Yerli filmleri çoğunlukla gerek senaryosundan, gerek kurgusundan gerekse ayrılan bütçesinden dolayı haklı eleştirilere tabi tutuyoruz ama bazı filmlerimiz duygu yükünü artırarak biraz da ekstra çaba verildiğini hissettirdiğinde geçer notu alabiliyor. “Bizim için şampiyon” filmi de bunlardan biri. Ahmet Katıksız’ın yönetmen koltuğuna geçtiği, senaryosunu ise Serkan Yörük ile beraber yönetmenin yazdığı filmin oyuncu kadrosunda Ekin Koç, Farah Zeynep Abdullah, Fikret Kuşkan gibi isimler bulunuyor.

Başrollerden Ekin Koç’un bu filmden önce yer aldığı dizi ve filmler olsa da parladığı yapımın Bizim için Şampiyon olduğunu söylesek yanlış olmaz. Bir diğer başrol oyuncusu Farah Zeynep Abdullah ise Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisiyle çıkış yakalayıp yükselişini hala sürdüren başarılı bir oyuncu. Filmdeki performansıyla tecrübesini bir kez daha ortaya koyan Fikret Kuşkan ise kusursuz performansıyla filme ekstra bir tat katmış.

Senaryo bağlamında çok da açığı olmayan filmin aceleye getirilen herhangi bir sahnesi yok. Yani bu sahneyi biraz daha uzatsalar kötü mü olurdu diyebileceğimiz bir kesiti pek söz konusu değil. Görüntü yönetmeni koltuğunda oturan Serkan Güler’i görev aldığı diğer filmlerin hemen hepsinde eleştiri yağmuruna tutabiliriz ama bu filmde ortalama üstü bir performans sergilediğini söylemeden edemeyeceğim. Küçük detaylarla filmin geçtiği yıllara ufak dokunuşlarda da bulunmuş kendisi.

Film toplam 130 dakika sürüyor. Girişinde, gelişme bölümüne zemin hazırlayıp, finale dair pek bir ipucu vermiyor. Aşamalı bir dizine sahip olduğunu söyleyebiliriz. Senarist ve yönetmenler risk almak yerine emin adımlarla yürümeyi tercih etmiş, gayet de güzel bir seçim olmuş. Film müziğinin bestesi de Toygar Işıklı’ya ait.

Konusuna değindiğimizde 1995’te Sivas’tan başlayan bir serüvene uzanıyoruz. Çocukluğu at üzerine geçen Halis, abisi gibi İstanbul’a gidip tutkusu olan at biniciliğini kariyer haline getirmek peşindedir. Ailesi, geçmişte verdikleri kayıplar yüzünden Halis’in kararına saygı duymasalar da ona söz dinletemezler ve başrolümüzün İstanbul yolculuğu başlar. Başlangıçta tek hedefi yeteneğini diğer insanlara göstermek olan Halis’in elbette başından türlü olaylar geçer. İş adamı Özdemir Atman’ın (Fikret Kuşkan), bir yarışta kendisini keşfetmesiyle fırsatı yakalayan başrolümüz, başlangıçta imkânsız gibi görünen bir aşkın içine düşer. Filme ismini veren şampiyon at Bold Pilot ile başlangıçta sorunlar yaşayan jokey, bu sorunların üstesinden gelmeye çalışırken bir yandan da âşık olduğu kadının yaşadığı ve yaşattıklarının üstesinden gelmek zorundadır.

Hem bir başarı öyküsünün hem de bir aşk hikâyesinin ele alındığı film, bu iki farklı açıyı izleyenlere gayet dozunda hissettiriyor ve keyifli bir film ortaya çıkıyor böylelikle. Bize de koltuklarımıza uzanıp izlemek kalıyor. Gelenek haline getirdiğim film yazılarındaki alıntı bölümünü aşağıya bırakarak izleyecek olanlara şimdiden iyi seyirler diliyorum.

 “Ama o bana şunu öğretti; şampiyon olmak demek, bir gün kaybedeceğini bildiğin halde koşmaya devam etmek demektir!”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here