Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1384

Yayınladığı videolar ile YouTube ve Twitter’da önemli bir izleyici kitlesi olan Ümid Gurbanov’u kendi cümleleriyle tanıyıp çevirilerine göz atacağımız bir içerik hazırladık sevgili okur, keyifli okumalar!

“Çevirmen değilim, fakat bir şeyler çevirmekteyim. Niye mi? Aslında belli bir sebebi yok. Okumak, izlemek, aramak istediğim çoğu şeye dair Türkçe bir kaynak bulamıyor, dolayısıyla yabancı kaynaklara yöneliyordum. Öte yandan, neden böyle şeyler Türkçeye kazandırılmıyor ki diye düşünüyordum. Elbette ki böyle bir veryansında samimi olan kimse için atılacak adım bellidir: Neden gücüm yettiğince ben bir şeyleri çevirip Türkçeye kazandırmıyorum ki diye düşündüm. Ve olaylar gelişti.

Yaptığım çevirilerin az-çok bilinmesi son bir-iki yıldır gerçekleşmiş olsa da, irili ufaklı, hele ki anonim olarak yıllarca çeviriler yaptım. Yaklaşık on yıllık bir mazim var sanırım bu konuda ve anonim olarak yaptığım kimi işleri ben bile unuttum, çünkü belli bir yerde toplamadım onları. Tabii ki bundan gerekli dersleri çıkardım ve son üç-beş yıldır kendime ait sosyal hesaplarda bunları derli toplu tutmaya çalışıyorum.

Sanırım çevirilerdeki ilk (ve bir açıdan hala devam eden) motivasyonum, çevirdiğim kişiye karşı olan minnet borcumu ödemekti. Çünkü yaptığım işlerin birileri tarafından da çok beğenilip izleneceğini hiç düşünmedim, doğrusu hala da milyonlara ulaşmış bir başarı yok karşımızda; sadece benzer ilgi alanlarına yönelmiş kişiler olarak bir araya gelmiş gibiyiz daha çok. Bu açıdan, izlenme kaygısıyla değil de, bana çok şey kattığına inandığım isimleri çevirme niyetiyle çıktığım yolda tabii ki ilk zorlu virajımı Emil Michel Cioran ile aldım. Hayatımın sonuna kadar yaptığım en değerli işlerden bir olarak göreceğim bunu.

 

Sonrasında gelen bir tavsiyeyle birlikte, bir diğer önemli yazar olan Mikhail Bulgakov’un Usta ile Margarita adlı eserinden uyarlanan 10 bölümlük bir Rus dizisi olduğunu gördüm. Rus yapımı bir dizinin de yine hiç izlenmeyeceğini kolaylıkla varsaymakla birlikte, kollarımı sıvamaktan da geri durmadım. Doğrusunu söylemek gerekirse, oldukça eğlenceli (ve bir bakıma da uzun süren) bir süreçti.

 

 

Elbette ki bu sırada ufak tefek altyazı çevirilerini de araya sıkıştırıyor, Twitter’da duyurmaya çalışıyordum. Bu kısa çevirilerin arasında Albert Camus, Sylvia Plath, Gaston Bachelard, Virginia Woolf, Martin Heidegger, Ayn Rand gibi isimler vardı.

Ancak kısa videolardan ziyade, bütünlüklü olması açısından gücüm yettiğince önemli belgesellerin çevirilerini de yapmayı sürdürüyordum. Özellikle Jean-Luc Godard’ın 8 bölümlük Histoire(s) du Cinéma’sı, Bertrand Russsell’ın 1959 tarihli röportaj kaydı ve Jacques Derrida hakkındaki 2002 tarihli belgesel kayda değer bulduğum çalışmalardandır.

