Geçtiğimiz günlerde yeni sezonu gelen Black Mirror, ilk iki sezonda yaptığı gibi yine üç bölüm yayımladı. Yayımlanan üç bölümün ikisi diğer yazarlarımızdan Alihan tarafından ele alınırken bu bölümü ben incelemek istedim. İncelememize geçecek olursak;

Bölümün bize anlatmak istediği şey herkesin şikayetçi olduğu ama kimsenin bırakamadığı hatta herkesin ana problemlerinden olan sosyal medya. Peki bunu ne kadar iyi anlatıyor derseniz, size en iyisinin kesinlikle bu bölüm olmadığını hatta öncekiler ile kıyaslarsak seyir zevki ve hikaye bakımından geri kaldığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Biraz da eleştirel yaklaşmamın sebebi Black Mirror’ın medya eleştirisini ve kitlelerin medyaya bağımlılığını çok daha çarpıcı ve hatırladıkça tüyleri ürperten bir tarzda yapmış olmasıdır. Bahsettiğim bölümler ise, 1×1 , 1×2 , 2×2 ve 3×6 bölümlerinde sosyal medya ve medyanın insanları ne denli plastikleştirdiğini ve insani kalıpların dışına ittiğini o kadar korkunç ve çarpıcı anlattı ki bu bölümü izlerken diğerlerine kıyasla oldukça sakin ve heyecansızdım. Niketim oldukça zevk ve heyecan ile açmıştım yeni sezonu ama ilk iki bölümde umduğum bulamayınca üçüncü bölüme henüz başlamadım bile.

İzlerken aklıma gelen şeylerden biri de, gelecekte geçen distopyalardan sıkılan izleyicilerin görüşlerini önemseyerek yeni sezonun günümüzde geçmesine özen göstermişler. Bu durum açıkçası pek rahatsız olduğum bir durum değil ama bu sezonun tonunu sevdiğimi söyleyebilirim. Çünkü geçen sezonlarda o kadar fazla bilinmeyen teknolojilerden bahsediyorlardı ki empati kurmak imkansız hale geliyor ve bölümleri sadece finallerinde bize verdiği twistler ve şaşkınlıklar ile değerlendirir olduk.  Baktığımız zaman bu durum dizinin amacından sapmasına sebep oldu. Sembolizmi daha az veren bu bölümler benim için pek anlam ifade etmiyordu açıkçası. Gelecekten bahsetmek ve bir distopya kurmak, beni geleceğin neye benzeyeceğine dair ikna etmez. Söz konusu gelecekse, gelecek yazı tura gibidir. Bilmediğimiz her şey %50 şans ile gerçekleşir. Konuyu çok dağıtmadan bölümlerin günümüzde geçmesi bana hoş geldi ve bu durumu sevdim. Hatta biraz absürt kaçabilir ama gelecek sezonlardan beklentim de geçmişte geçen bir bölüm. Bunun hakkında bir yazı ele alacağım.

Konuyu çok dağıtmadan bölümün iyi yaptıkları nelerdi? Öncelikle övmek istediğim konu oyunculuklar; gerçekten çok iyi oyunculuklar izledik. Özellikle Andrew Scott adının hakkını verircesine iyi bir oyunculuk sergilemiş. Dizide beğendiğim diğer bir nokta ise anlatım oldu. Nasıl yani derseniz, diğer bölümlere nazaran derdini çok açık bir dille anlatan bir bölüm vardı karşımızda. Sonunda herhangi bir twist vesaire olmadığı gibi akışta da sade bir anlatımı seçmiş bulunuyor. Bunlar da bahsetmeden geçemeyeceğim iyi yönleri. Bütün bular ile birlikte bölüme puanım 7/10 olacaktır.

Bu puan diğer bölümlere kıyasla bana göre düşük çünkü Black Mirror adı o kadar ağır bir hal aldı ki gelen kötü bölümler bu adın altında oldukça ağır bir şekilde eziliyor. İncelediğim bu bölümü Black Mirror adı altında değil de başka bir film olarak sinematografiye daha uygun izleseydik eğer inanın çok daha fazla beğenebileceğimiz bir bölüm olabilirdi. Neticede söylenebilecek her şeyi söylediğimi düşünüyorum, detayları hakkında araştırma yapmadığımı da belirtmek isterim, kaçırdığım bir nokta varsa affola. Okuduğunuz için teşekkürler.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here