Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

Lee Israel’in aynı isimli otobiyografisinden uygulanan Can You Ever Forgive Me? (2018), bu yıl Oscar sezonunun güçlü adaylarından biri olarak çıkıyor karşımıza. Bir ”edebiyat sahtekarı” diyebileceğimiz yazar Lee Israel’in hayatını ve suçlarını anlatan film hikayesini anlatırken, oyunculuklar filmi bir adım öteye taşıyor. 

Filmin yönetmen koltuğunda The Diary of a Teenage Girl (2015) filminin yönetmeni Marielle Heller oturuyor. Komedi filmleri ile tanıdığımız sempatik oyuncu Melissa McCarthy’nin, Lee Israel karakterine can verirken ortaya çıkardığı asabi, sözünü sakınmayan ve hatta kaba diyebileceğimiz karakter, duygularını ifade etme konusundaki beceriksizliği ve bunun sonucundaki yalnızlığı ile sempati uyandırarak sevdiriyor kendini. Rolü için makyaj altına girerek yaşlı bir karakteri canlandıran McCarthy, başarılı performansıyla Akademi’nin de gözünden kaçmayarak En İyi Kadın Oyuncu dalında bir adaylık elde etmiş bulunuyor. Lee’nin suç partneri ve belki arkadaşı diyebileceğimiz hayat dolu Jack Hock ise Richard E. Grant tarafından yine ustalıkla canlandırılarak En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında aday gösterilmiş. Filmi öne çıkartan da yine bu ikilinin oyunculukları ve yansıttıkları karakterlerin uyumu olmuş. 

Yaşı oldukça ilerlemiş olan ve artık yazdığı biyografiler ile edebiyat dünyasında bir yer edinmekte zorlanan Lee Israel, hasta kedisi ve ödenmeyi bekleyen kirasıyla zor günler geçirirken, kütüphanede bulduğu Fanny Brice’a ait mektup hayatını değiştirir. Bu mektupların kitapçılara oldukça iyi ücretler karşılığında satılabildiğini keşfederken, bulduğu mektupların altına birkaç satır karalayarak başlar suç kariyerine. Bu satırlar, yazarın ağzından anlatılanlara uyum sağlarken ilgi çekiciliği ile fiyatı da arttırmaktadır. Ancak bu yeterli olmaz ve eski daktilolar ile hayatını kaybetmiş yazarların, sanatçıların ağzından mektup yazma işine soyunur. Dorothy Parker, Noël Coward, Ernest Hemingway… 

Uzunca bir süre bu illegal meslek hayatını oldukça iyi idare eder çünkü söylediği gibi iyi bir yazardır ve hakkında yazdığı şahısları gerçekten iyi tanıyordur. Ama bir süre sonra yaptığı gaflar dökülür ortaya. Hiç yüz yüze gelmediği, gerçekten tanımadığı birinin ağzından yazmak beraberinde hataları getirir; bu şahısları gerçekten tanıyan insanlar da hataları fark eder ve çok geçmeden Israel’in adı kara listeye alınır. Bir süre, suç ortağı Jack Hock ile sahte mektup yazım ve satımına devam etseler de edebiyat çevresi çoktan uyarılmıştır ve polisin ağına düşmeleri uzun sürmez.

Yollarının ayrılmasının ardından Jack Hock, hayatının kalanını bir bakım kliniğinde geçirir ve sonunda AIDS bağımlı bir hastalığa yakalanarak hayatını kaybeder. Şartlı tahliye ve ev hapsi alan Lee, bu süreci hikayesini duyurmaya ve biyografisini, yani “Beni Affedebilir Misin?”i yazmaya adar.

Lee Israel ve Melissa McCarthy

Yazdığı iki başarılı biyografik esere rağmen Lee Israel, hayattaki en büyük başarısının bu mektuplar olduğunu söylüyor biyografisinde. Bu mektuplar öylesine gerçekçi ki Noël Coward’ın ağzından yazdığı bazı mektuplar The Letters of Noël Coward‘a eklenmiş ancak sahte oldukları ortaya çıkınca kaldırılmış.

Filmin hikayesi sağlam adımlarla ilerliyor. Aynı şekilde karakterler de oldukça iyi yansıtılmış, böylece filmde gereksiz sürprizlerle karşılaşmıyoruz. Bize verilmek istenen bilgiler de filmin gidişatına uygun yerleştirilerek gözümüze sokulmaktan kaçınılmış.

Özetle, Can You Ever Forgive Me? için sakin akışına ve filmin loş ışıklarına uygun tatlı müziklerin eşlik ettiği sevimli bir film olmuş diyebiliriz.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here