmet Erhan? Tanımak istiyorsak şiirlerini okuyacağız. İnsan sevgisi var o satırlarda, ait olamamışlık var, sarhoşluk ve biraz da özgürlük var. Karşımızda aynaya bakıyormuşuz hissi yaratan bir adam var çoğu zaman, dünyanın sert mizacına içmeden katlanamayan…

Kim diyecekler Ahmet Erhan?
Eski futbolcu, Türkçe öğretmeni, Deniz’in babası ve bir devrin bilinmeyen şairi. Bu kadar…

Onun kalemi de kalbi de tek bir kitleye hitap edemeyecek kadar geniş, uzak iki kutbu yakınlaştıracak kadar da büyüktü. Başına gelen bir olay da bunu destekler nitelikte. Ankara’da öğretmenlik yaptığı günlerden birinde gece evini polis basar. Emniyet amiri, “Ne iş yaparsın?” diye sorar. “Büyük Kolej’de öğretmenim.” der. Amir şaşırır: “Benim kızım da orada okuyor.” Polislere, “Niye aldınız lan hocamı!” diyerek çıkışır. Sebep ise, dağdaki bir pkk’lının cebinden, Erhan’ın Alacakaranlıktaki Ülke kitabının düşmesidir.’

Berbere gitmeyi sevmez Ahmet Erhan.
Böreklerden su böreği, mezelerden humus, otlardan semiz, dolmalardan biber dolma favorilerdir!
Zamanında Adana Demirspor’da Fatih Terim ile top koşturmuştur.
En çok dinlediği şarkı Ahmet Kaya’dan ”Nereden Bileceksiniz”
En sevdiği film ”Sonsuzluk ve Bir Gün” ile ”Eşkıya”

Bir meselesi vardı. Edebiyatla senelerdir bağını koparamayan bir mesele, alkol. “Başa çıkılamıyorsa baş üstüne.” dedi. Kimi zaman dost sofrasında, kimi zaman tek başına içti, ama hep içti. Varoluşunun sıkıntısını çeken birçok büyük isim gibi cevaplar aradı. Fakat sıradan bir bunalım değildi onunkisi. Hiçbir şeyi sıradan olamayacak kadar sadeliğin zirvesinde, güzelliğindeydi Ahmet Erhan.

Arkasında binbir renkte şiirler bırakarak, gırtlak kanseri sonucu 2013 yılında, 55 yaşında hayata veda etti.

Erhan, ‘Oğul’ adlı şiirini besteleyen şarkıcı Teoman’la yaptığı röportajda şunları söylemişti:

”Gece lisesinde okudum, babamın ölümünden sonra gündüzleri aynı lisenin kantininde çalıştım. Gündüz çay ocağında çalışır, akşam derste uyurdum. Bir gün solcular kapıyı tekmeyle açıp bir arkadaşımızı çağırdılar dışarı. Öğretmen pencerenin yanına kaçtı… Sağcıymış çocuk, vuracaklar. Ben sınıf sorumlusuyum, önüne geçiyorum onun ve “Hayır” diyorum, “Benim sınıfımdan adam alamazsınız.”Ama sonrasında ona da, “Arkadaş okulu bırak” diyorum, “Her zaman ben olmayacağım ki yanında.” Yedi kere kurşunlandım ben, toplu ya da tek. İlginç tarafı; dördünü solcuların, üçünü sağcıların yapması. Halbuki hiçbir zaman eline silah değmemiş adamlardanım! Bir gece dere yatağından eve dönerken sağcılar çevirdi, üzerimde parka, içinde de bir sürü bildiri. Hepimizin ‘Deniz Gezmiş’ olduğu zamanlar! Benim sınıfta kurtardığım çocuk çıktı aralarından şansıma, “Kimse dokunmasın ona” dedi. Yoksa nalları dikmiştim.  Üçüncü ayakta ‘rüzgârın kızı’ yine gelmeyecekti. Benim hiç silahım olmadı Mayakovski gibi  tutup bir gece yarısı alnıma dayayacağım ne de James Dean gibi bir otomobilim var önüme çıkan ilk kamyona vuracağım. Hiç intiharı düşünmedim ben. Ama diyeceksin ki, insan yaşayarak da intihar eder. O konuda biraz hızlı koştum. Bundan sonra da frene bassam ne olacak ki? Şu andaki durum; uçurumdan atlamışsın, havadasın, düşmemişsin ama! Hayat tökezlemelerle geçti de, hâlâ düşmedim, değmedim yere. Kalbim sen hâlâ burada mısın? Bedende, gurbette mi, sılada mısın? Alkol, taşikardi, panik atak maceran bir gün tıp dergilerini çalkalayacak. Kalbim, sen hâlâ burada mısın? Panik atakla ilgili doktorum terapi tavsiye etti. Ben dedim ki, her gün terapi yapıyorum şiir yazarak, yine de hastalığı atlatabilmiş değilim. ”

Kafamı kızdırma gene giderim. Az sonra gelirim elimde karanfiller.

Gelip geçen bütün şairler gibi mutluluğun tanımını yapan, şiirini yazanlardan Ahmet Erhan. “Bir acının bilincine varıp da onu dönüştürmektir yaşamın sonsuzluğunda karar kılan bir umuda”, “Kabullenmektir yani yaşamı, acısı ve sevinciyle, aynı boyutta, yalnızca yaşamaktır belki de kimbilir” diyerek, o en içten gülüşüyle herkesin mutlu olabileceğini göstermiştir insanlara.

Bugün de ölmedik Ahmet Abi!

Çözemediğim bir şeyler var hayatımda
Sualtı gibi derinlerde sessizce bekleyen
Dirensem, daha ne kadar direnebilirim artık
Nereye kadar gidebilirim, gitsem?

Aradığım nedir, o kentten bu kente?
Adressiz yaşamak da sıkar insanı gün gelir
Gider heyecanlar, istekler, gülümseyişler
Yüreğimdeki denizin suları birden çekilir.

Özleyip de vardığım her yerden, hemen kaçsam diyorum
Ne aradığımı biliyorum, ne bulduğumu
Bilmem neresinde yanıldım ben bu hayatın?
Yüreğimi kabartan o sevinç, şimdi sonsuz bir acı oldu.

Taşlar yığılmış önüne en güzel, en anlamlı duyguların
Uçsuz bucaksız bir tüneldeyim ve her yanım karanlık
Koluma giriyor bazı adamlar, bir şeyler söylüyorlar
Kalıplaşmış, sıkıntı verici, güdük.

Oysa acı diye bir şey var bu dünyada
Ölüm var -ki yüreğimde bu boşluğu yaratan birazda odur.

Yanıbaşımda ölüp gitti dostlarım, ben bakakaldım
Gözyaşlarının da bir yerlere gömüldüğü görülmüş müdür?

Çözemediğim bir şeyler var hayatımda
Sanki ilk benim duyduğum garip, anlatılmaz duygular
Sürse daha ne kadar sürer bu, bilmiyorum
Ölümü ve hayatı yanyana düşünmesini ne zaman öğrenir çocuklar?

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here