Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

Dünya Kupası bir kez daha geldi çattı. 4 yıl arayla düzenlenen ve futbolun doyasıya yaşandı turnuva bu yıl Rusya’da düzenleniyor. 14 Haziran 2018’de başlayan turnuva 1 ay boyunca futbol hayranlarına futbol dolu günle yaşatacak gibi görünüyor. Turnuvanın en önemli favorileri arasında bu zamana kadar 21 kez turnuvaya katılma başarısı göstermiş ve kupayı 5 kez müzesine götüren Brezilya yer alıyor. Bir futbol ülkesi olan Brezilya, futbolu damarlarında doyasıya yaşayan bir halktan oluşuyor.

Brezilya’nın kimliğinde futbol kadar sanat da yer alıyor. Dünyaca ünlü Rio Karnavalı’nın yanı sıra artık ülkeyle özdeşleşmiş Samba denilince de akla ilk Brezilya geliyor. Dansın yanı sıra Brezilya müziğinde de İspanyol Bolero’su ve Afrika ezgilerine rastlamak mümkün. Mimari, resim ve heykele gelindiğinde ise Brezilya’nın temelinde 17. yüzyılın ortalarından beri gelişen Portekiz tarzı ön plana çıkıyor. Bunun yanı sıra zaman içerisinde farklı kültürler bir araya gelerek yeni yeni akımların da ortaya çıkmasında büyük rol oynadılar. Böylece Brezilya sanat alanında da zengin ve geniş bir kültüre kavuşmuş oldu.

Geniş bir sanat yelpazesine sahip olan Brezilya denilince sanata dair akla gelen ilk şey kuşkusuz Kurtarıcı İsa heykeli. Ülkenin güneydoğusunda Corcovado Adası’nda bulunan bu heykel, kollarını iki yana açmış İsa’nın 30 metrelik tasviri. Portekizce de Cristo Redentor olarak adlandırılan heykel, uluslar arası olarak Christ the Redeemer ismiyle anılıyor. 8 metre yüksekliğinde bir kaidenin üzerinde bulunan heykel, yaklaşık 1145 tonluk ağırlığıyla ne kadar devasa olduğunu bir kez daha kanıtlamakta. İsa’nın iki yana açılmış kollarının genişliği ise 28 metre. Beton üzerine katman olarak sabun taşı kullanılan heykel, sadece Brezilya ve Hristiyan alemi için değil tüm Dünya kapsamında en gözde eserlerden biri olarak görülüyor. Öyle ki heykel, Dünya’nın Yeni 7 Harikası içerisinde sayılıyor.

Heykelin Brezilya açısından önemi ise ülkenin kültürel sembollerinden biri konumunda bulunması. 1889 yılında bağımsızlığını kazanan Brezilya’da kilise ve devlet birbirinden ayrıldı. Katoliklere göre halk bu sebeple bir uçuruma doğru sürükleniyordu. Bu da büyük bir korku yarattı. I. Dünya Savaşı sürerken Brezilya’daki Katolikler, inançlarına paralel bazı sembollerin ülkedeki varlığını uygun buldu. Böylece Kurtarıcı İsa heykelinin ilk tasarımları şekillenmiş oldu. İlk tasarımlarda ellerini iki yana açmış İsa’nın bir elinde haç, diğer elinde de Dünya bulunuyordu. Nitekim ilk tasarımı yapılan bu heykel onaylansa da pek ciddiye alınmayabilirdi. Çünkü heykel, halk arasında “Christ with a ball” yani “Mesih ve top” gibi bir isimle anılmaya başlamıştı. Bunun üzerinde tasarım tekrar gözden geçirildi ve İsa’nın iki yana açık ellerinde bir şey olmamasına dair karara varıldı.

Aslında Corcovado Dağı’nda bir Hristiyan sembol heykel fikri 1850’lere dayanıyordu. O yıllarda Pedro Maria Boss adındaki bir rahip, İmparator II. Pedro’nun kızı Isabel’i onurlandırmak için devasa bir heykel fikrini ortaya attı. Amacı hem İmparator’u etkilemek hem de ülkeye bir Hristiyan sembolü kazandırmaktı. Ancak nedendir bilinmez rahibin bu fikri onaylanmadı. Böylece Brezilya’nın bir Hristiyan sembolüne kazanması biraz ertelenmiş oldu.