Ancak sanıyorum ki insanların böyle bir şeylerin çevrildiğine dair ilk geniş çaplı haberdar olması Michel Foucault ile Noam Chomsky arasında gerçekleştirilen 1971 tarihli tartışma kaydını yayınlamamla oldu. Bunun gibi işlerin maddi bir getirisi olmadığı ve popüler bir şekilde tüketilemediği için pek yapılmaması sebebiyle, birilerinin bunlarla uğraşması, Türkçede böyle çeviriler görmek isteyenleri sevindirdi sanıyorsam. Tabii ki inkar etmeyeceğim, bir açıdan bunlara ilgi duyan insanların olduğunu görmek daha demin belirttiğim ilk motivasyon kaynağımın yanında ikinci motivasyon kaynağı olarak yerini aldı: Bu videoların evrenin boşluğuna gitmediğini, şöyle veya böyle ilgi duyan insanlar tarafından izlendiğini bilmek beni mutlu etti. Hatta zaman zaman bazı üniversitelerin derslerinde çeşitli çevirilerimin derslerde izletildiği gibi geri dönüşler aldığımda hissettiğim gururu siz tahmin edin.

 

Bu gelişmeler üzerine biraz daha sistemli bir şekilde üretkenliğimi sürdürmeye başladım.

Ancak hayatımda çok önemli bir yere sahip olan Douglas Adams’ı özel olarak anmadan ve tam da ilk motivasyon kaynağım olan, ona karşı olan minnet borcumu ödemek istememden yola çıkarak yaptığım “Papağanlar, Evren ve Her Şey” adlı işten özel olarak bahsetmezsem olmaz. Bana göre her insanın hayatı boyunca mutlaka okuması gerekenlerden biri olan Otostopçunun Galaksi Rehberi serisinin yazarı Adams, ölmeden önceki bu son konferansında, bir buçuk saat boyunca keskin zekasını canlı olarak izleme fırsatını bizlere sunuyor. Hatta doğrusu, öyle önem vererek yaptım ki bu işi, sadece Türkçeye çevirmekle kalmadım, başka dillere çevirmek isteyenler olur diye İngilizce altyazısını bile hazırlayarak yayınladım.

 

 

Yine sıkıcı olacağı için adını geçirmediğim pek çok isme isme ait kısa soluklu çeviriler yaparken, özellikle psikolojiye ilgi duyanların keyifle izleyeceğini umduğum ve bir açıdan da öyle olan 1959 tarihli Carl Gustav Jung videosunu yayınladım. Bunda da tıpkı Douglas Adams’da olduğu gibi Türkçenin yanında İngilizce altyazı da hazırladım, çünkü mümkünse başka dillere çevrilmesini de istedim.

 

Bu kadar isme rağmen bu çevirileri bir  olarak yapmadığımı, aslında tamamen boş zamanımda ürettiğimi, maddi bir gelir ve destek görmediğimi, Türkçede olması gerektiğine inandığım şeyleri gücüm yettiğince çevirdiğimi belirtmek isterim. Dolayısıyla şartlar el vermediğinde aslında buna devam edemeyeceğimi, şartların el vermesi için güçlü bir temenni duymaktan başka bir şeyin de elden gelmediğini ayrıca söylemek isterim. Zaten son 1 aydır el vermeyen şartların etkisiyle tek satır çevirmemiş, ama yine önemli bulduğum bir yazara ait elli dakikalık bir belgeselin çevirisiyle geri dönmek istemiş ve başarmıştım.

Tüm bunlardan çıkarılacak bir ders yok sanırım. En nihayetinde hala ve ısrarla çevirmen değilim diyebiliyorum, fakat bir şeyler de çevirmekteyim diye ekliyorum. Tek yaptığım şey, eksik gördüğüm bir şeyden sadece şikayet etmek yerine, o şeyin eksikliğini gidermeye çalışmak oldu. Tabii ki bunu da kendimi hırpalamadan, gücüm yettiğince ve en önemlisi keyif aldıkça sürdürmek niyetindeyim.”

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1384

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here