Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

2004’de bir metalcore grubu olarak yolculuğuna başlayan Bring Me The Horizon, şu an hemen hemen bir pop grubuna dönüşmüş durumda. Peki bu değişim nasıl yaşandı? Gelin birlikte bakalım.

2004’de yerel bir Londra plak şirketi aracılığıyla “This Is What The Edge of Your Seat Was Made For” EP’siyle grup, çıkışını yapmıştı. Bu EP’den sonra bir başka Büyük Britanya bazlı plak şirketi olan “Visible Noise” grubu keşfetti ve bir sözleşme imzaladılar.

Bunun ardından 2006’da Bring Me The Horizon, çıkış albümü olan “Count Your Blessings”i piyasaya sürdü. Grubun aşırı alkol kullanımıyla ünlü olan kayıt seansları, tam da bu nedenden beklendiğinden daha uzun sürmüş. Grubun bateristi Matt Nicholls o zamanki davranışlarını “normal 18 yaş davranışları” olarak değerlendiriyor.

Count Your Blessings’in devamı olarak grup, 2008 yılında “Suicide Season” albümünü çıkardı. Bu sefer elektronik seslerin kullanımında birkaç şarkıda (The Sadness Will Never End, Diamonds Aren’t Forever, Chelsea Smile) hafif denemeler yaptılar. Diamonds Aren’t Forever ve Chelsea Smile grubun hala en çok dinlenilen şarkıları arasında. Aynı zamanda albümün deluxe versiyonunda şarkıların 14 farklı remix’ini de yayınlamışlardı.

Bu albümden sonra çıkılan turnede ise grubun ritim gitaristi Curtis Ward hem davranışsal problemler hem de kulağındaki rahatsızlık nedeniyle gruptan ayrılmak zorunda kaldı. Sonrasında solo gitarist Lee Malia bu değişimin gruptaki herkesin modunu yükselttiğini belirtti. Grubun sonraki ritim gitaristi Jona Weinhofen oldu.

2010 yılında grup yeni projeleri olan “There Is a Hell, Believe Me I’ve Seen It. There Is a Heaven, Let’s Keep It a Secret”ı yayınladı. Bu albümden 5 tekli yayınlayan grup sonrasında Bullet For My Valentine’la birlikte 5 şovluk mini bir turneye çıktı. Yoğun bir 2011 turne takviminden sonra BMTH, 4. stüdyo albümünü hazırlamak için hazırlıklara başladı.

2012’de bir plak şirketi değişikliğine giden grup RCA’yla anlaştı. Sonrasında 4 Ocak 2013’de grup 4. stüdyo albümlerinden ilk tekli olan “Shadow Moses”ı piyasaya sürdü. Tam bu Ocak ayında grupta yeni değişiklikler oldu. Klavyeci Jordan Fish gruba eklendi ve ritim gitarist Jona Weinhofen gruptan ayrıldı. Artık tek gitariste düşen grubun gelecek projeleri için eleştirmenler gayet ümitliydi.

İlk 3 stüdyo albümünde elektronik seslerle hafiften haşır neşir olan grup, 1 Nisan 2013’te yeni albümleri “Sempiternal”ı piyasaya sürdü. Bu albüm grup için bir nevi yeni bir başlangıçtı. Ses olarak çok büyük bir değişime gitmeseler de bir değişim oldu ve bu değişim yeni müziklerinde yeterince belirgindi. Özellikle “Can You Feel My Heart” elektronik müzikle rock/metal’in inanılmaz bir karışımı.

Bu sıralarda grubun solisti Oliver Sykes, ketamin bağımlılıyla mücadele ediyordu ve bunu albümdeki birçok şarkıda duyabiliyorsunuz. 2014’de yılın albümü ödülünü aldıklarında Sykes bununla alakalı ne kadar zorlandığını açıklayan bir konuşma yapıyor.

Hızını alamayan grup 2015’de “That’s The Spirit” albümünü piyasaya sürdü. Bu albümde ise metalden daha fazla rock’a kaydıklarını gördük. Bu albümde dikkati en fazla çeken şarkılardan biri “Doomed”du. Requiem For A Dream filminden bir sample kullanılan şarkı albümdeki öbür teklilerle birlikte gruba yeni dinleyiciler kattı.

Bunun ardından BMTH, bir turneye çıktı ama Şubat 2016’daki NME Ödülleri’nde hafif bir olaya karıştılar diyebiliriz. Oliver Sykes, grubu “Happy Song” şarkısını söylerken Coldplay’in masasının üzerine çıktı. Bir spekülasyona göre Coldplay’in 2015 albümü “A Head Full of Dreams”in kapağı Sempiternal’ın kapağına çok benzediği için gruplar arasında bir tatsızlık vardı.

“A Head Full of Dreams”in albüm kapağı ise şu oluyor:

Yorumu size bırakıyoruz…

Bu olaydan 2 ay sonra grup, tarihindeki en iyi konserlerden birini verdi. Önceden Adele, Morrissey gibi isimlerin sahne aldığı Royal Albert Hall’da büyük bir orkestrayla tarihe geçecek bir konser verdiler.

Bu konseri sonrasında PledgeMusic iş birliğiyle kısıtlı bir zaman diliminde plağını ve CD’sini satıp bu kazancı da “Teenage Cancer Trust” adlı bir kanser vakfına bağışladılar.

BMTH, 2018 Ağustos’ta “MANTRA” teklisiyle geri döndü ve yeni albümleri “Amo”nun 11 Ocak 2019’da çıkacağını duyurdu.

“MANTRA”dan sonra “Wonderful Life” teklisi de dinleyiciler tarafından gayet iyi karşılandı.

Ancak bu 2 tekliden sonra çıkan iki tekli dinleyicileri endişelendirdi diyebiliriz. “medicine” ve “nihilist blues” grubun fanları tarafından pek iyi karşılanmadı. “nihilist blues” bir EDM/neo-synth şarkısıyken “medicine” ise tam bir pop şarkısı.

11 Ocak’ta çıkması gereken “Amo” bazı aksaklıklardan dolayı 25 Ocak’ta çıktı ve tüm albümü dinlediğinizde bunun bir pop albümü olduğu oldukça açık. Eleştirmenler tarafından da karışık yorumlar alan albüm, Bring Me The Horizon’ın dönüşümünün yeni bir parçası gibi.

Gruptaki değişimler ve üyelerin değişen müzik zevki grubu böyle bir albüm yapmaya itmiş durumda. Aynı zamanda grubun solisti Oliver Sykes da 2016’dan beri fazla bağırmaktan ötürü ses telleriyle alakalı sürekli sorunlar yaşıyor. Bunun gibi nedenlerden dolayı grubun sesi sürekli değişiyor. Bakalım buradan sonra nasıl bir müzik türüne yönelecekler?

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here