Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
5

Blues’un klasik döneminin, 1920’li yılların en büyük şarkıcılarından biri olan Bessie Smith, 15 Nisan 1894’te Tennessee’deki Chattanooga şehrinde dünyaya geldi. Çevresinden hiç ilgi görmeden büyüyen Bessie, erken yaşlarda şarkı söylemeye başladı. Bir gün şans kapısını çaldı ve Blues’un annesi olarak bilinen ünlü şarkıcı Ma Rainey, Chattanooga’a geldi. Bessie’yi dinledi ve onu himayesi altına aldı. Bessie, Güney eyaletlerinin köy ve sirk çadırlarında şarkılar söyledi. 1923 yılında Donwhearted Blues adlı ilk plağını doldurdu. Plak bir anda sekiz yüz bin adet sattı. 1928 yılında tromboncu Charlie Green ile birlikte yaptıkları Empty Bed Blues, Boston’da ahlaki sebeplerden ötürü yasaklandı.

Sesindeki o çekimi ifade etmek gerçekten çok zor. Sesindeki o sertlik ve uzaktan bizi yanına çağıran o boğuk fısıltı gibi sesi belki de kaderin değil, kederin bir cilvesiydi. Uzun zaman boyunca kölelik içinde yaşamış, kölelik kaldırıldığında da geçmişin o karanlık perdesini yine ve yine insanlara hatırlatıyordu. Halkın temsilcisi olmuştu. Nereden geldiğini unutmuyordu ve insanların da bunu unutmasına izin vermiyordu.

Bessie’nin varlığından huzur yayılırdı. Onu dinleyen hemen hemen herkes sanki bir dini törenin içinde gibi hissederdi. Okuduğu blues bir parçanın sonlarına geldiği zaman “Amen!” şeklinde bağırılırdı. Aynı kiliselerde bir ilahinin sonuna gelindiği zaman yapıldığı gibi… O zamanlar bir farkındalık yarattı Bessie, ilahiler ile bluesun aslında birbirinden çok da farklı olmadığını insanlara fark ettirdi.

Modern ilahilerin güçlü temsilcilerinden biri olan Mahalia Jackson şöyle der:

“Blues söyleyen biri derin bir dehlizden yardım çığlıkları atar.”

Blues kayıp giden şeyleri tasvir ederdi. Kaybolan aşkı, mutluluğu, özgürlüğü, gururu, onuru… Bütün bu olumsuzlukları gene de bir ironi şeklinde anlatır. Acı ve mizahın birlikteliği bluesun temel özelliğidir. En katlanılamaz acının bile gülünç bir yanı keşfedilerek acıya katlanılmaya çalışılır ve bluesda umut, Trouble Mind Blues’da olduğu gibi “Güneş bir gün benim arka avlumda da parlayacak.” şeklinde ifade edilir.

Bessie Smith de, güneşin bir gün arka avlusunda parlayacağını umut ederek şarkı söylerdi ve o güneş parladı. Bessie gerçekten çok para kazandı. Bir taraftan da çok ciddi paralar kaybetti. Şöhretin çılgınlığında içkiye ve sahip olmak istediği her şeye para harcadı. Bir kısmını da muhtaç kimselere verdi, aşık olduğu adama da aynı zamanda. 1920’li yıllarının ikinci yarısında ummadığı bir düşüşe geçti. 1930’lu yıllarda paraya sıkıştı. Öyle ki Broadway tiyatrosunda roller üstlendi. Ardından buna daha fazla dayanamadı ve turnelere çıkmaya başladı. Lakin çıktığı bu turneler Amerika’nın kuzeyinde değil, kendisinin ayağının tozuyla geldiği Güney eyaletlerdeydi. Ardından 26 Eylül 1937 tarihinde Mississippi’de bir araba kazasının ardından yoksulluk içinde hayatını kaybetti.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
5

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here