Tunç Başaran‘ın yönetmenliğini üstlendiği Kaçıklık Diploması, Ayşe Nil‘in kitabından sinemaya uyarlanmıştır. 1998 yapımı olan filmin başrollerini Ayda Aksel ve Selçuk Yöntem paylaşıyor.

Demokrat partili bir babanın kızı olan Nur (Ayda Aksel), sosyalist Murat (Selçuk Yöntem) ile evlenir. Kötü bir çocukluk geçiren Nur için Murat ile kurduğu yuva da ona mutluluğu getirmemiştir. Evliliği boyunca sorumsuz bir kocanın yüküyle yaşama gayreti süren Nur için hayat içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Ağır ağır delirmeye başlayan Nur için bu belirtiler ışık çakmaları ile kendini belli eder. Nur bütün bunlara aklını kaçırmasının sebep olduğunu bilmeden yaşamına devam etmektedir. Evin bütün yükü onun üzerindedir ve kocası Murat ise sorumsuzluğunun yanında onunla bir şeyler paylaşan bir adam olmaktan çok uzaktır.

Babasından ve kocasından istediği sevgiyi, değeri göremeyen Nur için tek kıymetli erkek Mustafa Kemal Atatürk’tür. İçinde sevgi diye büyüttüğü her şeyiyle Atatürk’ü sevmektedir. Atatürk onu besleyen ve hayatta tutunacak bir şeyler verendir ancak Nur, Demokrat partili babası ve sosyalist kocasının arasında geçirdiği yılların sonunda akıl sağlığını kaybeder. Anlamsız davranışlar ve hareketler onun dışarıda bir hayat sürmesini imkânsız hale getirir. Nur bu durumdan kurtuluşu yine Atatürk’te ve içinde bir yerlerde sakladığı sevgide bulabilecektir.

Film Nur’u öyle bir yere yerleştirir ki, Nur adeta Türkiye’dir. İki ayrı fikir arasında sıkışmış bir Atatürkçü kadındır. Her iki taraf da kendi doğrularını ona kabul ettirmek için uğraşırken sonunda Nur’un kendisini kaybetmesine neden olurlar. Bu açıdan bakıldığında, Kemalist devrimler üzerine kurulu Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyalistlik, komünistlik, sağcılık, muhafazakarlık gibi düşüncelerde boğulup sonunda çıldırması güzel bir örnekle resmedilmiş diyebiliriz. Kitaptan uyarlanan film, tam da bunu anlatmış olmalı.

Film boyunca dönemin şartlarının bir kadını nasıl sömürdüğünü anlıyorsunuz. Eğitimli, evli bir kadın ve sosyalizmi savunduğu halde bunu kendisi uygulamayan bir koca. Filmdeki sahnelerden birinde Murat, Nur’un annesine sosyalizm üzerine nutuk atar: “Sosyalizm olduğu yerde paylaşım var, sömürü yok.” Nur’un annesi şöyle der Murat’a: “Sömürü yokmuş. Senin karına yaptığın sömürü değil mi? Oğlum sen sosyalizme ilk önce evinde başla.” İşte bu sahne, aslında birçok şeyi de özetliyor olabilir. İnsan önce kendinden başlamalı devrime. Sözleriyle değil eylemleriyle inanmalı bir fikre. Sosyalizmi sözle övmek yerine içselleştirip fikrine göre davranmalı. Film, bu fikri çok güzel bir örnekle işliyor.

Filmin sonuna geldiğinizde ise kurtuluşun nerede olduğunu anlıyorsunuz. Bir insanın kendini iyileştirmesinin kendiyle ilgili olduğunu görüyorsunuz. Tunç Başaran sinemasının keyif veren sinematografisiyle mutlaka ilham alacağınız bir film olacaktır. Depresif yapısının yanı sıra oldukça güldürücü, komik sahnelerin de olduğunu söylemeden geçmemeliyim.

Son olarak, filmin birçok ödülü bulunmaktadır, bunlar: En İyi Görüntü Yönetmeni (35. Antalya Film Şenliği-1998), En İyi 3. Film (35. Antalya Film Şenliği-1998), En İyi Özgün Müzik (11. Ankara Film Festivali-1999), En İyi Kurgu (11. Ankara Film Festivali-1999), En İyi Kadın Oyuncu (11. Ankara Film Festivali-1999), En İyi Sanat Yönetmeni (11. Ankara Film Festivali-1999), Işık (11. Ankara Film Festivali-1999), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (11. Ankara Film Festivali-1999), Dr. Avni Tolunay Özel Ödülü (35. Antalya Film Şenliği-1998), Arzu Okay Uzun Metraj Film Jüri Özel Ödülü (10. Orhan Arıburnu Ödülleri-1999), En İyi Kadın Oyuncu (10. Orhan Arıburnu Ödülleri-1999).

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here