Bugün 30 Ağustos Zafer Bayramı. Üzerinden kaç yıl geçerse geçsin bu kutlu günü anmak da bizim yegane görevimiz. 2.Viyana Kuşatması’ndan itibaren geri çekilen biz Türkler önce Sakarya Meydan Muharebesi ile ilk kez savunmayı bırakıp saldıran konumuna geçmiştik. Ardından bizzat Mustafa Kemal’in başkomutanlığını yaptığı Başkomutanlık Meydan Muharebesi yani Büyük Taarruz’la tekrardan taarruza geçtik. I.Dünya Harbi’nden sonra Çanakkale ruhuyla başlayan Milli Mücadelemiz bu savaşın zaferle taçlanmasıyla son bulmuştur. Bu bakımdan bu savaşın Türk tarihinde yeri büyüktür.

Tarihimize konu olan Milli Mücadele, elbette ki sanata da yansımıştır. Bugün Kurtuluş Savaşı konulu resimlere baktığımızda; ressamların, savaş ortamının hüznünü, acısını ve tahribini bütün gerçekliğiyle gözler önüne serdiğini fark ederiz. Bu dönem resimlerinde amaç; savaş hüznünü, yıkıcılığını yansıtmanın yanında, ulusallık ruhunu ortaya çıkarmak, savaşın zor şartlarda kazanıldığını belgelemektir.

Halil Dikmen’den “İstiklal Savaşı’nda Mermi Taşıyan Kadınlar” adlı tablo.

Renk ve kompozisyon bakımında ressamın en ilgi çekici eseri olan İstiklal Savaşı’nda Mermi Taşıyan Kadınlar adlı tablo, savaşta kadın-erkek topyekün düşmanla mücadele eden halkın tasviri açısından önemlidir. Altı kadın ve iki çocuğun, öküzler ile kağnıyı çektiği bir sahnenin sergilendiği resimde, yalın ayaklı kadınların vakur duruşu dikkat çekici. Kurtuluş mücadelemizdeki kadın figürü bu resimde en iyi şekilde anlatılmıştır.

Namık İsmail’in “Topçular” adlı tablosu

Namık İsmail’in resimlerinde gerçekçi figürler, izlenimci manzaralar hakimdir. Bu tablosunda da savaş ortamının kasveti en iyi şekilde anlatılmıştır. Sargılı başıyla elindeki mermiyi kaldıran ve mücadeleye devam etmeye çalışan asker resmin en dikkat çekici noktası. Diğer yandan topu ateşe hazırlayan ve yaralı bir halde yatan askerler de resmin kompozisyonunu oluşturur nitelikte. Renk kullanımı ve tonlamalar, savaş ortamının korkunçluğunu ve karanlığını özetliyor. Yerde öylece duran boş mermiler, dağılmış eşyalar, açık olmayan gökyüzü, arazinin kum ve kayalıkla dolu olması savaşın tahribatının derecesini görmemiz açısından da önemli.

İbrahim Çallı’dan “Biraz Su/Yaralı Düşman Askerine Yardım Eden Türk Askeri” adlı tablo

Cephe gerisine ayna tutan bu eser; savaş gibi hırçınlıklarla dolu bir ortamda, insanlığımızı kaybetmediğimize dair güzel bir tasvir. Bitap bir halde duran ve su isteyen düşman askerine matarasındaki suyunu gocunmadan veren kahraman Türk askeri konulu bu eser, Türk resminde dışa vurumculuğun ilk örneklerinden biridir.

Ruhi Arel’den “Hilal-i Ahmere Yardım” adlı tablo

Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin kurucusu olan idealist ressam Arel’in, Türk milletinin yokluğa ve savaşa rağmen yardım için elinde ne varsa mücadele için bağışladığını gösteren, yardımlaşma içerikli tablosu.

Sami Yetik’in “Cephane Taşıyan Köylüler” adlı tablosu

Cephede olduğu kadar, cephe gerisinde de savaş hükmünü sürdürüyordu elbette. O dönemde, milletin tamamından bir ordu kurulmuştu. Engebeli arazide öküzlerle beraber kağnı çeken köylüleri anlatan bu tablo, koşullar ne kadar zor olursa olsun, Türk köylüsünün azmini ve iradesini gösteriyor.

