Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

1960’lı yılların sonlarında Long Island’da kurulan Blue Öyster Cult, onları keşfedenlerin “Keşke daha önce keşfetseydim.” diyeceği bir grup. Hard rock sevenlerin çalma listelerinden eksik etmediği Blue Öyster Cult şarkıları aslında pek çoğumuzun karşısına bir yerlerde çıkmış olabilir; izlediğimiz bir dizide, önünden geçerken müziğine kulak verdiğimiz bir barda… Hatta çoğu insan bu grupla Metallica‘nın yeniden kaydettiği Astronomy şarkısı aracılığıyla tanıştığı için bu şarkı onları günümüzde bilinir yapan şarkılarından biri. Ancak Blue Öyster Cult’ın onu tarihe yazan ve en bilinen eseri şüphesiz Don’t Fear the Reaper.

All our times have come
Here but now they’re gone
Seasons don’t fear the reaper
Nor do the wind, the sun or the rain, we can be like they are

Agents of Fortune albümünde yer alan bu şarkı, hafızalarımızda bizleri başımızı alıp gitmek istediğimiz her yere götürebilen gitar motifi ile yer etmiş olsa da arkasında dikkat çekici bir hikaye var. Grubun gitaristi Donald Roeser (sahne adıyla Buck Dharma) şarkıyı kendi ölümü üzerine düşünürken yazmaya başladığını, sonrasında ise şarkının hikayesinin kendi kendine yazıldığını söylüyor. Zaten şarkının ana teması da ölüm ve ölümü alt eden, ölümlülüğü ezip geçen bir aşk. Bu nedenle de kendilerini bir “kült grubu” olarak tanımlayan Blue Öyster Cult, bu şarkı ile akıllara ilk önce Yunan tanrısı Chronos’un kendi oğlu Grim Reaper’ı yemesi gelirken bu algıyı değiştirmiş oluyor. Yani bu grup, sadece bir şarkı ile, ölümü hatırlatan şeylerin aslında evren üstü bir sevgiyle ölümsüzlüğü hatırlatır hale gelebileceğini gösteriyor, bilinen anlamları değiştiriyor. Böylece ölüm kavramı varoluşun sonu değil, bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Müziğin gücünü görebilmek için başka ne gerekir ki?

Blue Öyster Cult 1960’lı yılların sonunda kurulduğunda grup, o zamana kadar başka gruplar içinde yer almış, tecrübeli kişilerden oluşuyordu. Dolayısıyla Blue Öyster Cult, üyelerinin birleşerek grubu meydana getirmek için “doğru zamanda doğru yerde” bulunduğunu iddia ediyor. Zaten evren üstü sevgiyi, inancı ve ölümsüzlüğü şarkılarına konu eden bir gruptan da basit bir rastlantı vurgusu yapması beklenemezdi.

“Clock strikes twelve and moon drops burst
Out at you from their hiding place
Like acid and oil on a madman’s face
His reasons tend to fly away
Like lesser birds on the four winds, yeah
Like silver scrapes in May
Now the sands become a crust
And most of you have gone away (hm, yeah gone away)”

Zamanı aşan, zamanın ve var olan her şeyin ötesine geçebilen, söz ve müzikten daha fazlasını, yani herkesçe varlığı hissedilen ama ismi koyulamayan duyguları içinde barındıran Blue Öyster Cult şarkılarının günümüzde çok fazla kişi tarafından dinlenilmemesini anlamak güç.

Blue Öyster Cult’ın günümüzde, özellikle de genç kuşak arasında, çağdaşları kadar popüler olmamasından bahsederken onun dünya çapında 24 milyon kayıt satmış bir grup olduğunu da belirtmek gerekir elbette. BÖC, hard rock yapan bir grup olarak bilinse de, müzik tarzları psychedelic rock ve progressive rock türlerine de dahil edilebilir. Ne olursa olsun, bir rock efsanesinin artık daha fazla insanın kulaklarında yaşatılmasını dilerken, Astronomy şarkısının Metallica tarafından kaydedilen versiyonunu da buraya bırakalım. Sonuçta büyük sanat eserleri, kendilerini dünyaya getirenler kadar, hayatta tutanlar ile de bilinmelidir.

1

2

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here