Ülkemizde birçok ritimci, perküsyonist var. Çoğu kendi ülkesinde kalıp ortama bağlı işler yaparken bazı istisnalar da bulunmakta. Özellikle darbuka ve bendir gibi çalgılar için dünya çapında nam yapmış bir isim var ülkemizde. Burhan Öçal. Darbukayı, daha doğrusu ritim aletlerini konuşturuyor desek yalan olmaz. Peki kim bu Burhan Öçal?

Burhan Öçal, 1959 yılında Kırklareli’nde dünyaya geldi. Müzisyen bir ailenin çocuğu olarak doğmuş olması aslında ileride yapacağı işler için ona bir avantaj kattı. Çok ufak yaşlarda başladığı müziği sadece Türkiye’de değil dünyanın birbirinden farklı birçok ülkesinde de icra etti.

Kendini geliştirme arzusundan ötürü veya farklı bir ilgisi olduğu için mi bilinmez ama darbuka, kös ve aslına bakacak olursak tüm perküsyon aletlerini, bunlar dışında da ileri seviyede divan-saz, tambur ve ud gibi telli çalgılar da çalabiliyor.

Belki bu kadar iyi seviyede çalmasının ve ‘üstat‘ unvanına layık görülmesinin sebeplerinden bazıları mükemmeliyetçilik ve de çeşitlilik olabilir. Klasik Türk müziğini birçok farklı şekilde harmanlayıp bir doğu batı sentezi yaratıyor müziklerinde. Düz bir müzisyen olmaktansa kendi çeşidini kendi istediği şekillerde yaratıyor. Caz, funk, Roman ve Avrupa müziği ise bu sınıflara verilebilecek örneklerden bazıları.

Ülkemizde birçok yerde sahne almış, bu alanda çalışmış hatta düğünlerde dahi sahne almış Burhan Öçal. Kendini geliştirdikçe tabii ki de yaptığı işler ve çeşitleri de farklılık göstermiş.

1979 yılında katıldığı “Zürih Şiir Festivali“nde ilk kez Batı Avrupa izleyicisinin karşısına çıkıp kendi için önemli bir eşiği atladı. O yıllardan sonra da dünyanın çeşitli ülkelerinde birçok kez solo konser verdi. Az önce de bahsettiğim gibi yıllar ilerledikçe Burhan Öcal’ın yaptığı işler de büyüyüp gelişmeye devam etti. Bunlardan bir tanesi de ünlü piyanist Maria Joao Pires ve gitarist Elliot Fisk ile 1986 yılında aynı sahneyi paylaşması. Öçal, bu iki konser ile klasik batı müziğine de harika bir giriş yaptı. Eleştirmenlerden de büyük övgüler toplayan bu konserleri 1992’de Joe Zawinul ve Senfonik Orkestrası ile devam ettirdi. Ayrıca bu güzel hamlelerin birine Avusturya’lı ünlü piyanist Peter Waters ile Bach’ın “Goldberg Variations“larını piyano ve perküsyon ile yorumladıkları projeyi de ekleyebiliriz.

Yaptığı işlerin çeşitliliği bu kadar fazlayken, işine ve sanatına gösterdiği ilgi de bu düzeyde olunca başarı, saygınlık ve ödüller de tabi ki kaçınılmaz oldu.

1995 senesinde “İstanbul Oriental Ensemble” ismini verdiği projesini hayata geçirdi ve bu proje çerçevesinde aynı yıl çıkardığı “Gypsy Rum” albümüyle Almanya’da “German Record Critics” ödülünün sahibi oldu . Yine aynı çatı altında paylaştığı  ikinci albümü olan “Sultan’s Secret Door” ise Şubat 1997’de piyasaya çıktı ve aynı yıl Almanya’da tekrar “German Record Critics” ödülünü kazandı. Fransa’da 1996 senesinde çıkardığı “Jardin Ottoman” isimli  müziği albümü de ödülsüz kalmadı ve  “Le Monde de la Musique” dergisinin “Choc” ödülünü kazandı.

Kendi albümleri, solo çalışmaları ve konserleri dışında farklı ve başarılı sanatçılarla yaptığı projeler de inanılmaz ilgi gördü ve ciddi başarıların da habercisi oldu. Çeşitli festivaller ve projelerin dahilinde olan konserlerden bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz. Mart 2000 senesinde Türkiye ve Avrupa’da “George Gruntz Concert Jazz Band special guest Burhan Öçal” turnesi, Haziran 2000’de, İstanbul Müzik Festivali çerçevesinde, büyük kitleler tarafından tanınan Kronos Quartet ile konser verdiği konser, Temmuz 2000’de ise İstanbul Caz Festivali’ne “Andreas Vollenweinder with special guest Djivan Gasparian and Burhan Öçal” ve “Burhan Öçal’s Meditroni/ KS featuring DJ Jali, DJ Kayalik & DJ Kaffa” olmak üzere iki konser, Ekim 2000’de Berlin’de düzenlenen, dünyanın en önemli müzik fuarlarından biri olan Womex, İstanbul Oriental Ensemble ve daha niceleri.

Katıldığı bir röportajda: En hızlısı, en iyisi olacaksınız sonra ne olacak? Bu isteğin bir sonu yok mu? Sorusuna verdiği bu cevap ile kendi tarzını ve çizgisini de en iyi şekilde cevaplıyor bence.

Ben sadece Burhan Öçal olmak istiyorum.”

Oyuncu kimliği, iş içinde olsa sürekli gezmesi, özellikle daha ufak yaşlarda yaptığı ralli ve kung fu, renkli kişiliği ve sempatik tavırları ile bu alanda ilerlemek isteyen insanların idol alacağı en önemli karakterlerden birisi.

Yaptığı müziği dinlemek isterseniz:

https://www.youtube.com/watch?v=6z1wE1rFL-s

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here