1908 tarihli Fantasmagorie ile ilk örneği verilen animasyon janrı, gelişen teknolojinin de katkısıyla giderek güçlenerek sinemanın vazgeçilmez parçalarından birine dönüştü. 1990’lı yıllardan itibaren görsel efekt tarafında yaşanan devrimin de etkisiyle Hollywood’un büyük yapımcıları bu türe daha çok önem vermeye başladılar.

Bu durumun en büyük tetikleyicilerinden biriyse hiç kuşkusuz Toy Story (1995). Tümüyle bilgisayarda üretilen ilk uzun metrajlı animasyon filmi olan yapım, kazandığı eleştirel ve ticari başarı sayesinde yapımcısı Pixar’ın animasyon tarafındaki uzun yıllar sürecek hakimiyetinin ilk göstergesi oldu.

Bu yazının konusu olan serinin büyük merakla beklenen dördüncü halkası Toy Story 4, 21 Haziran 2019 itibariyle tüm dünyayla aynı anda ülkemizde de vizyona girdi. Filmin yönetmen koltuğunda, çektiği kısa animasyonlarla tanınan ve Inside Out filminin senaryosunda da imzası bulunan Josh Cooley oturuyor. Senaryoda ise Andrew Stanton ve Stephany Folsom ikilisinin imzası bulunuyor.

toy story 4 ile ilgili görsel sonucu

Filmdeki karakterleri ise Tom Hanks, Tim Allen, Annie Potts, Tony Hale, Keegan-Michael Key, Madeleine McGraw, Christina Hendricks, Jordan Peele ve Keanu Reeves gibi tanınmış isimler seslendiriyor.

Filmde, serinin üçüncü bölümünde sahipleri Andy’yi üniversiteye yollayan oyuncakların yeni maceralarını izliyoruz. Andy’nin gidişinden sonra karakterlerimiz onun küçük kız kardeşi Bonnie’nin oyuncakları olmuşlardır. Şerif Woody, okula gitmeye başlayan fakat okuldan korkan Bonnie’nin kendini rahat hissetmesi için onun kendisine yeni bir oyuncak yapmasına yardım eder. Fakat bu yeni oyuncağın yol açtığı sorunlar yüzünden kahramanlarımız -serinin önceki filmlerinde de olduğu gibi- doludizgin, komik ve duygusal bir serüvenin içinde bulurlar.

Öncelikle Toy Story 4’ün Pixar markasına ve önceki filmlerle yakalanan büyük başarıya rağmen vizyona bir sıfır yenik başladığını belirtmek lazım. Bir animasyondan beklenmeyecek kadar dramatik bir yana sahip olan üçüncü film, pek çok seyirci için seriye müthiş bir final olmuştu. Andy, Woody, Buzz Lightyear’ın etrafında dönen Toy Story efsanesi, gerçekçi ve kalplere dokunan bir şekilde sona ermişti.

Ä°lgili resim

Bu yüzden dördüncü filmin çıkacağı haberi belli bir önyargıyla karşılanmıştı. Üstelik yayınlanan fragmanlar da pek ümit vermiyordu. Filmin en öne çıkan yeni karakteri olan kaşık Forky’nin merkezde olduğu tanıtım kampanyası serinin takipçilerini itmişti. Fakat filmi izlediğimizde bu önyargılar neredeyse tümüyle haklı çıkıyor. Toy Story 4, kesinlikle sinema tarihinin en başarılı üçüncü devam filmlerinden biri. Efsane filmlerine yıllar sonra eklemlediği devam filmleriyle hayal kırıklığı yaratan Pixar, Toy Story serisine efsaneye layık olan bir halka daha eklemiş.

Andy’nin yokluğunda küçük kardeşi Bonnie’nin sorumluluğunu üstlenen ve onun üstüne titreyen Woody ve diğer oyuncaklar, onun anaokuluna başladığını duyunca heyecanla karışık bir telaş yaşarlar. Bu alışma sürecinde ona yardım etmeyi fazla abartırlar ve film boyunca izleyeceğimiz karmaşık maceralara dalarlar. Bu noktada serinin bütününü bir kez daha gözden geçirmekte fayda var. İlk üçlemede bir çocuğun oyuncaklarıyla olan samimi ilişkisini ve onun üniversiteye başlayacak olmasının oyuncaklar nezdinde yarattığı yoğun etkiyi izlemiştik. Üçüncü filmde karakterlerimizin bu sonuçla yüzleşmemek için var güçleriyle çalışmaları anlatılmıştı.

Bütün bu süreçte oyuncakları (özellikle de Woody) bir ebeveynlik metaforu olarak okumak oldukça mümkün. Çoğu gelişim kuramında olduğu gibi çocuklarını büyütüp evden gitmesine izin vermek zorunda kalan ebeveynlerin yaşlılık dönemine odaklanıyoruz yapımda. Bu durumu kabullenmekte en çok zorlanan ise hiç kuşkusuz kahraman, şerif, baba gibi rolleri üzerinde taşıyan Woody oluyor. İdeal bir figür olarak inşa edilen şerifimiz, ters giden olaylar sonucunda kaybettiği yeni çocuğunu bulmak için canhıraş bir mücadele veriyor.

toy story 4 ile ilgili görsel sonucu

Evden atıldığından beri özgür bir hayat yaşayan eski dostu ve platonik aşkı Bo Peep’le de karşılaştığı bu çetin macerada, hayat amacını gözden geçirerek varoluşsal bir uyanış da yaşıyor. Yaşlılık döneminde kimlik bütünlüğüne ulaşamamış insanlara benzer bir şekilde kendini sorgulayarak kendine yeni bir amaç ve rol edinmeye çalışıyor. Böylece serinin bütün halkalarında karşımıza çıkan ‘yol’ motifi farklı ve soyut bir anlam da kazanmış oluyor.

Filmi okumalara açık kılan bu alt metinler dışında filmin akıcı ve eğlenceli bir animasyon olduğu da muhakkak. Serinin mizah yükünü taşıyan Buzz Lightyear başta olmak üzere Forky, Ducky, Bunny, Duke Caboom ve Giggle McDimples gibi yeni katılan karakterler de filmin eğlence dozunu artırmış. Önceki filmlerdeki kötü karakterlerle benzer dramatik bir hikâyeye sahip olan Gabby Gabby’nin de içi yeterince doldurulmuş.

Toy Story 4, serinin kalitesini koruyan ve her yaş grubuna hitap etmeyi başaran bir animasyon olmuş. Kimi sinemalarda filmin altyazılı kopyasının gösterilmesi de tüm film dağıtımcılarından beklediğimiz bir hamle.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here