“bir kelimeye
bin anlam yüklediğim zaman
sana sesleneceğim.”

Şiir, bir aza indirgeme sanatıysa, kuşkusuz bu işin önde gelen isimlerinden biri Özdemir Asaf’tır. O; yoğun düşünce ve duyguları, özenle seçtiği çarpıcı kelimelerle okuyucuya ustalıkla aktardı.

“benim söylemek için çırpındığım gecelerde,
siz yoktunuz.”

Asıl adı Halit Özdemir Arun olan ünlü şairin babası Mehmet Asaf, Danıştay üyesi idi. Yeni bir devletin temellerinin atıldığı o yıllarda, Atatürk’ün isteği üzerine Mehmet Asaf ailesi ile beraber başkent Ankara’ya yerleşti. 1922’deki şehir değişikliğinin ardından 11 Haziran 1923’te ünlü şair dünyaya geldi. Ancak Ankara’ya taşınmış olan bu hayat öyküsü, bu şehirde fazla sürmeyecekti. 8 yıllık Ankara yaşantısının ardından, 1930 yılında Mehmet Asaf’ın rahatsızlanıp hayatını kaybetmesi üzerine Halit Özdemir, annesi ve ikiz kız kardeşi ile beraber İstanbul’a döndü. Yine Atatürk’ün yönlendirmesi ile ikizler İstanbul’da eğitim hayatına başladı.

Henüz soyadı kanununun çıkmamış olması nedeniyle Halit Özdemir, bizim onu tanıdığımız adı olan “Özdemir Asaf” olarak okulda kayda geçirildi. Soyadı kanunu çıktıktan sonra annesi ve ikiz kız kardeşiyle birlikte “Arun” soyadını alacaklardı.

İlk ve ortaöğreniminin bir bölümünü Galatasaray Lisesi’nde gören Özdemir Asaf, 1941 yılında Kabataş Erkek Lisesi’ne geçerek ertesi yıl oradan mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandı ancak bir zaman sonra İktisat Fakültesi’ne geçti. Daha sonra yine karar değiştiren şair Gazetecilik Fakültesi’ne geçiş yaptı ancak okulunu tamamlayamadı.

“sana gitme demeyeceğim.
üşüyorsun ceketimi al.
günün en güzel saatleri bunlar.
yanımda kal.

sana gitme demeyeceğim.
gene de sen bilirsin.
yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim, 
incinirsin.

sana gitme demeyeceğim, 
ama gitme, Lavinia.
adını gizleyeceğim
sen de bilme, Lavinia.”

Özdemir Asaf’ın kağıda, kaleme şiire olan düşkünlüğü öğrencilik yıllarında başladı. En çok bilinen şiiri Lavinia’yı bu yıllarda platonik aşkı olan bir kızı düşünerek yazdı. Ortaya edebi bir şaheser çıkınca Özdemir Asaf bu şiiri bir yarışmaya göndererek değerlendirdi. Jüri üyeleri tarafından büyük beğeni toplayan şiir, yarışmada birinci oldu. Özdemir Asaf’tan kendi şiirini kürsüde okuması istendi ve o da bu teklifi kabul etti. Ancak o esnada, uğruna Lavinia’nın yazıldığı kadın da salondaydı. Özdemir Asaf şiiri okurken salonu terk eden bu kadın Mevhibe Meziyet Beyat’tır. Özdemir Asaf, hayatı boyunca ona olan aşkını hiçbir zaman inkar etmedi ve hatta o salonu terk ettiğinde bi’ hayli içlendiğini, huzursuz olduğunu dile getirmiştir.

Mevhibe Meziyet Beyat, eski bir valinin kızıdır. Güzel Sanatlar Akademisi’nde eğitim aldıktan sonra stilistlik ve resim öğretmenliği yapmıştır. Oldukça güzel bir kadın olan Beyat’ın, zamanında çok erkeğin canını yaktığı söyleniyor. Özdemir Asaf, bu güzel kadına sırılsıklam aşıktır ancak aşkı ne yazık ki karşılıksızdır. Mevhibe Meziyet Beyat, o zamanlar hocası olan ressam Edip Hakkı Köseoğlu’na gönlünü kaptırmıştır. Köseoğlu’nun ardından Beyat, gazeteci İlhan Selçuk’a kendini kaptırır ancak İlhan Selçuk sürdürdüğü “hızlı hayat” nedeniyle bu güzel kadın için uygun aday olmamıştır. Bunların ardından ünlü “Lavinia” Mevhibe Meziyet Beyat, Öztürk Serengil’le dünya evine girer, bu ilişkiden de umduğunu bulamaz ve kısa sürede yollarını ayırırlar. Belki de Özdemir Asaf, ah etmiştir de onun ahı tutmuştur, bilinmez.

Özdemir Asaf, en nihayetinde evlilik kararını Sabahat Hanım ile beraber aldı. Sabahat Hanım’a da kuşkusuz derin bir aşk besleyen Özdemir Asaf, onunla çok uzun uğraşlar sonucu evlenebilmiştir. Sabahat Hanım’ın okul değiştirmesi ile ayrı düşen çift uzun süre mektuplaşarak bağ kurmuşlar. Özdemir Asaf’ın okulunu yarım bırakması ve işsiz olması da evlenmeleri için büyük bir engel haline gelmiş. Ancak aşkları o kadar büyükmüş ki tüm zorlukların üstesinden gelip yuvalarını kurabilmişler. Lakin her güzel şey gibi bu evlilik de sona eriyor sevgili okurlar. Özdemir Asaf’ın duygularının, mantığından ağır basması Sabahat Hanım için sorun haline gelmeye başlamış. Bir aile babası gibi davranmayan Özdemir Asaf ile boşanmışlar. Boşanmışlar ancak Özdemir Asaf’ın mektupları bir süre kesilmemiş.

İlk evliliği süresinde Özdemir Asaf, Tanin ve Zaman gazetelerinde çalıştı. İlk yazısı ise 1939 yılında Servetifünun-Uyanış dergisinde çıktı. 1951 yılı geldiğinde nihayet kendi yayınevi olan Sanat Basımevi’ni kurup, kendi yayınlarını Yuvarlak Masa Yayınları adı altında topladı. 1962 yılına dek çeşitli dergilerde şiir ağırlıklı olmak üzere yazı ve çevirileri yayınlandı.

1962 yılında, Özdemir Asaf ikinci eşi Yıldız Moran ile evlendi. Yıldız Moran, Türkiye’nin ilk akademik eğitim almış kadın fotoğrafçısı ünvanı ile tarihimizi renklendirmekte olan bir sanatçıdır.

Özdemir Asaf’ın, Sabahat Hanım’dan bir kızı, Yıldız Hanım’dan üç oğlu olmak üzere toplam dört çocuğu olmuştur. Sabahat Hanım her ne kadar Özdemir Asaf’ın “aile babası olamaması” nedeni ile ondan boşanmış olsa da, Yıldız Hanım ile olan evliliğinde Özdemir Asaf sevgi dolu bir baba olmuştur.

1980 yılında hastalanan Özdemir Asaf, bir daha eski sağlığına kavuşamamıştır. Gün geçtikçe durumu ağırlaşan ünlü şair, soğuk bir kış günü, 28 Ocak 1981’de, 57 yaşında hayata veda etmiştir. Rumeli Mezarlığı’na defnedilen Asaf’ın yanı, kendisinden yıllar sonra vefat edecek olan eşi Yıldız Moran için boş bırakılmıştır. 1995 yılında da Yıldız Moran, Özdemir Asaf’ın yanına, sonsuzluğa uzanmıştır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here