Hatırlar mısınız Neighbours From Hell isiminde bir oyun vardı. Olabilecek en garip yollarla komşunuzu kızdırmaya çalıştığınız, oldukça eğlenceli bir oyundu. Benim de küçüklüğümde en sevdiğim oyunlardan biriydi. Hafta içi bilgisayar oynamam yasak olduğu için sabırsızlıkla hafta sonunu beklerdim ve hafta sonu olduğunda da annemle otururduk saatlerce komşumuzu nasıl kızdıracağız diye eğlenirdik. Tabii zaman içinde bu tarzda birsürü oyun çıktı. Puzzle türündeki oyunlar ne kadar yaratıcı olursa olsun oyunda bulmaca çözmekten başka bir şey yoksa maalesef sıkıcı olabiliyorlar. Fakat işin içine hikaye, ilginç mekanikler, görsellik gibi dikkat çekici özellikler girince oyunun sıkıcılığının pek önemi kalmıyor. Yine de eğlence faktörünü puzzle türündeki oyunlarda nadiren bulabiliyoruz. Bu yazıda o oyunlardan birini inceleyeceğiz: Untitled Goose Game.

Evet bu oyunun bir ismi yok. İlk başta “bu kadar baştan savma oyun mu olur? İsmi bile yok” diye düşünsem de oyunu oynadıkça neden isminin olmadığını anladım. Böyle bir oyuna nasıl isim koyabilirsiniz ki? Oyuna bir isim koyulursa abes kaçardı eminim ki. Geliştiriciler de en iyi şeyi yapmış ve oyunu isimsiz bırakmışlar. Peki nedir bu oyunu bu kadar özel kılan?

Oyunlarda genellikle iyi tarafta olan karakterleri oynarız. Kurtarılması gereken insanlık olabilir veya sadece bir insan olabilir. Untitled Goose Game’de ise tam tersi. Bu oyunda insanlığa savaş açmış, zorba bir kazı oynuyoruz. İşi gücü olmayan, tek gayesi normal yaşamaya çalışan kasabalılara hayatı zindan etmek olan bir kaz… Oyunun konusu bu kadar basit. Eğlence de burada başlıyor. Oyun, her aşamada bize birkaç maddeden oluşan bir yapılacaklar listesi veriyor. Biz de o listedeki maddeleri yapmaya çalışarak bir sonraki masum insanları delirtmeye geçiyoruz. Fakat yapılacaklar listesindeki görevlerin nasıl yapılacağı tamamen sizin aklınıza ve hayal gücünüze kalmış. Oyun bu konuda hiç ipucu vermiyor. Yapılacaklar listesinde ise sabah gazetesini okuyan bir adamın terliklerini çalarak onun yere çıplak ayak basmasını sağlamak, bir adamın yıllardır gözü gibi baktığı çiçeğini başkasına yanlışlıkla(!) kestirmek, evine ekmek götürmek için mesleğini yapan birinin kafasına kova geçirmek, minik bir çocuğun uçağını çalıp pazara koymak ve çocuğun o uçağı satın almasını sağlamak vb. gibi görevler var. Tabii bu görevleri yapmak istemeyebilirsiniz, tamamen özgürsünüz. Özgür olmadığınız tek konu insanların hayatını mahvetme görevi.

Oyunun kontrolleri oldukça basit. Birkaç tane tuş var, bu tuşlar; hareket etmeye, vaklamaya, eşyaları almaya ve yere koymaya, kanat çırpmaya yarıyor. Oyunun grafiklerinde ise oldukça canlı ve güzel renkler kullanılmış, hiç göze batmıyor. Karikatürize grafikler oyunu daha da eğlenceli yapan bir diğer unsur. Oyunun müziklerini ise Dan Golding bestelemiş. İsmi özellikle verdim çünkü oyuna özel bestelediği piyano “tınılarını” çok beğendim. Oyunun müzikleri dedim ama bildiğimiz müziklere benzemiyor. Enstrüman olarak sadece piyano kullanılmış ve piyano sesleri sadece hareketli zamanlarda ortaya çıkıyor. Yapılacaklar listesinden bir maddeyi yaptığımızda, gizli gizli bir şeyler yapmaya çalışırken, insanlardan kaçarken tatlı mı tatlı piyano sesleri, oyuna harika bir hava katmış.

Özetlemek gerekirse Untitled Goose Game, saf eğlenceden oluşan bir oyun. Patronunuza veya öğretmeninize sinirli misiniz? İnsanlar çok mu canınızı sıkıyor? Girin bu oyuna insanların hayatını zorlaştırıp sinirlerinizi boşaltın. Untitled Goose Game, Epic Games Store’da 33 TL, Steam’e ise 2020’de gelecek. İyi oyunlar!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here