Oğuz Tansel, 1915 yılında Toros yamaçlarında bulunan Meyre köyünde doğdu. Bozkır İlkokulu’nu, İstanbul’da Davutpaşa Ortaokulu’nu ve Pertevniyal Lisesi’ni bitirdi.  İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okurken başladığı öğretmenliği 1969’da sağlık nedeni ile emekliye ayrılıncaya dek sürdürdü. Mardin, Akhisar, Eskişehir, Amasya, Konya’da, ortaokullarla liselerde öğretmen ve yönetici olarak çalıştı. Edebiyatçılar Derneği onur üyesi, Türkiye Yazarlar Sendikası üyesi idi.

İlk şiirleri 1937’de Servet-i Fünun ve Varlık dergilerinde, ilk yazıları Halk Bilgisi Haberleri’nde yayımlandı. Öğretmenlik, halk kültürü araştırmacılığı ve ozanlık, kişiliğinde her daim birbirinden ayrılmaz ögeler olarak yer aldı. 1942-1948 yılları arasında Amasya’da derlediği masallarla, Pertev Naili Boratav ve Wolfram Eberhard’ın hazırladığı Türk Masal Tipleri Kataloğu’na katkıda bulundu. 1977’de masallarına Türk Dil Kurumu’nun Çocuk Yazını Ödülü verildi. Bunlara ilaveten Yelken, Aydınlık, Yeditepe, Kaynak, Dost, Güney, Türk Sanatı, Kıyı, Türk Dili dergilerinde yayımladığı şiir ve yazılarıyla tanındı. Masallar derledi. Türk Masal Tipleri Kataloğu’na en çok katkıyı yapan araştırmacı oldu. Ölçülü uyaklı ilk şiirleri 1937’de Servet-i Fünun’da ve Varlık dergisinde, ilk yazıları Halk Bilgisi Haberleri’nde yayımlandı. 1940’dan sonra serbest şiire geçtiği görüldü. Toplumsal gerçekçi çizgide sevgi, kardeşlik, özgürlük, barış, eşitlik temalarını işlediği şiirlerinde yalın bir söyleyişe ulaştı.

1940 kuşağının toplumcu gerçekçi şairleri arasında yer alan Oğuz Tansel’in lirik ve kendine özgü bir şiiri vardır. Yapıtları; İngilizce, Fransızca, Almanca, Danca ve Korece dillerine çevrildi. Bestelenen şiirleri Salkım Söğüt adı altında seslendirildi. Ölümünün birinci yıldönümünde dostları, anısına Üç Kanatlı Masal Kuşu: Oğuz Tansel başlıklı kitabı çıkardılar.

Oğuz Tansel ardında şiir ve masal kitaplarıyla halk kültürü, sanat-edebiyat ve toplum sorunları üzerine yazılmış yüzlerce makale bıraktı. 30 Ekim 1994’te Ankara’da hayata gözlerini yumdu.

 

Eserleri

Savrulmayı Bekleyen Harman (şiirler, 1953)
Gözünü Sevdiğim (şiirler, 1962)
Sarıkız Yolu (şiirler, 1986)
Dağı Öpmeler (şiirler, 1999)
Bektaşi Dedikleri (şiirler, Metin Eloğlu ile, 1970)
Altı Kardeşler (masallar, 1959)
Yedi Devler (masallar, 1962)
Üç Kızlar (masallar, 1963)
Mavi Gelin (masallar, 1966)
Al’lı ile Fırfırı (masallar, iki cilt, 1976)
Konuşan Balıkla Yalnız Kız (masallar, 1985)
Çobanla Bey Kızı (masallar, 1985)

 

Hakkında Çıkan Kitaplar:

Turan,  Metin (ed.) Üç Kanatlı Masal Kuşu: Oğuz Tansel ( 1995: Ürün Yayınları).

Eloğlu, Metin, Canım Oğuzcuğum – Oğuz Tansel’e Mektuplar (2012: Yapı Kredi Yayınları).

 

Dağı Öpmeler adlı şiir kitabından derlediğim şiirlerle Oğuz Tansel’in gördüğü Anadolu’yu ve masalsı evrene bir yolculuk yapın istedim, iyi okumalar…

 ANTALYA DOLAYLARI

1/

Bir mayıs günü geçtik

Torus’ları*: Türkdağları, Akdağ,

Gidengelmez, Küpe, Yarpuz,

Kaplan boyasında, sırtları

Yurdumun başı güneşli dağları,

Söylence güzelliğinde orman,

Güneş ışını düşemez yere.

