Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2962

Başlık kafanızda karanlık ve ağır bir drama canlandırmasın sakın. Aksine; görüp görebileceğiniz en komik, en canlı dizilerden biriyle karşı karşıyasınız. Sitcom klişelerinden bunalan bünyelere ilaç gibi gelecek taptaze ve çok orijinal bir komedi: The Good Place. 

The Good Place’in, Brooklyn Nine Nine, Parks and Recreation, The Office gibi efsane sitcomların yazarı Michael Schur’un elinden çıktığını söylesem kalitesiyle ilgili biraz fikir vermiş olurum herhalde. Dizi kadrosunda Ted Danson, Kristen Bell gibi usta isimlerin yanı sıra izlediğinizde daha önce keşfedilmeyişlerine şaşıracağınız çok yetenekli oyuncular barındırıyor. Böyle bir ekip beklentileri yükseltiyor haliyle ama hiç endişelenmeyin bu dizi bütün beklentilerinizi aşacak potansiyelde.

NBC Michael Schur’a çok başarılı dizilerinden sonra ne isterse yazıp çekme özgürlüğü vermiş. Schur’un The Good Place için çıkış noktasıysa hem basit hem de binlerce yıldır etiğin inceleme alanına girecek kadar karmaşık: İyi insan olmak ne demek?

İyi insan – kötü insan ayrımı, Tanrı kavramı, ölüm, ölümden sonraki yaşam… Bunlar binlerce yıldır dinlerin, felsefenin, bilimin tartıştığı oldukça derin konular. Bu büyük büyük konseptlerin 20 dakikalık bir sitcomda işlenmesi kulağa imkansız geliyor olabilir ama dizi bütün bu konuları oldukça başarılı bir şekilde ele almayı biliyor, hem de komedi unsurlarından hiç taviz vermeden.

Schur, dizinin hazırlık aşamasında çok fazla felsefe kitabı, akademik makaleler okumuş, felsefe profesörleriyle görüşmeler yapmış. İşine değer veren iyi bir yazar ve yapımcı, doğru oyuncularla bir araya geldiğinde son zamanların en iyi komedisinin ortaya çıkması da kaçınılmaz olmuş.

Dizimiz aslında “kötü yer”e ait olan Eleanor Shellstrop’un bir hata sonucu kendini “iyi yer”de bulmasıyla başlıyor ve dört ana karakterimizin bir araya gelip bir takım oluşuyla olaylar gelişiyor. Ana dörtlümüz; sessiz bir monk Jianyu, kararsız bir felsefe profesörü Chidi, yüksek sosyeteden bir İngiliz Tahani ve tüm hayatını bencilce geçirmiş Eleanor’dan oluşuyor. Janet, ne insan ne de robot olan, evrendeki her bilgiye sahip bir yapay zeka. Michael ise good place diye adlandırılan, iyi insanların bir puanlama sonucu seçilip gittiği mahallenin mimarı sonsuz bir varlık. Good Place’in yaratıcısı ile dizininin yaratıcısının aynı isme sahip olması da tesadüf değil elbet.

Benim için bir dizinin en önemli unsuru karakterlerdir. Eylemlerinin altını dolduramayan, tek yönlü, asla gelişip değişmeyen tiplemeler ne kadar iyi senaryo yazılırsa, kim tarafından canlandırılırsa canlandırılsın hep havada kalıyor ve benim için o diziyi izlenemez kılıyor. Özellikle bazı komedilerde karakter yönlülüğüne ve gelişimine çok önem verilmediğini hissediyorum. The Good Place’te ise birbirini büyüten, değişime açık, çok yönlü karakterler görüyoruz. Belki de bu sayede olaylara onların penceresinden bakmak, kendimizi yerlerine koyup o evrene girmek kolaylaşıyor.

Konusuyla ilgili yazacağım her şey spoiler olabileceği için fazla derine inmeden anlatmaya çalışıyorum. Evet, sitcomlarda pek sık rastlanmayan bol sürprizli bol ters köşeli bir yapım bu. İzlerken senaristinin zekasına hayran kalmamak elde değil.

Karakterlerin hepsi çok iyi yazılmış ve harika canlandırılıyor. Komedik öğeler ve absürtlük çok dozunda. Sizi dizinin dünyasından uzaklaştıracak abartılı oyunculuklar, göze batan absürtlükler olmaması, her ne kadar fantastik bir komedi izliyor olsanız da, gerçeklik duygusunu buram buram hissettiriyor.

Tüm ilişkilerde ve her bir karakterde (insan olsun olmasın!) kendinizden bir parça bulabiliyorsunuz. Her bölüm birbirinden farklı, hep taze bir şeyler izliyorsunuz. Kendini asla tekrar etmiyor, peynir gibi sündürülen konular, bölümlere yayılan problemler görmüyorsunuz. Doldurma bölümler yok, her sahnesi bir amaca hizmet ediyor. 

Bu diziyi diğerlerinden ayıran bir diğer özelliği de seyirciye interaktif bir seyir imkanı sunması ve izleyiciyi düşünmeye itmesi. Kahkahalar attığınız bir anda kendinizi etik değerleri sorgular halde bulabilirsiniz. Dizi, sunduğu renkli atmosfer ve hiç düşmeyen temposu sayesinde su gibi akıp gidiyor. Zekice diyaloglar ve ince esprilerle dolu olması seyir zevkini arttırıyor. İzlediğim komedi dizileri arasında en orijinali ve beni en çok şaşırtanı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Sizi mutlu edecek, kolaylıkla izleyebileceğiniz bir şeyler arıyorsanız, aynı komedi kalıplarından sıkıldıysanız The Good Place tam aradığınız dizi olabilir.

Not: Good Place’e mi yoksa Bad Place’e mi ait olduğunuzu merak ediyorsanız alttaki puan tablosu size biraz da olsa fikir verebilir, daha fazlası için The Good Place’e bir şans verin, keyifli seyirler!

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
2962

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here