Çavdar Tarlasında Çocuklar, J.D.Salinger tarafından yazılmış ve roman olarak 1951 yılında piyasaya çıkmış bir kitap. Kitap ergenlik dönemindeki Holden Caulfield’ın hayatının belirli bir dönemini ele alıyor, bize kahramanımızın aslında hepimiz gibi normal bir hayatı yaşarken kendi içinde neler olup bittiğini gösteriyor. Mutlaka sizin veya çevrenizdeki en az bir yakınınızın en sevdiği bir kitaplardan biri olduğundan hiç şüphem yok çünkü Holden Caulfield gibi düşünen birileri her zaman her zümrede vardır. Onun hissettiği  bu yalnızlığı ve buruk hüznü birçoğumuz günlük yaşantımızda hissediyoruz hatta kitap bitince ilk dikkatimizi çeken, Holden’ın yaşadığı bu varoluşsal sancıları kendimizin de yaşayıp yaşamadığını karşılaştırmamız. Salinger’in romandaki dili o kadar sade ve anlam yüklü ki sanki gerçekten de yanımızda oturan birinden dinliyoruz hikayeyi.

Gelelim bu kitapla alakalı ilginç detaya; suikastler. ABD Eski Başkanı Ronald W. Reagen’ın göğüsünden vurularak ağır yaralı olarak kurtulduğu suikast girişiminin faili John Hickley, Jr. için hazırlanan FBI raporunda evinde masasının üzerinde Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabının bulunduğunu gösteriyor. Hickley bu eylemiyle hayranı olduğu Jodie Foster’ı etkilemeyi hedefliyordu. Bu suikastin sırrı elbette bu kitapta yatmıyor fakat şöyle bir ayrıntı var ki raporlarda, Hickley’in psikolojisi ile Holden’ın psikolojisi yapılan incelemelerde benzerlik gösteriyor. Yaşlar, eylemler her ne kadar farklı olsa da aslında biraz daha detaylı baktığımızda karakter özellikleri benzerlik göstermekte.

Ölümü milyonları şoka uğratan John Lennon’un suikastinin arkasındaki isim Mark David Chapman, Lennon’u vurduktan sonra polis olay yerine vardığında Chapman’ı kitaba göz gezdirirken bulmuştu. Yine aynı bulgular Chapman’da da bulunmakta. Olması gerekeni yaptığını düşündüğünü belirten Chapman’ın bu ifadeleri Holden’ın “Zaten olacağı buydu, kaçınılmaz sonu kabullendik ve ona göre yaşıyoruz.” yaşam stiline çok büyük bir benzerlik göstermekte. Bir olay olur ve bunun sonucunda bir sonuç ortaya çıkacaktır, bazı olayların sonu zaten bellidir; bunu değiştirmek isteyen Chapman’ın fark etmediği şey ise olayın sonuçlarını yanlış yorumladığıydı. Aslında buradaki suç eğilimi Holden ile benzerlik göstermiyor. Fark edilmeyen benzerlik aynı psikoloji ile bu eylemi gerçekleştirdiği, yani Chapman zaten Lennon’ın açıklamasından sonra her halükarda bir eylem yapacaktı sadece bunun olumlu, olumsuz veya bu denli zarar verici olup olmayacağı bilinemezdi.

Toparlamak gerekirse, aslında kitabın bana kalırsa hiçbir şekilde suça itecek bir yanı yok ama akıcı ve sade dili, öğretici yanları ele alınınca bende yaşlı bir amcanın gençlik yıllarından bir kesit dinliyormuş hissi uyandırdı. Bu gibi hikayelerin bozuk bir psikolojide didaktik izlenim bırakması olası geliyor bana. Yani demem o ki kült haline gelmiş ve geniş çevrede kabul görmüş bu eserin okuyucularda uyandırdığı olumsuz durumlar olabilir fakat bu gibi nadir durumların bu denli büyük ses getiren eylemler olması da dikkat çekici. Ben yine de edebi anlamda güçlü bir eser olduğunu düşündüğüm için yine de tavsiye ediyorum.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here