Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
102

Orijinal adıyla Vierundzwanzig Stunden aus Dem Leben Einer Frau, Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat, ünlü yazar Stefan Zweig tarafından kaleme alınan bir uzun öykü. 1927 yılında basılan ve yetmiş civarı sayfadan oluşan bu kitap, içindeki psikolojik tahliller ve betimlemelerle gerçekten dolu dolu bir eser. Zweig bir kadının psikolojisini, istek ve düşüncelerini öylesine gerçekçi biçimde bizlere aktarmış ki, bu bile hikayeden etkilenmek için yeterli bir sebep. Akıcı ve sade bir dile sahip olmasına rağmen yaptığı tasvirlerin derinliği ile bazı cümleleri iki kere okuma isteğine sebep olan kitap, bitirdiğiniz anda sizi doğru-yanlış, tutku, bağımlılık konularında düşünmeye itiyor. Maksim Gorki‘nin hakkında ”böylesine derin bir kitap daha okumadın diyebilirim” şeklinde bahsettiği öykü, karakterlerin yaşadığı duygu yoğunluğunu size öylesine güzel aktarıyor ki, ben olsam ne yapardım diye düşünmeden edemiyorsunuz.

Ahlak kavramı, toplumsal kurallar, kadın erkek ilişkileri, cesaret hakkında pek çok fikir ortaya koyan kitap için çok başarılı bir psikolojik analiz diyebiliriz. Toplumsal eleştiriler de içeren bu güzel eseri, bir kahve eşliğinde kısa zamanda okuyabilirsiniz.

Kitabın ünlü yazarı Stefan Zweig 1881 yılında Viyana’da doğdu. Trajik bir yaşam öyküsüne sahip olan yazar, edebiyatın birçok alanında, çok sayıda önemli eser bıraktı. Stefan Zweig hakkında daha çok bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Gelelim kitaptan altı çizilesi bazı bölümlere:

”İnsanların çoğu sınırlı bir hayal gücüne sahiptir. Duyumlarını uyaracak ölçüde yakınlarında gerçekleşmeyen bir olaya ilgi göstermek pek içlerinden gelmez; ama aynı şey gözlerinin önünde, doğrudan duygularına dokunma mesafesinde gerçekleşirse, bu olay önemsiz bile olsa, hemen aşırı bir duyarlılık gösterirler. Böylelikle normalde nadiren görülen tepkilerini ölçüsüz ve abartılı denebilecek bir sertlikle telafi etmiş olurlar.”

”…kısacası o, Tanrı’nın lütfunu esirgemediği insanlardan biriydi…”

”…ancak hiç ağlamamış bir erkeğinki kadar şiddetli ve korkunç bir hıçkırık sesi duyuldu. Bu derin acı, hepimizin, hatta en alçağımızın üzerinde bile, bir uyuşturucu etki uyandırdı.”

”Ama fazlasıyla belirsiz bir sözcük olan vicdan denen şeyden kaçamıyorsunuz.”

”Meslek seçmem gerekiyorsa, savunma cephesinde olmayı yeğlerim. Şahsen insanları mahkum etmektense, anlamak beni daha mutlu kılar.”

”Macera yaşamamış biri için başkalarının acı veren huzursuzluğu, tiyatro oyunu ya da müzik gibi heyecan veren bir deneyimdir.”

”Ama ona herhangi bir şey yasaklama cesaretinden yoksundum; zira onu itecek olsam boşluğa düşerdi…”

”Hiçbir heykeltıraş, hiçbir şair, ne Michelangelo ne de Dante, son ümitsizliğin jestlerini, kendini sağanak halinde yağan yağmura teslim etmiş, kendini korumak için parmağını bile oynatamayacak kadar kayıtsız ve yorgun olan bu yaşayan insan kadar güzel hissetmemi sağlayamazdı.”

”Ama dediğim gibi bütün acılar korkaktır, yaşama karşı duyulan aşırı arzu karşısında acı geriler; çünkü yaşama arzusu, düşüncelerimizde var olan ölüm arzusundan çok daha güçlü şekilde bedenimizin her zerresinde mevcuttur.”

”Ölümün yaklaştığını hissettikçe, ölümün gölgesi yolunuzun üzerine simsiyah düştükçe, olaylar gözünüze eskisi gibi batmıyor, derin duygularınıza artık aynı şekilde seslenmiyor, tehlikeli gücünden çok şey kaybediyor.”

 

Kaynak: Stefan Zweig Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat/ Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları/ 12. Basım

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
102

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here