2016’da All-American Trash’le tanıdığımız rap kolektifi Brockhampton, 5.stüdyo albümünü piyasaya sürdü: GINGER. Ameer Vann‘ın ayrılmasından sonraki 2.stüdyo albümü ve Iridescence‘dan 11 ay sonra çıktı.

Boy Bye, No Halo, I Been Born Again ve If You Pray Right, albümden önce çıkan teklilerdi. Ama yine de parça listesi sırasını bozmayıp No Halo‘dan başlayalım.

Albümü bir gitar ballad’ı üzerine kurulmuş “No Halo”yla açıyoruz. Bu şarkıda Brockhampton‘a Ryan Beatty ve Deb Never eşlik ediyor. Açılış için gayet dostça ve sakin bir şarkı. Gitarda Chuks Chiejine var.

Albümün 2.şarkısı “Sugar“. Yine bir gitar riff’i üzerine kurulmuş şarkıda Dom McLennon‘dan bol autotune’lu bir verse duyuyoruz. Açıkça söylemek gerekirse kulağa çok garip geliyor. Ancak devamında Matt Champion‘ın verse’ü ve Bearface‘in vokalleriyle, şarkı belirli bir düzene oturuyor.

“Sugar”dan sonra “Boy Bye” geliyor. Şarkının başlangıcında Dom McLennon’dan yine garip ve üç kelimesini anlayabildiğimiz bir verse geliyor. Fakat, prodüksiyonun ilgi çekiciliği ve Kevin Abstract‘ın albümdeki en iyi performanslarından biri, bu şarkıyı beğendirmeye yetiyor.

Sıradaki şarkı “Heaven Belongs To You“. Bu şarkı eğer albümde mutlaka olacaksa kesinlikle “If You Pray Right“ın bir parçası olmalıydı. İlk olarak şarkının enstrümantali “If You Pray Right”la aynı ve sıkıcı bir enstrümantal. Şarkıda herhangi bir Brockhampton üyesinin sesini duymuyoruz, sadece slowthai‘nin iki verse’ü var. Bu iki verse’ü “If You Pray Right”a eklemek çok zor olmasa gerek.

Albümdeki 5.şarkı “St. Percy“.Parçanın başlangıcında agresif ve fuzz (distortion’lı) bir bas duyuyoruz. Normal şartlar altında bu bir Brockhampton “banger”ı olabilirdi. Ama prodüksiyondaki yetersizlik ve nakarattaki lo-fi vokallerle gitar, şarkıyı bir karmaşıklığa sürüklüyor.

Devamında “If You Pray Right“ı dinliyoruz. Ses miksajındaki klakson sesinin yüksekliğiyle ve Kevin Abstract’in aşırı autotune’lu nakaratıyla dolu şarkıda pek kayda değer bir şey yok. Şarkının sonunda interlüd tadında bir kesit alıyoruz ama yine heyecan verici bir şey yok burada.

Böyle bir kabustan sonra albümün en iyi şarkısı “Dearly Departed” var. Bol wah efektli gitarlar ve detaylı prodüksiyonla grup üyeleri en zor zamanlarını anlatıyor. Bu şarkıda Ameer Vann’le alakalı birçok söz var. Kevin Abstract’in “Eğer en iyi arkadaşımı kaybedeceksem en iyi arkadaşım olmasının anlamı ne?” sözü dikkat çekiyor. Dom McLennon’ın tüm verse’ü Ameer Vann’le alakalı. Dom’un silinmiş bir tweet’ine göre Ameer Vann, Dom’un bir arkadaşını hırsızlığa uğramış gibi göstermek için tuzak kurmuş. Bu verse’de de bununla alakalı ithamlarına devam ediyor.

Albümün 8.şarkısı “I Been Born Again“. Albümden yayınlanan ilk tekli. “I Been Born Again” sade olmaya çalışırken biraz fazla boş olmuş bir şarkı. Yine prodüksiyonda Romil Hemnani ve Jabari Manwa‘dan heyecan verici bir şey duymuyoruz. JOBA‘nın verse’ü gereksiz uzun ve ses efektleri biraz abartılmış.

Bu kabustan sonra başka bir felakete geçiş yapıyoruz: Albümle aynı isimdeki “Ginger“. Autotune aşırı dozuna uğruyoruz. Çok basit bir nakarattan açılan şarkı, Matt Champion ve Kevin Abstract’in derinliği olmayan iki verse’üyle devam ediyor. Bearface’in sesindeki efektler de şarkıya yardımcı olmuyor.

Albümün sonuna yaklaşırken “Big Boy” ile devam ediyoruz. Yine düşük perdeli seslerin ve autotune’un katliamına uğradığımız şarkıda Bearface ve JOBA’dan kabul edilebilir performanslar var.

Sıradaki şarkı “Love Me For Life“. Grubun ilk “tease”lediği şarkı oluyor kendisi. Şarkıya ilk başladığınızda bir Ben Fero şarkısı dinliyor yanılgısına kapılabilirsiniz. Yaklaşık 1 dakika 10 saniye boyunca. JOBA’nın garip flow’undan sonra şarkının 2.kısmına geçiyoruz. Bu 2.kısım enstrümantal olarak bas ve bateriden başka bir şey barındırmıyor. Merlyn Wood’un kısa verse’ü ve Bearface’in vokallerinden sonra boşlukta kalıyorsunuz.

Albümün son, 12.şarkısı “Victor Roberts“. Victor Roberts II, Dom McLennon’ın Xbox oynarken tanıştığı bir kişi. Şarkının başında duyduğumuz ses de ona ait. Victor Roberts II, şarkıda geçmişiyle alakalı bir verse sunuyor. Onun dışında önemli bir noktası olmayan şarkı gereğinden uzun sürüyor. Belki de Brockhampton ilk 2 Saturation albümünde olduğu gibi outro’ları Bearface’e bırakmalı.

Sonuç: Brockhampton, daha dostane enstrümantallar ve Deb Never gibi eklentilerle bir alternatif albümü yapmaya çalıştı. Ancak bunun başarısız bir deneme olduğunu söylemek zor değil. Pop ve alternatife yönelmiş bu tarz, bir Kevin Abstract solo projesi gibi. Birçok fikir var bu albümde ama bir bütün olarak bakıldığında prodüksiyon yetersiz ve lirikal olarak da “Dearly Departed” dışında kaliteli bir şey alamıyoruz. Brockhampton, belki en büyük gücü olan kompleks ve detaylı prodüksiyondan uzaklaşmış gibi.

Bir dinleyici olarak bu albüme oyum 3/10.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here