Yazımıza başlamadan önce serimizin 1. 2. 3. ve 4. içerikleriniz okuyabilirsiniz.

YAPAMAM ÇÜNKÜ ENGELİNİ KALDIRIP ATIN

Yoksun bırakmak, birisinin elinden bir şeyi almak ya da ona ulaşmasına imkân vermemektir. Birisine bir şeyi yapamayacağını söylerseniz onu yoksun bırakırsınız ve o da bundan öfke duyar. Neyin yapılamayacağını açıklamak yerine nasıl ve ne zaman yapılabileceğini gösterin. “Hayır, arkadaşlarını çağıramazsın çünkü daha ev işlerini bitirmedin.” yerine “Evet, ev işlerini tamamlayınca arkadaşlarını çağırabilirsin.” kullanılabilir.

Peki isteklerin mümkün olmadığı durumlar? Böyle durumlarda “Hiçbir şekilde mümkün değil.” ya da “Yapacak hiçbir şey yok.” gibi cümleler kullanmanız karşı tarafta düş kırıklığına sebep olacaktır. Bunun yerine “Umarım.”, “Dilerim.” gibi sözlerle haberin etkisi yumuşatılabilir. Bir arkadaşınıza “Sana bin defa söyledim, sütü buzdolabına koy!” demek yerine “Bardağı doldurduktan sonra süt şişesini ne yapmayı düşünüyorsun?” gibi sorularla daha iyi sonuç alabilirsiniz.

Dehşet dolu sözler felakete yol açar. “En kötü, korkunç, imkânsız” gibi sözler aşırı sözcüklerdir. Ve insanda strese yol açar. Strese yol açan olaylar değildir, stresin nedeni sizin olayları yorumlayış tarzınızdır. Fiziki olaylar doğrudan duygu üretir. Diğer bütün olaylar ise sizin yorumunuza bağlıdır. O nedenle duygularınızın duruma uygun olması için olup biteni doğru tarif etmeniz gerekir. Tarifinizi abartırsanız duygunuzu da abartırsınız.

KULAK VERİN

Yanlış anlamalar, duyguların çiğnenmesi, çatışmalar ve anlaşmazlıklar çoğu zaman dinleme eksikliğinin bir sonucudur. İnsanlar dikkatinizi çekebilmek için kendilerini zor bir duruma sokarlar. Kişi, ilettiği mesajı almadığınızı gördüğünde kendisine sıkıntı veren şeye özen göstermenizi sağlamak için daha zorlayıcı davranışlara başvuracaktır. Yüksek sesle konuşabilir, sert bir dil kullanabilir ya da sizi kendisinin ne kadar sıkıntı içinde olduğunu kabul etmeye zorlamak için yüzünüze bağırabilir. Öfkeli bir insana kulak verirseniz genellikle sesini alçaltacak ve daha mantıklı hale gelecektir. Çünkü dikkatinizi çekebilmek için abartılı davranışlara başvurmasına gerek kalmamış olacaktır.

ÖZENSİZ DİNLEME ÇATIŞMALARA NEDEN OLUR

Çoğu insan dinlemez, sadece kendi konuşma sırasının gelmesini bekler. Ne var ki bir şeyi dile getirmek için bekleyemeyecek kadar yorgun bir şekilde hissediyorsanız, diğer kişinin görüşünü dinlemek için düşüncelerinizi bir süre kendinize saklamanız çok zordur. Diğer kişi söylemek istediğiniz şeyin önüne dikiliyormuş gibi hissedersiniz. Günlük sohbetlerinizde iki yönlü iletişim sağlamak için dikkatinizi gelen mesaja yoğunlaştırın. Her sözcüğü özümseyin. Ancak diğer taraf sözünü bitirip ”tamam” mesajını verdikten sonra yanıtınızı verin.

İLGİNİZİ HAREKETE GEÇİRİN

Dikkatinizi verebilmek için ilginizi harekete geçirmeyi nasıl öğrenebilirsiniz? Aynı anda başka bir şey yapıyorsanız birisini gerçekten dinlemeniz mümkün değildir. Yapmakta olduğunuz işi bir kenara bırakın. Elinizdeki kalemi masanın üzerine koyun. Bu beden hareketleri ile şunu demiş olursunuz: “Bunlar bekleyebilir.  Siz daha önemlisiniz.”. Bu tür davranışlar karşınızdakine fiziksel ve psikolojik olarak kendisinin sizin birinci önceliğiniz olduğu hissini verir.

Kaşlarınızı kaldırın, göz teması kurun ve ilgi duyduğunuzu gösteren bir yüz ifadesi takının. Yüzünüz kayıtsızsa ilgi düzeyiniz de öyle olacaktır. Gözleriniz başka tarafa bakıyorsa, zihniniz de öyle yapacaktır. Öne doğru hafifçe eğilin ve dikkatli bir poz takının. Kendisine doğru eğilerek karşınızdaki kişiye beden dilinizle, “Sizin için için buradayım.” mesajını aktarmış olursunuz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here