İlk tasarımı ve sonraki revizyonu yapan Heitor da Silva Costa adında Brezilyalı bir mühendis ve Polonya kökenli Fransız heykeltıraş Paul Landowski’ydi. Bazı kaynaklara göre tasarımın çoğu Heitor da Silva Costa tarafından yapılırken, Landowski sadece ellerini ve yüzünü tasarlamıştı. İkilinin tasarladıkları heykel oldukça büyüktü. Dolayısıyla yapımı da fazladan bir özen gerektiriyordu. Bu özenin sağlanması da dünya standartlarında ortaklarla mümkündü. Bu sebeple Heitor da Silva Costa, Avrupa’ya doğru yola çıktı. Yolu Fransa’dan geçerken nihayet amacına ulaştı. Kendisi gibi mühendis olan Fransız Albert Caquot, Heitor da Silva Costa’nın projesine dahil oldu. Heykelin yüzü için ise Romanyalı bir sanatçı olan Gheorghe Leonida çalışacaktı.

Ekip heykele 1922 yılında başladı ve tam 9 boyunca heykelin inşası devam etti. O zamanın değeriyle heykelin maliyeti 250000 dolara denk geldi. Bu fiyat Brezilya’daki Katolik topluluğu tarafından karşılandı. Heykel, ilk olarak kil parçalardan oluşturuldu. Daha sonra bu parçalar Brezilya’ya gönderildi ve burada betondan tekrar yapıldı. Sabun taşının kullanılma sebebi ise betonun, İsa’nın yüzündeki ince konturlar için fazla sert olmasıydı. Heitor, bu fikri Paris’teki bir çeşmeden ilham alarak buldu ve heykel, sabun taşıyla kaplandı. BBC’ye göre kaplamada kullanılan taşların arkasına bazı gizli mesajlar yazılıydı. Bu mesajları yazanlar ise yapım sırasında rol almış işçilerdi. İşçilerden bazıları sadece isimlerini bazıları da İsa’ya yönelik bazı mesajlar ve dualar yazmışlardı.

Heykelin büyüklüğü onu Fransa menşeli, 1920’lerden itibaren mimaride sıkça görülen Art Deco isimli sanat akımının en büyük temsilcisi yaptı. Nitekim heykel, en büyük İsa heykelleri içerisinde 3. sırada yer aldı. Polonya’da bulunan Christ the King ve Bolivya’daki Cristo de la Concordia heykelleri, Rio’daki bu heykelden daha uzundu. Heykelin uzun boyu bazı hasarlara da mahal verdi. Bulunduğu dağ ile birlikte yaklaşık 700 metreye varan bu uzunluk, heykelin şimşeklere ve fırtınalara daha yakından şahit olması anlamına geliyordu. 2008 yılında heykel, doğaya bağlı olarak ilk tahribatını aldı. Çıkan fırtına heykelin başını, kaşlarını ve parmaklarını tahrip etmişti. Hasar gören kısımlar, aynı malzemeden tekrar onarıldı. Ancak bu ilk ve son kez olmayacaktı. 2014 yılında da fırtına, heykele büyük ölçüde zarar verdi.

Fırtınalar sonucu hasar alan heykele onarım işlemleri dışında bazı değişiklikler de yapıldı. 2003 yılında turistlerin daha rahat ziyaret edebilmeleri için heykelin bulunduğu yere yürüyen merdivenler ve asansörler inşa edildi. Daha önceleri trenden inen ziyaretçiler, heykele ulaşmak için yaklaşık 200 adımı göze almak zorundaydı. 2006 yılında ise heykelin tabanını küçük bir şapel inşa edildi. Şapelin sebebi heykelin 75. yıldönümünü kutlamaktı. Her ne kadar sınırlı bir alana sahip olsa da ziyaretler adına şapelin varlığı olumlu olarak karşılandı. Öyle ki şapel, heykeli ziyaret eden turist sayısının artmasına olanak sağladı. Ayrıca vaftiz ve evlilik törenleri de heykelin yakınında düzenlenmeye başladı. Hem kültürel hem de dini açıdan pek çok ziyaretçiye ev sahipliği yapan heykel, her yıl yaklaşık 1800000 ziyaretçiye kapılarını açmaya başladı. Rekor ise 2011 yılında geldi. 2011 yılındaki Paskalya’da 1 günde 14000 ziyaretçi, heykeli görmeye geldi.

Kaynak: 1, 2

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here