Yazımıza başlamadan önce serimizin 1. 2. ve 3. içeriklerini okuyabilirsiniz.

KABUL EDİN, MÜNAKAŞAYA GİRMEYİN

“Taşlar ve sopalar kemiklerimi kırabilir, ama sözler beni yaralayamaz” dizesinin gerçekle pek ilgisi yoktur. Aslında belli sözler insanların kendilerini azarlanmış, utanmış, yargılanmış ya da reddedilmiş hissetmelerine neden olur. O zaman da ona göre tepki verirler. Tongue-Fu düşüncesine katılan binlerce kavgacı cümleler yerine dostça cümleler kurmanın günlük iletişimde, evde, iş yerinde muazzam bir fark yarattığını belirtmişlerdir. Biz bu bölüme “unutulacak sözler, kullanılacak sözler” diyoruz.

“Ama” sözcüğü bir önce söylenen sözü inkâr eden ve hemen bir karşıtlık ilişkisi doğuran bir sözcüktür. “Ama” sözel bir balyozdur. Tartışmaları münakaşaya çevirir. Bugünden itibaren yıkıcı “ama” sözcüğünün yerine yapıcı “ve” sözcüğünü kullanmaya başlayın. Bunu biraz düşünün, “ama” sözcüğü olumsuz bir haberden önce gelmez mi? Bu sözcük hemen bir ‘Ooo!’ tepkisi doğurur. Çünkü; dinleyici arzu etmediği bir şeyi duymak üzere olduğunu anlar.

Bu krediyi ne kadar çok almak istediğini anlıyorum ama, ‘ama’ demek krediyi alamayacağınızı gösterir. İnsanlar “ama”dan öncesini pek dikkate almazlar çünkü kendileri için asıl önemli olanın sonra geldiğini bilirler. “Ve” sözcüğü ise açıklamayı tamamen ters olsalar bile ortada bırakır. “Kredi talebinizi onaylamaktan yanayım ve bunun için vergi kâğıtlarınızı getirebilir misiniz?”

Bu ise tarafların “ve” sözcüğünü kullanması ile mümkündür. Birisi “ama” sözcüğünü kullandığı anda “benim yolum seninkinden iyidir, senin yolun yanlıştır” anlamına gelir. Birisiyle bir anlaşmazlığınız varsa muhtemelen her ikinizde “ama” sözcüğünü kullanıyorsunuzdur. “Ama” çatışmayı kışkırtır, “ve” önler.

ELEŞTİRMENLİK DEĞİL KOÇLUK YAPIN

Birisi bir yanlış yaptığında ne yaparsınız? Ne yapması gerektiğini söyleyerek düzeltir misiniz? Geçmişi geçmemiş yapabilecek birini tanıyor musunuz? Birisi bir yanlış yaptığında bunu yüzüne vurduğunuzda haklı bile olsak kızgınlık duyacaktır. Çünkü yapacak bir şey yoktur. Olan olmuştur.

“Şöyle yapmalıydın” sözünü lütfen lügatınızdan çıkarın. Çünkü yapıcı hiçbir değeri yoktur. Birine “şöyle yapmalıydın” dediğinizde yanlışı ortadan kaldırma şansı olmadığından kendini çaresiz hissedecek ve onuru kırılacaktır.

Onun yerine “bir daha ki sefere” ya da “bundan böyle” nasıl doğru yapacağını anlatın. Hatanın başarının düşmanı olduğunu düşünmek çok yaygın bir yanlıştır. Önemli olan ders almaktır. “Bu gündemi bana fakslamış olmanız gerekiyordu” yerine “Gelecekte lütfen gündemi bana önceden fakslayın.”

EMRETMEYİN, RİCA EDİN

Sabah uyandığımız andan gece yatana kadar geçen süre içinde sadece iki nedenden dolayı herhangi bir şey yaparız. İnsanlar bir şeyi ya mecbur olduklarından ya da istediklerinden yaparlar. Bir şeyi yapmaya mecbursanız yaparsanız ama isteksizce, direnerek bazen de öfke duyarak. Bir şeyi ancak isteyerek yaparsak kendimizi rahat hissederiz.

Bu nedenle talimatları ricalar ya da öneriler şeklinde sunmak önemlidir. İnsanlar talimatlarını sorular şeklinde iletirlerse kendilerini rahat hissedecektirler. “Bana hesap numaranızı verin” yerine “Bana hesap numaranızı verir misiniz?” veya “Sonra yine arayın” yerine “Kendisi şu an burada yok sonra geri arar mısınız veya mesaj bırakmak ister misiniz?” gibi. Kuşkusuz kontrolü ele alıp insanlara yapmaları gerekeni söylemek zorunda olduğun anlar olacaktır. Ne var ki bu talimatları çatışmayı en aza indirecek şekilde aktarmak herkesin yararına olacaktır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here