 

2/

Boyasını konuşturur meşe, çam

Başuçları tutkuyla emer maviliği

Seçkin güzellik, bu görkem

Anlatılamaz, görünce kalakaldık.

Zakkum çiçekleri, yolumuzu

Kınalayan ırmak; uçuşur düşçe

Göğün aynası Manavgat çayı;

İnciler saçan alımlı çavlan

Yaratır binbir ebemkuşağı.

 

3/

Korkusuz söylence yiğitleri

Tıklar çağların kapısını

Usumda Bellerophon’un serüveni

Benzer güzelliğiyle de Yusuf’a

Tanrıçanın verdiği altın gemle

Yakalamış gök kanatlı aygırı,

Ejderhayı tepelemiş Yanartaş’ta

Yüreğine oturan kardeş acısı

Dolaştırır, sürgün gibi yad elde

Özlemle, sevgiyle kanatlanıp

Çaldık konuşan tunç kapıları. 

KINDAMLI KONUŞMA

 1/

Dün akşam açınca kapımı

Ulus’la geldin içeri,

Bu kavuşmaya sevindim denizce,

Kitabımızın başına darısı.

Verimli sayılmaz bu yaz’ım,

Konukların kapı tıkladığı aylar,

Canciğer, sevdiklerim hepsi de

Sanatsa kıskanç sencileyin,

Kimseyle bırakmaz uğraşmaya.

Büyükaşlama’daki kadın:

Kilimin başına oturdun mu?

Hiçbir nen düşünme başkaca

Ustanın unutamadığım sözü.

Yazı, resim de tıpkı böyle.

Ceylanın kaçışında, kartalın

Uçuşunda düşlerim Kındam’ı,

Temmuzlanır düşümün ortası.

Yaz mavisi ovanın aklığında

Çoğaltıyorum TUTUŞAN DENİZİ;

Yıldız ışığı’’evetli yirmialtı’’

Dilsiz bahçesinden armağan.

Kekliğin sekişi, ışır kayada;

Yavşan, kekik, gündöndü moru

El ele kındamlanır Samanyolu.

GÜNEŞE TÜRKÜ

III

Mor şebboy açar karakışlı,

Sevi bulutu közleşir,

Oyunda çocukça unutulur urun

Düşüme giren perimsi ceylan,

Ateş böceğine ışılar kirpikleri.

Mutluluk savaşla geçer ele.

Gecenin birinde unutulan günışığı

Ak köpüklü ak urun denizi

Uykulu gözleri unutur günü,

Bilelikte açar sevi kardeleni.

 

Erime ballı yıldız kayması,

Barışla anlamlı yeryüzü

Dişi koku, arşınlatır yolu,

Büyür kavuşmanın özlemi.

Kan yakar sevi tomurcuğu,

Doruğunda, bülbülleşir güneş,

Yıkılır karacıların duvarı…

Ayrılış şimşek kanatlı at

Görkemli yıldız tufanı

Sevi ölümce güçlü.

YAŞAMA GÜCÜ

Dört güzel baş omzumda:

Dönüşüverir bire

Bir olunca senli, dört:

Dudağında, yıldızlı su:

Bir içsek istem dolu:

Çiçek kesilir yer gök…

 

Dergi, kitap azıklı,

Seç menevşeli yolu:

Yandığım yer kül harman,

Gömüt taşım granit

Yel söyleşir seninle,

Yalnızlığım deniz…

Yitemez umudumuz…

AÇIK SEÇİK

 Her gün bir perde attım,

Çile, kin çektim üstüme;

Çiçeklenir dört mevsim

Yanmadan donmadan

 

Göğüs geçirme boşuna değil,

Taşınır yük, aşılır dağ;

Nerde sende o çatal yürek

Yere düşmez kanım. 

ÇAĞRI

IV

 Bu Takkalı, şu Loras, Ova.

Seviyse katkısız, en arısı

Doğmuyor gün, akmıyor su.

Yolumuz ışıklı halk çizgisi,

Tomurcuğun sürmesi patlaması

Ağartalım geceyi, düşmana karşı;

Sözün özü: Ölümden güçlü sevi.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here