Hikmet Onat’dan “Siperde Mektup Okuyan Askerler” adlı tablo

Kompozisyon bakımından duygusal olan bu eser; yurdunun, evinin hasretini çeken askerleri konu alır. Savaştaki asker psikolojisine ayna tutar. Eserde, 4 asker resmedilmiştir. Büyük ihtimalle okuma-yazmayı bilen bir tanesi, tek tek hepsine evlerinden gelen mektupları okumaktadır. Dinler vaziyette bulunan askerlerin açısı da, okuyan askere göre ayarlanmıştır ve bütün ilgi ondadır. Yanı başlarında savaş olurken bir yandan ellerinde silahlarla, mektuplar ile hasret gidermeye çalışan askerin hali ve ortam atmosferi, izleyiciye gerçekçi bir şekilde yansıtılmıştır.

 Hüseyin Avni Lifij’den “Karagün” ve “Akgün”

Bakar bakmaz insanın soluğunu keser nitelikte olan bu eserde en dikkat çekici nokta önde yatan yarı çıplak kadın figürüdür. Resimde harap edilmiş, yağmalanmış ve yıkılmış bir köy tasviri vardır. Bu eser, hiçbir eserin yapamadığı kadar yaşanılan acıyı iliklerimize kadar hissetmemizi sağlıyor aslında. İşgalci güçler tarafından tahrip edilen bir kasaba ve tecavüze uğradığı izlenimine kapıldığımız bir kadın. Kadının üst tarafında ölü bir bebek ve dikkatini ölü bebeğe ve kadına veren bir kartal. Savaşın sadece cephede değil, bütün yurtta hakim olduğunu anlamamızı sağlayan önemli bir eser.

Aynı ressamın Akgün isimli bu eseri de kazanılan zaferin, işgalcilerden kurtarılan memleketin, yok oluştan tekrar doğuşa geçen bir milletin haklı gururunu simgelemektedir.

Şeref Akdik’in “Atatürk Telgraf Başında” adlı tablosu

Resimde bir masada telgraf manyetosu başında çalışan telgrafçı, masaya oturarak onu izleyen Atatürk ve arkada duran iki asker kıyafetli kişi tasvir edilmiştir. Yukarıda asılı gaz lambasının aydınlattığı Atatürk, sivil kıyafetleriyle resmin ana ögesidir. Resim, ışık-gölge açısından problemli olsa da Kurtuluş Savaşı’nın en sıkıntılı anını, etrafa egemen olan gerginliği Atatürk’ün duruşundan yansıtabilmesi bakımından önemlidir.

Hüseyin Avni Lifij-Savaş Alegorisi

Bu resim sanatçının sembolizmden etkilendiğinin göstergesidir. Resimde üç figür göze çarpar. Resmin tam ortasındaki yaşlı kadın ve yanında yatan çıplak ve yarı çıplak diğer iki genç kadın. Savaş ortamında çıplaklık mağdurluğu ve savunmasızlığı simgeleyebilir. Arkada ise mücadeleye devam etmeye çalışan askerler resmedilmiştir. Savaştaki mekan ve figürleri kırmızılı sıcak tonlar ile tasvir etmesi ortamın trajedisini yansıtmaktadır.

İbrahim Çallı’nın Türk Topçuları adlı tablosu

Resimlerinin konusu Türk askeri ve onun kahramanlıkları olan sanatçı, bu eserinde de cephedeki Türk topçularını resmetmiştir. Ortadaki figürlerin duruşundan savaş toplarını, atların da yardımıyla can havliyle çektikleri belli olmakta. Diğer yandan onlara eşlik eden süvari ise yol gösterircesine elini kaldırmış, onlara rehberlik eder vaziyette. Ressamlar savaş ortamını yansıtmaya çalışırken genelde kırmızı, sarı, kahverengi tonlarını kullanırlar. Burada da aynı şekilde savaş ortamının kasvetini belli etmek amacıyla sarılı tonlar egemen halde.

Bugün yapmış oldukları eserlerle, bir milletin yeniden doğuşundaki sancılı süreçleri en güzel şekilde, resimle bize aktaran Milli Mücadele dönemi ressamlarımıza da teşekkür borçluyuz. Kurtuluş Savaşı ortamını bize en iyi aktaran yöntem belki de resim sanatıdır. Sanatın toplumsal olaylara bağlı gelişmesi, sanatçıların tek bir noktadan hareketle kendi iç dünyalarına ve hayal güçlerine göre yaratma kabiliyetleri sonucu savaş, ortak bir dil olmuş ve resim sanatı ile yeniden vücut bulmuştur.